Merhaba değerli okurlar,
Kapsamhaber’deki ilk köşe yazımla sizlerle buluşmanın heyecanı içindeyim. Uzun yıllardır muhasebecilik ve mali müşavirlik yapıyorum. Bu süreçte yalnızca sayılarla değil, insan hikâyeleriyle de karşılaştım. Her bir vergi beyannamesinin, her bir gelir-gider tablosunun arkasında, bazen umudunu kaybetmeyen, bazen ise çaresizliğe direnen küçük esnafın hikayesini gördüm.
Türkiye’de küçük esnaf olmak, çoğu zaman dar bir kaldırımda yürümeye benzer. Bir yanınızdan büyük marketler, diğer yanınızdan vergi yükleri ve artan maliyetler üzerinize gelirken, önünüzde ise sürekli değişen bir ekonomik iklim uzanır. Oysa her sokağın köşesinde bir hikâye, bir emek ve büyük bir mücadele vardır.
Büyük marketlerin gölgesi mahallelere düştükçe, küçük esnafın işi daha da zorlaşıyor. Müşteri azaldıkça, umudun da azaldığını görüyorum. Sadece satış değil, aidiyet de kayboluyor; mahalle bakkalıyla müşteri arasındaki selam, sohbet ve güven de tehlikeye giriyor. Hesap kitap işleriyle uğraşırken, çoğu zaman en çok zorlayan kalemin ‘belirsizlik’ olduğunu düşünüyorum. Çünkü önünü göremeyen esnaf için sadece ay sonu değil, gelecek ay da endişe kaynağı.
Devletin verdiği destekler çoğu zaman tabelada kalıyor. Uygun kredi bulmak neredeyse imkânsız. Vergi sisteminin karmaşıklığı ise esnafı hataya zorluyor, cezalarla moralini daha da bozuyor. Oysa basit ve anlaşılır bir sistem, bir nebze de olsa yüklerini hafifletebilir.
Bunca zorluğa rağmen, küçük esnaf hâlâ ayakta kalmaya çalışıyor. Onları ayakta tutan, alışkanlıkları değil; azimleri, sabırları ve yaşadıkları yere duydukları sevgi. Bir ülkenin ekonomik bağımsızlığının, mahalle arasındaki o küçük dükkânlarda saklı olduğunu anlamak gerek. O yüzden, esnafın hikâyesi bitmedikçe, bu ülkenin hikâyesi de bitmeyecek.
Görüş, öneri ve eleştirilerinizi bekliyor, tüm küçük esnafımıza güç ve kolaylık diliyorum.
Hasan Yazıcı
Mali Müşavir
Yorumlar
Kalan Karakter: