OMÜ'DE NELER OLUYOR?
OMÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erzurumlu, OMÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan'a "Saydamlık ve şeffaflıktan bahsediyorsunuz… Maaş, tazminat ve yolluk olarak üniversiteden her ay kaç lira alıyorsunuz?" diye de sordu.

Rektör Prof. Dr. Hüseyin Akan'ın hakkında suç duyurusunda bulunmasından sonra Prof. Dr. Kenan Erzurumlu Akan'ı sert dille eleştirdi.

Erzurumlu'nun cevabı şöyle:


14.05.2015 tarihinde son günlerde OMÜ yönetimi ile ilgili olarak yaşanan olaylar karşısında, OMÜ, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşaviri Av. Nuri ARSLAN imzasıyla basın açıklaması yapılmıştır.Açıklamanın altında bulunan “vekili” ifadesi hakkındaki kanuni haklarımız saklı kalmak üzeregörüşlerimiz şunlardır.

Açıklamada, “Üniversitemiz Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Servisinde gerçekleştirilen bir ameliyatla ilgili hasta yakınının Başbakanlık İletişim Merkezine (BİMER) yapmış olduğu başvuru sonucunda Üniversitemiz tarafından yapılan incelemede hastanın ameliyatında bulunmayan ancak ameliyat notunda ameliyatı yapan doktor olarak ismi geçen Prof. Dr. Kenan ERZURUMLU hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.” denmektedir.

Bu konuda daha önce basına “bıçak parası” suçlaması olarak sızdırılmış; tarafımızdan gerekli açıklamalar yapılması ve hatta çok ağır ifadeler (Küfürlü) kullanılması üzerine olayın 57 TL’lik döner sermaye performansının araştırılmasından ibaret olduğu ortaya çıkmıştır. Bu konudaki belge ve bilgilerin basınla paylaşılmasından sonra olay, girmediğim ameliyata ismimin yazılması düzeyine kadar inmiştir.

Açıklamada devamla, “Soruşturmacı tarafından 06.05.2015 tarihinde Prof. Dr. Kenan ERZURUMLU’nun ifadesine başvurulmuş, aynı gün saat 14:45 sularında Prof. Dr. Kenan ERZURUMLU tarafından soruşturmacı Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman KAPLAN’ın makam odasına gelinerek tehdit ve hakarette bulunulmuştur. Konuyla ilgili tutanak düzenlenmiş olup, Prof. Dr. Süleyman KAPLAN tarafından tehdit ve hakaret iddiasıyla Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına 08.05.2015 tarihinde suç duyurusunda bulunulmuştur.” ifadesi bulunmaktadır.

Adli makamlara intikal etmiş bu durum hakkında açıklama yapmayacağım. Adalet mekanizması işleyecektir. Şeriatın kestiği parmak acımaz. Ancak soruyorum: Bilgi işlem daire başkanına, ihalelerdeki usulsüzlükler hakkında şikayet edeceğimi söyledikten 2 saat sonra (görevlendirme tarihi 15.03.2015 olan ) soruşturma yazısına dayanan savunma isteği yazısının 04.05.2015 tarihli olarak gönderilmesini nasıl açıklarsınız? Soruştuma işlemlerinin 2 ay içerisinde sonuçlandırılması teamüldendir. Eğer ben, Rektör yardımcısı Süleyman Kaplan’ın yakını olduğu bilinen İsmail Can’a, “usulsüzlükleri nedeniyle suçlamada bulunacağımı” açıkça söylemesem bu soruşturmanın akıbeti ne olacaktı?

Yine açıklamada, “Prof. Dr. Kenan ERZURUMLU adına açılmış facebook hesabından 06.05.2015 tarihinde Üniversite Rektörü Prof. Dr. Hüseyin AKAN’ın 2014 yılında gerçekleştirdiği Umre ibadeti sırasında ibadete özgü kıyafetle çekilmiş fotoğrafı üst kısmında “ister inanının ister inanmayın resimde görülen kişi bizim Üniversitenin rektörü. 35.000 kişinin idarecisi…” şeklinde açıklama yapılarak yayınlanmıştır. Prof. Dr. Hüseyin AKAN vekili tarafından Samsun 2. Sulh Ceza Hakimliğine özel hayatın gizliliği kapsamında, kişilik haklarını ihlal edici paylaşıma erişimin engellenmesi talebiyle başvuru yapılmış, Mahkemece talep haklı bulunarak ihlalin gerçekleştiği bölümü ile sınırlı olmak üzere içeriğe engelleme kararı verilmiştir. Yine Prof. Dr. Kenan ERZURUMLU’nun facebook adresine atıfta bulunarak yayın yapan internet gazetesi hakkında aynı işlem gerçekleştirilmiş, Mahkemece “yayın içeriği nedeniyle ilgilinin haklarının ihlal edildiği sonuç ve kanaatine varılarak” erişime engelleme kararı verilmiştir. Ayrıca özel hayatın gizliliği ve kişilik haklarını ihlal edici paylaşım nedeniyle Prof. Dr. Kenan ERZURUMLU hakkında Rektör Prof. Dr. Hüseyin AKAN vekili tarafından Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş olup, hukuki süreç devam etmektedir.” denmiştir.

Sayın Rektör! Giydiğiniz kıyafet ibadetle ilgili olmayıp, Arap örf, adet ve kültürü ile ilgilidir. ENTARİ GİYMENİN İSLAMİYETLE İLGİSİ YOKTUR. OLSA OLSA ARAP KÜLTÜRÜNE HAYRANLIKLA İLGİSİ OLABİLİR. “Özel hayatın gizliliği” kavramı, kişiye özel alanlarda söz konusudur. Toplum içerisinde, etrafında 90-100 tanıyan kişinin bulunduğu ortamda ve açık alanda giyilen kıyafetle çekilen resmin özal hayatın gizliliğini ihlal ettiğini söylemek abesle işgaldir.

Açıklamada ihalelerdeki şaibelerle ilgili olarak, “Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörlüğü gerçekleştirdiği tüm idari eylem ve işlemlerinde adil, şeffaf, sorumlu ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını benimsemiştir. Bu kapsamda Üniversite Rektörlüğüne doğrudan ya da dolaylı olarak intikal eden her türlü yolsuzluk, usulsüzlük iddiaları titizlikle incelenmiş ve sonucuna göre gerekli işlemler gerçekleştirilmiştir. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörlüğü tarafından gerçekleştirilen ihale işlemleri Üniversitemiz web sayfasından ilan edilmekte, bağlı işlemler herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak açıklıkta yapılmaktadır. Üniversite tarafından gerçekleştirilen ihaleler birer idari işlem olup, olağan kontrollerin dışında Sayıştay, Maliye Bakanlığı, Yükseköğretim Kurumu Başkanlığı, Kamu İhale Kurumu Başkanlığı ve Yargı denetimine her zaman açıktır.” denmiştir.

Doğrudur veya yanlıştır. Zaten rektörlük makamına yöneltilen kişisel eleştiriler bu noktada değildir. Eleştirimiz, rektörün konu ile ilgili olarak kendisine eleştirilen konuları sümen altı etmesidir. Konuyu sosyal medyada tartışmaya açmamızın sebebi de budur. Kendisine iletilen tüm eleştirileri göz ardı eden; dahası YÖK ve BİMER’e iletilen eleştirileri sosyal veya bürokratik ilişkileri sümen altı etmesi eleştirilerin temelidir. Soruyorum: Sayın rektör, Bunca eleştiriye ve yaşanan olaylara rağmen niçin bana, “elindeki bilgiler ve belgeler nedir” diye sormadınız? Yoksa ikili görüşmelerimizde bana anlattığınız yakınmaların açığa çıkmasından mı kortunuz? Gram aklı olan hiçbir idareci böyle bir olayı örtbas etmeye kalkmaz? Siz ihbarları ve suçlamaları göz ardı etmek için niye bu kadar riski göze alıyorsunuz? Yoksa sizde bu zincirin bir halkası mısınız?

Üç gün önce bir gazeteci arkadaşımızın (A.B.) yazdığı ifadelerden de mi rahatsız olmadınız? Çağırıp bu bilgilerin kaynağı nedir diye sordunuz mu? Olayları örtbas etmeniz, suça ortaklık olmuyor mu? Benim girmediğim bir ameliyata ismimin yazılmasının peşine düştüğünüzün yüzde biri kadar- bu yolsuzlukların peşine düştünüz mü? Açınız soruşturmaları… Suçlu her kimse, -ben de olsam- cezalarını çeksin. Yoksa ipin ucu size değecek diye mi korkuyorsunuz?

Bürokrasiden ve adaletten korkmuyorsunuz, anladım. ALLAH’TAN DA MI KORKMUYORSUNUZ?

Diyorsunuz ki: “Yerel basında ve sosyal medyada yer alan yolsuzluk iddiasıyla ilgili Üniversitemiz bünyesinde öncesinde gerekli incelemeler başlatılmış, ihale mevzuatına aykırı bir husus olmadığı yetkililerce rapor edilmiştir. Yolsuzluk, usulsüzlük iddiasında olanların başvurması gereken yer basılı veya sosyal medya değil Samsun Cumhuriyet Başsavcılığıdır.”

Açıklayınız, hangi ihaleler araştırıldı? Araştırmayı kimler yaptı? Kimlerden ifadeler alındı? Yoksa onlar da mı devlet sırrı? Bu kadar eleştiriye ve risk göze almama rağmen, soruşturmacılar benim niye ifademi almadılar?

Döner sermayenin dağıtılması ile ilgili eleştirileri yine pas geçmişsiniz. Doğrudur: Yasa ve yönetmeliklere göre kararlarınızı kılıfına uydurmuş olabilirsiniz! Ben yine de -varsa- vicdanınıza ve Allah korkunuza seslenmek istiyorum. Size verilen yetkiyi kapalı kalpılar ardında kendinize menfaat sağlamak için kullanmayı nasıl kabul ediyorsunuz? Eğer, “normaldir” diyorsanız, Bilgi edinme yasasına uygun olarak verdiğim dilekçeye verdiğiniz cevapta, niçin dilekçe tarihinden bir hafta sonraki yönetim kararını dayanak gösterdiniz? Söz konusu karardan önce ne kadar alıyordunuz, şimdi siz ve başhekiminiz ne kadar alıyorsunuz? Saydamlık ve şeffaflıktan bahsediyorsunuz… Maaş, tazminat ve yolluk olarak üniversiteden her ay kaç lira alıyorsunuz? Saydamız diyorsunuz ya…. Siz açıklamanızda öyle yazmışsınız. Hadi açıklayın… Unutmayın söz ağızdan çıkar…

Sayın rektör!

İbn-i Haldun, “Mukaddime”sinde toplumları bedevȋ (aşiret hayatı yaşayan kırsal kesime mensup) ve medenȋ olarak ikiye ayırır. Sizin umrede giydiğiniz kıyafet de bedevȋ kıyafeti idi. Ama kıyafetinizin sembolik olmaktan öte anlamı yoktu. Bunu siz de, ben de ve orada bulunan tüm öğretim üyeleri de biliyordu.

Kıyafetten çok daha önemlisi sizin yönetim anlayışınızdır. Siz bir aşiretin yöneticisi değil; üniversitenin rektörüsünüz. Aşiret başkanı gibi istediğiniz kişileri istediğiniz şekilde korumaya alamazsınız. Alırım derseniz, suça ortak olursunuz.

Üniversite kelimesi köken, itibarıyla universten gelir. Tüm dünyada belirli görevleri ve anlayışları ifade eder. Açıklık, demokrasi, hürriyet gibi kavramlar vazgeçilmezleridir.

Öte yandan, siz, içinden geldiğiniz ideolojik kalıplar ve dünya görüşünüz itibarıyla Medeni olmayabilirsiniz. Devlet bürokrasisinden yeterince bilginiz olmayabilir. Zira Türkiye’de dini akımlar son 200 yıldır devlet hayatından ve bürokrasiden dışlanmış; gizli-kapalı toplumlar halinde teşkilatlanmışlardır. Bu çevrelerde, “biat kültürü” esastır. Siz de, “biat kültürü” çevresinde yetişmiş olabilirsiniz. Çevrenizden de aynı davranışı bekliyebilirsiniz.

Ama sayın rektör!

Kimse sizin kafanızdaki düşüncelere uymak mecburiyetinde değildir. Uymakla zorunlu olduğumuz kurallar, Türkiye Cumhuriyetinin yasa ve yönetmelikleri ile üniversiter hayatın evrensel kurallarıdır. Ben, o yasa, yönetmelik ve kurallara bağlıyım.

Bir zamanlar sizin çevrenizdekilere yöneltilen “eli tesbihli” suçlamasını siz ve çevreniz bana yöneltmişsiniz. Benim için tesbih, dini ve milli kültürümüzün bir ögesidir. Siz ve sizin gibiler 28 şubat sürecinde camiye bile gitmekten kaçınırken, biz elimizde tesbihle cami, mescid ve baş örtüsünü savunuyorduk. Yine de savunmaya devam edeceğiz.

Ne verebileceğiniz cezalardan korkarım, ne de adaletin keseceği parmaktan… Herşeyin sahibinin aşkı ve korkusunu esas alan vicdanım benim için esastır.

Sanmıyorum ama, eğer sizinde cesaretiniz varsa, vicdanınız rahatsa, SAYDAMSANIZ ve yolsuzluk iddialarından korkunuz yoksa, açtırın soruşturmaları….. Tabii tarafsız, Allah korkusu olan kişilerle… Siz de rahatlayın, kamu oyu da rahatlasın….

Hatta istediğiniz televizyon veya radyoda birebir tartışmaya da hazırım.

Yüreğiniz yiyorsa………….


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211