TKP, sürece sürekli felaket tablosu çizerken, çözüm ve diyalog ihtimalini peşinen karalamak Türkiye’ye ne kazandıracak? Ülkenin geleceğini her değişim girişiminde ‘yıkım’ tehlikesiyle korkutmak, neye hizmet ediyor?
Her gelişmeyi felaket senaryosuyla okumak çıkış yolu mu?
Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan, yazılı basın açıklamasında, çözüm sürecinin Türkiye için öngörülemez yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini iddia etti. Okuyan, sürece müdahil olan uluslararası aktörleri işaret ederek, “Bu kadar aktörün devrede olduğu bir bölgesel yeniden yapılandırma girişiminde büyük krizler ve kırılmalar beklenmelidir” ifadelerini kullandı.
Ancak burada asıl sorun, Türkiye’de yıllardır süren kronik meselelerde en küçük bir değişim veya diyalog adımının bile önünü sürekli felaket senaryoları ile kapatma alışkanlığıdır. TKP gibi yapılar, toplumu sürekli korku, kriz ve tehdit diliyle uyarmakla yetiniyor. Oysa ülke sorunlarının gerçek çözümü, diyalog ve cesur adımlar atmaktan geçmiyor mu?
Uluslararası aktörler ve komplo söylemi: Değişen ne?
Okuyan’ın açıklamasında uluslararası sermaye, ABD, İsrail ve bölgedeki Arap iktidarlarının adı geçiyor; sürecin arka planında gizli ellerin olduğu ima ediliyor. Bu, sol hareketin on yıllardır tekrarladığı klasik “dış güçler” söyleminin bir devamı. Oysa dünyada tek başına izole kalmış, dış dinamiklerden etkilenmeyen bir ülke var mı? Türkiye gibi stratejik öneme sahip bir ülkenin, bu tür gelişmelerde sadece izleyici olması mı bekleniyor?
“Üç yanlıştan bir doğru çıkmaz” mı?
Okuyan, İsrail, ABD ve bölgedeki Arap rejimlerinin varlığını gerekçe göstererek, barış, diyalog veya işbirliği olasılıklarını toptan değersizleştiriyor. Peki, bu durumda hangi çözüm önerisi masada? Sadece “hayır” demekle, toplumu karamsarlık ve umutsuzluk içine sürüklemek neye hizmet eder?
Ülke olarak toplumsal uzlaşıya ve akılcı diyaloğa daha fazla ihtiyaç duyulan bir dönemde, her yeni süreci “ihanet”, “yıkım” ve “emperyalist plan” diyerek mahkum etmek gerçekçi ve yapıcı olabilir mi?
Farklılıklar ve diyalog demokrasinin gereğidir
Türkiye’nin önemli meselelerinde tek sesli, değişmez ve değişime kapalı bir tutumun çözüm getirmediği onlarca kez görüldü. Elbette sürecin riskleri olabilir, ancak diyalog ve çözüm arayışlarını kategorik olarak “yıkım” diye etiketlemek ne solun ne de ülkenin faydasına. Türkiye’nin güçlü ve bütünleşmiş bir gelecek inşa etmesi için tartışmaya, ortak akla ve karşılıklı güvene ihtiyaç var. Sadece komplo ve kriz senaryoları ile toplumun hareket kabiliyetini kısıtlamak, ülkenin demokratik kazanımlarına da zarar verir.
Haber-Yorum: Garabey
Yorumlar
Kalan Karakter: