Uluslararası gündemin odağı, ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında beklenen kritik zirveye çevrildi. Son 24 saatte hem Washington’dan hem de Moskova’dan gelen açıklamalar, iki liderin buluşması için diplomatik trafik hızlanırken, görüşmenin yeri ve tarihi konusunda prensipte mutabakat sağlandığı bildirildi.
Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov’un “Bir-iki gün içinde görüşme olabilir, yer üzerinde uzlaşıldı” açıklaması, diplomasi kulislerinde büyük yankı uyandırdı. Putin’in, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) olası zirve mekanı olarak gündeme gelmesini olumlu bulduğunu ima etmesi ise görüşmenin tarafsız bir ülkede yapılabileceği beklentisini güçlendirdi.
Beyaz Saray ise, ABD Başkanı Trump’ın hem Putin hem de Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile bir araya gelmeye açık olduğunu; ana gündemin Ukrayna’daki savaşın barışçıl yollarla sonlandırılması olduğunu belirtti. Trump’ın “Putin’le kısa süre içinde görüşme ihtimali çok yüksek” sözleri, zirvenin önümüzdeki hafta gerçekleşebileceği tahminlerini artırdı.
Zirvede Ne Masada Olacak?
Görüşmenin ana konusu, üç yılı aşkın süredir devam eden Ukrayna-Rusya savaşının geleceği. Trump yönetimi, Moskova’nın ateşkes ve barış konusundaki adımlarında ilerleme kaydedilmemesi halinde, Rusya’ya ve onunla ticaret yapan ülkelere “sert ekonomik yaptırımlar” uygulayacağı sinyalini çoktan verdi. Uzmanlara göre, Trump’ın Rusya’ya tanıdığı sürenin dolması, diplomatik baskıyı artırıyor.
Putin ise geçtiğimiz haftalarda Batı’ya “barış için gerçekçi şartlar” öne sürmüştü. Fakat Kremlin, Ukrayna’nın doğusu üzerindeki hakimiyet talebinden vazgeçmeye yanaşmıyor. Yabancı analistler, bu noktada her iki tarafın da temel kırmızı çizgilerinden kolay kolay geri adım atmayacağı görüşünde.
The Guardian’ın son analizine göre, Putin’in barış görüşmelerini gündeme getirmesi, Batı’daki savaş yorgunluğundan ve yaklaşan ABD seçimlerinden faydalanma arzusunu yansıtıyor. ABD’li siyaset bilimci Fiona Hill ise “Bu görüşme gerçek bir çözüm değilse, Rusya’nın cephedeki kazanımlarını kalıcı hale getirme girişimi olabilir” diyor.
Trump’ın Stratejisi: Hızlı Barış, Siyasi Kazanç
Trump’ın özellikle “savaşı kısa sürede bitirme” vaadi, Amerikan iç politikasında destek buluyor. Amerikan kamuoyu ve Cumhuriyetçi Parti içinde “yeni harcama ve savaş karşıtlığı” yükselirken, Trump’ın Putin’le doğrudan müzakereyle çözüm arayışı, kendisine seçim öncesi avantaj sağlayabilir. Ancak birçok Batılı diplomat, Trump’ın hızlı çözüme odaklanmasının, Ukrayna’nın güvenlik taleplerinin göz ardı edilmesi riskini de beraberinde getirdiğini savunuyor.
Zelenskiy ve Ukrayna’nın Kırmızı Çizgileri
Ukrayna tarafı, masaya oturmanın öncelikli şartı olarak kalıcı bir ateşkes, toprak bütünlüğü ve Batı tarafından garanti altına alınmış güvenlik taahhütlerini sıralıyor. Ancak son günlerde Kiev’den yapılan açıklamalarda, “Rusya ile masaya oturmadan barış mümkün değil, ancak Batı’nın desteği olmadan da hiçbir güvenlik garantisinin anlamı yok” vurgusu öne çıkıyor.
Dünya Ne Bekliyor? Fırsatlar ve Tehlikeler
Bu olası Trump-Putin zirvesinin kısa vadede savaşı bitirip bitiremeyeceği belirsizliğini koruyor. Yabancı uzmanlar ve medya kuruluşları, taraflar arasında kalıcı bir uzlaşma olmasa bile; en azından “sivil hedeflere saldırıların durdurulması, esir değişimi ya da insani koridorların açılması” gibi kısmî insani uzlaşıların gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor.
Bunun yanında, Putin’in bu zirveyi zaman kazanmak ve Batı’daki çözülmeyi hızlandırmak için bir taktik olarak kullanabileceği yönünde uyarılar da yapılıyor. Amerikan CNN International’a konuşan Brookings Enstitüsü uzmanı Steven Pifer, “Putin zamana oynuyor, yaptırımların gevşemesini ve Batı’nın bölünmesini istiyor. Trump ise hızlı bir barış imajı peşinde” diyor.
Tarihi Buluşmanın Eşiğinde
Gözler, önümüzdeki günlerde yapılacak resmi açıklamalara çevrildi. Eğer Trump ve Putin’in planlanan zirvesi gerçekleşirse, bu görüşme hem Ukrayna’nın geleceği hem de küresel güvenlik dengeleri açısından 2025 yazına damga vurabilir.
Dünya, iki nükleer gücün liderinin masada vereceği kararlara kilitlenmiş durumda: Barışa dair küçük bir umut mu, yoksa yeni bir stratejik hesaplaşmanın başlangıcı mı? Sonuç ne olursa olsun, bu buluşma şimdiden tarihin en kritik diplomasi anlarından biri olarak kayda geçti.
Haber-Yorum: Garabey
Yorumlar
Kalan Karakter: