Samsun’da yeraltı suyu seviyeleri, iklim değişikliği, tarımsal faaliyetler ve kentleşme baskısı nedeniyle günden güne değişiyor. Karadeniz Doğal Hayatı Koruma ve Su Sporları Derneği Başkanı Bayram Uzunoğlu ile şehrin su rezervi gerçeklerini, yaşanan riskleri ve çözüm yollarını konuştuk.
Soru: Sayın Uzunoğlu, Samsun’da yeraltı suyu seviyelerinin mevcut durumu nedir? Bize genel bir tablo çizer misiniz?
Bayram Uzunoğlu: Samsun, Türkiye’de yeraltı suyu kaynakları açısından şanslı illerden biri. Özellikle Yeşilırmak ve Kızılırmak deltaları hem zengin yüzey sularına hem de çok değerli akiferlere sahip. Ancak bu kaynakların büyüklüğü bizi yanıltmamalı; çünkü sürdürülebilir yönetim olmazsa, büyük kaynaklar bile hızla tükenebilir. Yeşilırmak Havzası’nda şu an 54 yeraltı suyu kütlesi var. DSİ tarafından yapılan ölçümlerde bazı kütleler “iyi durumda” ama bir kısmı “zayıf” ya da “yetersiz veri” ile kayıtlara geçmiş durumda. Ayrıca, son yıllarda iklim değişikliği nedeniyle yağış rejimi bozuldu, 2024 yılında özellikle ciddi kuraklıklar ve düşük kar yağışları nedeniyle beslenme oranı düştü. Akiferlerin hidrojeolojik rezervinin teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir miktarı yaklaşık 48 kilometreküp olarak kayıtlarda, ancak bu miktar, iklim değişikliğinin etkisiyle önümüzdeki yıllarda azalabilir.
Soru: Son yıllarda kuraklıkların, Samsun’daki yeraltı suyu rezervlerine etkisi ne oldu?
Uzunoğlu: 2024 yılındaki kuraklık çok belirleyiciydi. Kar yağışlarının yetersiz olması, yeraltı suyu kaynaklarının beslenmesini ciddi anlamda olumsuz etkiledi. Özellikle deltada, kar erimelerinin yeraltına sızarak depolanması bizim için çok önemliydi. Kurak yıllarda ise, suyun yüzeyden hızlıca akıp gitmesi, yeraltı rezervlerinin takviyesini sekteye uğratıyor. Ayrıca, sulama sezonunda, özellikle Çarşamba Ovası gibi tarımsal üretimin yoğun olduğu bölgelerde aşırı su çekimi nedeniyle seviyelerde dönem dönem 2 metreye kadar düşüşler kaydedildi. Bu sadece bir yılın değil, birden fazla yılın üst üste kurak geçmesi halinde daha da kritik hale geliyor.
Soru: Bu düşüşlerin kent ve çevre sağlığına etkileri nedir?
Uzunoğlu: Birincisi, yeraltı suyu seviyesi düştükçe suyun kalitesi de bozuluyor. Özellikle kıyı bölgelerinde, örneğin Çarşamba Ovası’nın denize yakın kısımlarında, deniz suyu girişim riski artıyor. Bu, tarımsal ve içme suyu kaynaklarının tuzlanması demek ki, ciddi bir tehlikedir. Ayrıca aşırı su çekimi, yeraltı sularında doğal dengenin bozulmasına yol açıyor. Akiferler fazla çekilirse, zamanla çökme, toprak oturması gibi jeolojik riskler ortaya çıkabiliyor. Bunu dünyanın birçok yerinde gördük, Türkiye’de de riskin kapıda olduğu alanlar var. Kırsalda ise çiftçiler sulama için daha derin kuyular açmak zorunda kalıyor. Bu, hem ekonomik maliyeti artırıyor hem de enerji sarfiyatı bakımından sürdürülemez bir durum.
Soru: Yeraltı suyu seviyelerinin izlenmesi nasıl yapılıyor? Yeterli mi?
Uzunoğlu: Yeraltı sularının izlenmesi için belirli bölgelerde gözlem kuyuları açılıyor ve bu kuyulardan düzenli aralıklarla ölçüm alınıyor. Ancak Samsun gibi büyük ve çeşitli coğrafyaya sahip bir şehirde mevcut izleme ağı yeterli değil. Daha fazla gözlem noktası gerekiyor. Ayrıca jeofizik mühendisleri detektörler ve toprağın geçirgenlik oranını değerlendiren cihazlarla yeraltı sularının yerini, debisini ve seviyesini tespit ediyorlar. Fakat hem güncel hem de kapsamlı veri toplanması için, belediyeler, DSİ ve akademik kurumlar arasında daha güçlü bir veri paylaşımı ve işbirliği şart. Yoksa aldığımız önlemler gecikebilir.
