Üç Tarz-ı Siyaset
Osmanlı’dan Cumhuriyete geçişi etkileyen önemli devreler olmuştur. Tanzimat ile başlayan fikir akımları yeni kurulan Türkiye’de gençlerin yetişmesinde ve aydın kişilerin gelişmesini sağlamıştır. Türk Milleti’nin varlığının milliyet olarak ön plana çıkmasıyla en etken akım Türkçülük olmuştur. Türkçülük fikrini bilimsel bir temelde ilk olarak ele alan bilim adamı ise Yusuf Akçura’dır.

Yusuf Akçura Kazan’a göç etmiş Kırım Türkleri’nden aristokrat bir ailenin mensubudur. Babasının ölümüyle annesiyle beraber İstanbul’a göç etmiştir. Kuleli Askeri Lisesinden sonra Harbiye Mektebine girmiştir. Harbiye öğrencisi iken Necip Asım’ın, Veled Çelebi’nin, Bursalı Tahir Bey’in Türkçülüğe ait yazıları yayınlanmakta ve Gaspıralı İsmail Bey’in “Tercüman”ı bir ara İstanbul’da dağıtılmaktaydı. Bu eserler Akçura’nın fikrî gelişiminin temellerini atmışlardır.

Akçura ilk makalesi olan “Şehabettin Hazret”i Malumat Dergisi’nde yayınlayarak Rusya Türkleri ile Osmanlı Türkleri’ni tanıştırma düşüncesini ortaya atmıştır.

Harbiye 2. sınıf öğrencisi iken Türkçülük hareketine katılmak gerekçesiyle önce 45 gün ceza almış, sonrasında ise askeri mahkeme tarafından müebbet olarak Fizan’a sürgün edilmiştir. Osmanlı’nın masrafları karşılayamaması sonucu Trablusgarp’ta kalmış ve aynı yıl içerisinde kendisiyle birlikte sürgün edilmiş olan Ahmet Ferit Bey (Tek) ile Fransa’ya kaçtı. Fransa’da Siyasal Bilgiler Okulu’nda okumaya başladı ve Türkçülük fikirleri bu dönemde daha da olgunlaştı. Eski bir Jön Türk olan Türk mülteci Dr. Şerafettin Mağmumi’nin telkinleri de Akçura’nın görüşlerinde etkili oldu. “Osmanlı Devleti Kurumlarının tarihi Üstüne Bir Deneme” adlı tezini vererek okuldan, üçüncülükle mezun oldu.

Fransa’da mezun olduktan sonra Türkiye’ye girişi yasak olduğu için doğduğu Rusya’ya yerleşti. Ve burada Türkçülüğün ilk bilimsel açıklaması olan “Üç Tarz-ı Siyaset” adlı makalesini kaleme almıştır. Türkçülük akımının temellerinden birisi olarak kabul edilen 32 sayfalık makalesinde Akçura, Osmanlı İmparatorluğu’nun tekrar toparlanabilmesi için üç ana görüşün bulunduğunu (Osmanlıcılık, İslamcılık, Türk Milliyetçiliği)ve bunlar arasında en uygununun ve en köklü çözüm olarak Türk Milliyetçiliği doktrini olduğunu savundu. Kazan’da kaldığı sürede tarih, coğrafya ve Osmanlı Türk Edebiyatı öğretmenliği yaptı ve Ahmet Rıza’nın çıkardığı Şuray-ı Ümmet ve Meşveret gazetelerinde isimsiz yazıları yayımlandı.

Rusya’da siyasal ve kültürel faaliyetlerde bulunduktan sonra II. Meşrutiyet’in ilanı ile İstanbul’a dönüş yaptı. Akçura İstanbul’a döner dönmez, Türkçü çalışmalarına aynı hızla devam etti. Aralarında Ahmet Mithat, Emrullah Efendi, Necip Asım, Bursalı Fuat Raif, Feylesof Rıza Teyfik ve Ahmet Ferit (Tek) gibi şahısların bulunduğu kişilerle 25 Aralık 1908′de Türk Derneği’ni kurdular. Ömrü kısa Türk Derneği’nin yerine Mehmet Emin (Yurdakul), Ahmet Hikmet, Ağaoğlu Ahmet, Hüseyinzade Ali, Doktor Akil Muhtar ile birlikte “Türk Yurdu” adlı bir dernek kurdu. Derneğin yayın organı olarak “Türk Yurdu Dergisini yayımlamaya başladılar ve daha sonrasında Türk Ocaklarının kuruluşunda aktif görevde bulundu.

1918 yılında Hilal-i Ahmer temsilcisi olarak Rusya’daki Türk esirlerini kurtarmak için görüşmelerde bulunmak üzere Rusya’ya gitti ve bir yıl kadar burada kaldı. 1919′da yenilmiş ve işgale uğramış Türkiye’ye dönen Akçura, Ekim 1919′da Ahmet Ferit’in kurduğu “Milli Türk Fırkası”na katıldı. Millî Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçti ve burada Dışişleri Bakanlığında Genel Müdür olarak görev yaptı. Yeni kurulan Cumhuriyet birlikte açılan Ankara Hukuk Mektebi’nde siyasî tarih hocalığına başlamış, 1931′de Atatürk tarafından Türk Tarih Kurumu’nu kurmakla görevli bilim adamları arasında yer almış ve 1932′de buranın başına getirilmiştir ve ertesi yıl kurumun başına getirildi. 1. Türk Tarih Kongresi’ni yönetti. 1933 Üniversite Reformundan sonra İstanbul Üniversitesi’nde Siyasi Tarih profesörlüğü de yaptı.

Yusuf Akçura bütün bir ömrünü Türkçülük mefkûresine admış abide bir şahsiyettir. Türkçülük fikrini toplumcu bir yapı kazandırma düşüncesi ile hareket etmiştir. Akçura’nın Türkçülüğü, Balkanlardan Çin’e kadar Türklerin yaşadığı bütün toprakları yani Türk Dünyasını kapsamaktaydı. Akçura’nın bütüncül Türkçü görüşü Türk devletlerinin bağımsızlığını kazanmasıyla artık daha güçlü bir hale gelmiştir.

Akçura’nın mefkuresine hizmet etmek maksadı ile …



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211