'Kanuna bırakılan alanlarda düzenleme'
 Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, JW Marriott Oteli'nde düzenlenen 6. Büyükelçiler Konferansındaki konuşmasında, bakanlığıyla ilgili gündeme gelen temel konulara ilişkin bilgi paylaşımının yararlı olacağını düşündüğünü söyledi.

Türkiyenin son yıllarda her alanda olduğu gibi hukukun üstünlüğü insan hakları, demokrasi alanında da büyük gelişmeler yaşadığını ifade eden Bozdağ, demokratikleşmenin dinamik bir süreç olduğunu ve çalışmaların süreceğini belirtti.

Demokratikleşme adına yargı alanında son 10 yılda yapılan düzenlemeleri paylaşan Bozdağ, Türkiye'de işkence ve kötü muamele konusunda bir ihbar ve şikayet yaşanmamasının gelinen noktanın göstergelerinden olduğunu dile getirdi.

Anayasa değişikliğiyle temel insan haklarıyla ilgili uluslararası anlaşmaların, iç hukukun etkin parçası haline getirildiğini anlatan Bozdağ, 90. madde ile insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelerle iç hukukun çatışması halinde uluslararası sözleşmelerin üstün tutulacağının anayasa hükmü haline getirildiğini anımsattı.

Bozdağ, bu konuda uygulamada yaşanan sıkıntılara değinerek, yasaların değişmesiyle zihniyetin hemen değişmediğini söyledi.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının önemine de işaret eden Bozdağ, "Bunlar, dün düşünülmesi dahi mümkün olmayan ama bugün konuşulduğunda da artık anlamsız hale gelen şeyler. Çünkü artık bunlar Türkiye'nin normalleri arasında, daha iyisini hepimiz bekliyoruz" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 30 Eylül 2013'de açıkladığı demokratikleşme paketine ilişkin de bilgi veren Bozdağ, temel konulardan birinin seçim barajı olduğunu, diğer siyasi partilerin, yüzde 10 barajını eleştirmesine karşın, bu konudaki tekliflerine hala cevap vermediğini kaydetti.

Bozdağ, "Demokratikleşme konusunda ve diğer konularda önemli adımlar atıldı ama budan sonra da atacağımız önemli adımlar var. Türk Ceza Kanunu'nda, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda, Terörle Mücadele Kanunu'nda değişiklik yapılması hususunda bakanlığımızın çalışmaları bulunmaktadır. Bu çalışmalar tamamlandığı zaman bu alanda da yeni bir adım atacağız" diye konuştu.

Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) en çok şikayet edilen ikinci ülke konumundayken beşinci sıraya indiğini de anlatan Bozdağ, bu başarının yeterli olmadığını alınacak önemli mesafeler olduğunu ifade etti.

Mahkemelerce verilen gerekçesiz tutuklama kararlarının da eleştiri konusu olduğunu belirten Bozdağ, katalog suçların tutuklama konusunda hakimin takdirini ortadan kaldırmayacağını vurguladı. 

-Tutuklu gazeteciler

Tutuklu gazeteciler konusunda çalışma yapan kurumlardan Gazetecileri Koruma Komitesi'nin 2011'de 8 gazetecinin yargılandığını belirtirken, bir yıl sonra bu rakamı 76'ya çıkardığını anlatan Bozdağ, bunlardan 70'inin önceki dönemlerde yargılanmaya başlandığını ancak komitenin raporlarında yer almadığını aktardı. Bozdağ, bu durumun belli kulislerin sonucu olduğunu gösterdiğini söyledi.

Komitenin geçen yıl Aralık ayında paylaştığı listede 49 ismin yer aldığını aktaran Bozdağ, bunların 17'sinin tahliye edildiğini 8'inin hüküm giydiğini, 24 kişinin tutuklu yargılamasının sürdüğünü belirtti.

Bozdağ, bu kişilere, "silahlı örgüte üye olma", "yasa dışı silahlı terör örgütü kurma, örgüt adına yayın propaganda", "silahlı terör örgütü adına suç işleme", "devletin gizliliğine ilişkin belgeleri temin etme", "kasten öldürme", "öldürmeye teşebbüs", "nitelikli yağma", "yaralama" gibi suçlar insat edildiğini anlatarak, neredeyse tamamının gazetecilik faaliyetiyle ilgili olmayan konularda suçlandığını vurguladı.