Soru: Yeraltı sularının kullanım alanları Samsun’da nasıl dağılıyor?
Uzunoğlu: Yeraltı suları çoğunlukla içme suyu olarak kullanılıyor. Ancak tarımsal faaliyetler, özellikle sulama, ciddi oranda su çekimine yol açıyor. Sanayide ise son yıllarda yeraltı suyu kullanımında bir artış var; çünkü bazı sanayi tesisleri kendi ihtiyacını karşılamak için kuyu açıyor. Bu durum, şehrin farklı noktalarında yeraltı suyu seviyelerinde dengesizliğe sebep olabiliyor. Bizim önerimiz, suyun kullanım alanlarına göre kota ve denetim getirilmesi. Aksi halde, özellikle yaz aylarında aşırı sulama nedeniyle hem su kalitesi düşer hem de seviyelerde tehlikeli düşüşler meydana gelebilir.
Soru: Kıyı bölgelerinde görülen deniz suyu girişimi tehlikesi ne kadar ciddi?
Uzunoğlu: Özellikle Çarşamba Ovası’nın kıyı kesimlerinde ve deltaya yakın bölgelerde bu risk çok yüksek. Deniz suyu yeraltı suyuna karıştığında, hem tarımsal verimlilik hem de içme suyu kalitesi hızla bozulur. DSİ bazı alanları “yüksek riskli” ya da “riskli” olarak belirledi. Bu bölgelerde acil önlem alınmazsa, kısa vadede önemli bir ekonomik ve çevresel zarar doğar.
Soru: Atalarımız, su kaynaklarını korumak ve yeraltı suyu düşüşünü engellemek için neler yapmışlar? Bugünden farkı nedir?
Uzunoğlu: Aslında, atalarımız teknolojik imkânları çok kısıtlı olmasına rağmen suyun değerini çok iyi biliyorlardı. Yağmur suyu hasadı, sarnıçlar ve göletler inşa ederek, yüzey sularını toplayıp depolamışlar. Bu depolar, kurak mevsimlerde hayati bir kaynak oluyordu. Ayrıca, suyun aşırı ve kontrolsüz kullanımına karşı hep dikkatli davranılmış; örneğin, kuyular elle ya da basit pompalarla çekildiği için bugünkü gibi derin ve hızlı çekimler söz konusu değildi, doğal bir denge sağlanıyordu. Teraslama, malçlama, ağaçlandırma gibi yöntemlerle toprağın suyu tutma kapasitesi artırılmış, böylece yüzeyden gelen suyun yeraltına sızması kolaylaştırılmış. Yani hem suyun toplanması hem de yeraltına geçmesi sağlanmış.
Diğer yandan, suyun toplumsal paylaşımı da çok önemsenmiş. Su kemerleri, maslaklar, çeşmeler gibi yapılar sadece dağıtım için değil, kontrollü ve adaletli kullanım için de tasarlanmış. Bugün, bu kadim uygulamalardan öğrenecek çok şeyimiz var. Modern teknolojinin olanaklarıyla birleştirirsek, Samsun ve Karadeniz genelinde suyun sürdürülebilir yönetimini başarabiliriz.
Soru: Sizce günümüzde en acil önlem nedir? Samsun ve bölge için neler öneriyorsunuz?
Uzunoğlu: Öncelikli olarak, yeraltı suyu kullanımı için kota ve sıkı denetim getirilmesi şart. Ayrıca, yağmur suyu hasadı şehir merkezleri dahil yaygınlaştırılmalı. Tarımda vahşi sulamadan vazgeçilmeli ve modern sulama sistemlerine geçilmeli. Kıyı bölgelerde deniz suyu girişimini önlemek için yeraltı barajları gibi koruyucu mühendislik çözümleri acilen değerlendirilmeli. Yeraltı suyu seviyeleri ve kalitesi sürekli izlenmeli, bu veriler kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmalı. Ve tabii, suyun kıymetini toplumsal olarak yeniden hatırlamalı, çocuklarımıza da bu bilinç aktarılmalı.
Soru: Son olarak Samsunlulara bir çağrınız var mı?
Uzunoğlu: Su, toprağın ve insanlığın ortak mirasıdır. Her damla kıymetli. Kişisel hayatımızda da, tarlada da, fabrikada da, musluk başında da suyu gereksiz yere harcamayalım. Unutmayalım ki bugün çektiğimiz bir fazlalık, yarının kuraklığı olabilir. Suyu birlikte koruyalım, Samsun’un ve Karadeniz’in doğal zenginliğini geleceğe birlikte taşıyalım.
GARABEY
Yorumlar 1
Kalan Karakter: