Hükümet Nasıl Devrilir?
 

Yıldıray Oğur, 2010'da sona eren askeri vesayet boşluğunun Gezi ile doldurulmaya çalışdığını aktardı. Oğur, Türkiye'de gerçekleşen darbelerde yer alanların Gezi Parkı'nda da yer aldıklarına dikkat çekerek üç gruptan oluştuğunu ifade etti. Halime Kökçe, "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" diyenlerin Gezi fotoğraflarına gimek istemediklerine dikkat çekti.

POLİSİN GEÇEN SENEKİ TAVRINDA BİR BİT YENİĞİ VARDI

Yusuf Ziya Cömert, geçen sene başlayan Gezi olaylarında polisin müdahalesinde bir bit yeniği olduğunu söyledi. Cömert, bir takım soruların da cevapsız kaldığına dikkat çekti.

“Polisin geçen seneki tavrında bir bit yeniği vardı. Geçen seneki bir soru işareti vardı. Bütün toplumda vardır bu. Herkeste “ya bu niye böyle oldu” “niye şu şöyle oldu” “çadırı neden yaktılar, kim yaktı” bu sorular vardı. Yakmasan olmuyor muydu falan filan diye bir takım şeyler vardı.”

DARBE OLAYLARINDA YER ALMIŞ KİŞİLER GEZİ’DEYDİ

2010 yılında askeri vesayetin gerilemesiyle boşluk oluştuğuna dikkat çeken Yıldıray Oğur, bu boşluğun Gezi olaylarıyla doldurulmaya çalışıldığını ifade etti. Oğur, Türkiye’nin darbeler geçmişinde yer alanların Gezi olaylarında da olduklarına dikkat çekti. Oğur, “Gezi’den eski Türkiye’nin direnişi çıktı” dedi.

Yıldıray Oğur şunları söyledi:

“Gezi olaylarında ilk gün Twitter’da “insanların TSK yerine STK’ları tercih etmesi iyi bir şey” gibi bir şey yazmıştım. Mantık aslında şuydu. Türkiye’de normal demokrasilerde muhalefetin yapması gereken, meclislerin yapması gereken işi TSK yapıyordu. Hükümetleri denetliyordu, kontrol ediyordu hatta bir kısım toplumun adına yapıyordu bunu. İnsanlar da onu vekil tayin etmişlerdi kendilerine. “Hükümet yanlış bir şey yaparsa bu durdurur” diye bakıyorlardı. O çekildikten sonra böyle bir açık ortaya çıktı.

-TSK silahsal sistemden çekildikten sonra bir boşluk oluştu

Çok enteresandır sivil vesayet, sivil dikta bu dönemde ortaya çıktı. TSK silahsal sistemden çekildikten sonra bir boşluk oluştu. Aslında normal demokrasilerde olması gereken şey oldu ama biz öyle bir sistem kurmuştuk ki; bu askerler, yargı böyle bir vesayet kurumlarıyla bir tür demokrasi taklidi yapılıyordu. Onlarla muhalefet partisi gibi veya iktidarın ortağı gibi davranıyorlardı. Medya da buna göre bir pozisyon aldı.

-Hepimiz zıplarsak hükümet devrilir

Gezi Parkı’nda olan şey askerlerin silahla, tankla, tüfekle, baskıyla yaptığı şeyin şiddetle, olağanüstü halle yapılmaya çalışıldığına döndü. “Biz hepimiz çıkıp zıplarsak bu hükümet devrilir” ya da “hepimiz bağırırsak ses çıkarırız ve o sandıktaki dengesizlik ortadan kalkar” buna döndü. Kötü olan buydu. Bu eski şeyin dönmesiydi.

-Darbe olaylarında bulunmuş insanlar Gezi Parkı’ndaydı

Bazı insanlar buna kızacaklar fakat 27 Mayıs’a doğru giderken, 28 Mayıs olaylarda bulunmuş insanların hepsi Gezi Parkı’nda var mıydı? Vardı. 28 Şubat’a destek vermiş olanlar, o eylemlere katılmış olan hepsi var mıydı Gezi Parkı’nda? Askeriyle (hapishanedekiler de dahil) destek verdiler. Cumhuriyet mitinglerine katılmış herkes var mıydı? Vardı. Bunlar ibaret değil, tamam ama bunlar hepsi var mıydı? Vardı. Başörtüsü yasaklarını savunan herkes var mıydı? Rektörlerinden, YÖK Başkanlarından, medyasından hepsi vardı. Bütün eski Türkiye dediğimiz şey oradaydı. Bunun yanına da onlara yeni eklenenler var. Eklenenlerin en ilginci Y Kuşağı, ergenlik diyelim aslında. Bir tür espriler, küfürler falan. İki; holiganlar. “Çarşı grubu geliyor” falan. Üçüncü de; o Molotof, barikat işlerini iyi bilen gruplar. Bu üçünden bir siyaset çıkmadı, çıkmazdı da zaten. Ve bunlar ancak eski Türkiye’nin bir direnişi olarak çıktı.”