-HSYK Kanunu'nda değişiklik teklifi

HSYK değişiklik teklifine de değinen Bozdağ, 12 Aralık 2010 referandumunda kabul edilen anayasa değişikliği içerisinde 159. maddenin bulunduğunu hatırlattı.

Bazı milletvekillerince hazırlanıp TBMM Başkanlığına sunulan kanun teklifine ilişkin hükümet görüşünü komisyonlarda ifade etmeye çalıştıklarına dikkati çeken Bozdağ, ayrıca Genel Kurul aşamasında da hükümet olarak bakanlık olarak görüşlerini ifade ederek teklifin daha da olgunlaşmasına katkı vereceklerini söyledi.

HSYK'nın yeni yapısını belirleyen, görevini tanımlayan, yasayla düzenlenecek alanları belirleyen hükmünün 159. madde olduğunu belirten Bozdağ, şöyle devam etti:

"Bu değişiklik teklifi Anayasanın 159. maddesi ile getirilen düzenlemeleri değiştirmemekte, ortadan kaldırmamaktadır. Örneğin, orada HSYK'nın bir kısım üyelerinin bir kısmının Cumhurbaşkanınca belli kaynaklardan, 3 üyenin Yargıtay'dan, 2 üyenin Danıştay'dan, 7 üyenin adli yargıdan, 3 üyenin idari yargıdan seçilmesi, seçecek ve seçileceklere ilişkin nitelikler konusunda herhangi bir değişiklik getirilmemektedir. Aynen devam etmektedir.

İki, seçilecek üyelerin sayısında azaltmaya veya çoğaltmaya da gitmemektedir, o da aynen muhafaza edilmektedir. Üç, Anayasa'da Kurulun görevleri olarak tanımlanan konularda herhangi bir değişikliğe gidilmemektedir, Anayasa'da sayılan görevlerin tamamı yine Kurulun görevleri olarak varlığını korumaktadır.

Yönetim ve temsil konusunda herhangi bir değişikliğe kesinlikle gitmemektedir. Kurulun 3 daire halinde çalışacağı hüküm altına alınmıştır, yine Kurul 3 daire halinde çalışacak, aynı şekilde çalışmalarına devam edecektir. Kurulun görev süresi 4 yıldır, bu süreye ilişkin herhangi bir değişikliğe gidilmemektedir. Teklif içerisinde yer alan değişiklikler bu maddenin yasa ile düzenlemeye bıraktığı alanlara ilişkindir. Yasayla Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nda ve diğer bazı kanunlarda yapılmış düzenlemeler, bu teklifle yine yasa ile değiştirilmek istenmektedir."

HSYK Kanunu'nda değişiklik yapan teklifin komisyonda ve genel kurulda olgunlaşması için ellerinden gelen gayreti, çabayı gösterdiklerini dile getiren Bozdağ, şunları kaydetti:

"Komisyon görüşmelerini belki basından takip ettiniz, teklifin içerisinde yer alan ve eleştirilen pek çok hususun komisyon görüşmeleri sırasında değiştiğini, olgunlaştığını görüyoruz. Genel Kurul katkılarıyla da bu teklif elbette yine bazı değişikliklere uğrayabilir. Bu, 2010'da getirilen yeni HSYK düzeninin değiştirilmesini sağlamamaktadır. Sadece kanuna bırakılan alanlarda düzenleme içermektedir. 

Biz, Avrupa Konseyi'nin, Venedik Komisyonu'nun, Avrupa Birliği vesaire diğer örgütlerin tamamının ortaya koyduğu hukukun üstünlüğü, hukuk devleti anlayışı ve hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde kabul edilen normları her zaman kendimiz için bir esas olarak kabul ettik, bunların altına imzalarımızı attık, bundan sonraki süreçlerde de bu konularda hassasiyet göstermeye devam edeceğiz. Bu teklif, anayasaya uygunluk konusunda elbette denetlendiği gibi uyumlu olması için çalışıldığı gibi diğer uluslararası normlar bakımından da teklifin olgunlaşması için elbette Hükümet olarak katkımızı komisyonda verdik, genel kurul aşamasında da vermeye devam edeceğimizi ifade ediyorum."


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211