“BU ŞEKİLDE EYLEM YAPSAYDIKHEPİMİZİ ASARLARDI”

Yusuf Ziya Cömert, “28 Şubat dönemi daha iyiydi” diyenlerin sözü ile "muhafazakar kesime dönük baskıların iyi olabileceği" demek istediklerini belirtti. Cömert, 28 Şubat’ta başörtüsü eylemi yapan Zekeriya Şengöz'ün “o zamanlar Gezi eylemleri gibi eylem yapsaydık hepimiz idam edilirdik” ifadelerini aktardı.

Yusuf Ziya Cömert konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Zekeriya Şengöz geçen hafta tahliye oldu. Neydi bunların suçu? 28 Şubat döneminde Malatya’da büyük bir başörtüsü eylemi oldu. Hiçbir yer vurulmadı, hiçbir yer kırılmadı, sadece sloganlar atıldı. Bu ve benzeri olaylardan dolayı 200 civarında kişi yargılandı, bunlardan bir kısmı da idamla yargılandı. Hiç, asla Gezi eylemleri boyutunda bir şey değildi. Hiçbir şeye vurmadılar, hiçbir şeyi kırmadılar, hiç kimseyle çatışmadılar. 28 Şubat döneminde olmuş bir işti bu. Burada çok sayıda kişi idamla yargılandı. Zekeriya Şengöz’de geçen hafta denetimli serbestlik kapsamında tahliye oldu. Zekeriya Şengöz bir şey söyledi: “Biz, o zamanlar şimdikine benzer bir eylem yapsaydık hepimizi asarlardı” dedi. Realite budur. Hani kıyaslıyorlar ya “28 Şubat dönemi daha iyiydi.” “28 Şubat dönemi daha iyi” dediği muhafazakar kesime, İslamcılara dönük baskılar daha iyiydi demek istiyorlar. Başka bir tercümesi yok. Başka bir nedenle daha iyi olamaz 28 Şubat. Tıpkı 28 Şubat’taki gibi Gezi olaylarında da bu arkadaşlar fazla renk vermediler.”

“MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ” DİYENLER GEZİ’DE FOTOĞRAF VERMEK İSTEMEDİLER, ÇÜNKÜ…

Halime Kökçe, Mustafa Kemal’in Askerleriyiz diyenlerin Gezi’de fotoğraf vermek istemediklerine dikkat çekti. Bunun nedeni olarak Cumhuriyet mitinglerini anımsatmak istemedikleri olduğunu ifade etti.

“Mustafa Kemal’in Askerleriyiz mevzusu var. Gezi’nin en kalabalık kesimi de belki onlar oluşturuyordu ve bir anlamda Gezi’nin vokalistiydiler. O tencerelere, tavalara vuran teyzeler, amcalar onların en bariz özelliği bu genç nüfus TGB’liler falan da niyeyse çok medyada görünsün istenmeyen yüzüydü Gezi’nin. Ne zaman bir yerde Mustafa Kemal’in Askerleriyiz diyenler vardı Gezi’de deseniz, önünüze Mustafa Keser’in askerleriyiz vardı falan gibi, onu sulandırmaya çalışıyorlar. Oradaki kalabalığı sağlayan onlardı ama niye acaba Gezi onlarla fotoğraf vermek istemedi? Çünkü o fotoğraf Cumhuriyet mitinglerini hatırlatıyordu.”

DİYARBAKIR’DA BÖYLE EYLEMİN YAPILABİLMESİ OLGUNLUK İŞARETİDİR

Ahmet Kekeç, Diyarbakır’da annelerin eylemlerine ilişkin böyle bir şeyin olmasını olgunluk olduğunu belirtti. Annelerin cesaretlenmesini çözüm sürecinin etkilediğini belirtti.

“Diyarbakır Belediyesi’nin tutumu eleştiriliyor ama genel olarak bakıldığında o eylemin orada yapılıyor olması bence bir siyaset adına da bir olgunluk işaretidir. Demek ki; siyaset yoluyla mücadelede geri dönülecek gibi bir görüntü yok. En son Sırrı Süreyya Önder’i dinledim. Bu çocuk kaçırmalarıyla ilgili olumlu şeyler söyledi. BDP’nin bu olaya yaklaşımı iyi. Belli ki İmralı da bu konuda tutum içinde. Umulur ki bu tutum belirleyici olur ve o mesele çözülür.” 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211