Hukuk niye var?
Taha Akyol, hükümetin yeni yargı paketini son aylarda yaşanan zıtlıkları ele alarak eleştirdi.

Hürriyet Gazetesi yazarı Taha Akyol'un o yazısı:

Dünyada bir hukuk devleti hatta hukukumsu bir devlet var mıdır ki, yedi ay arayla iki “Yargı Paketi” çıkarsın. Hem de birbirine tam zıt istikamette...
15 Şubat’ta çıkarılan yargı paketinde, çeşitli soruşturmaların önünü kesmek için mesela telefon dinlemelerinde “ağır ceza mahkemesinin oybirliğiyle” karar almasını şart koşacaksınız... Fakat 14 Ekim’e gelindiğinde, pardon bile demeden, telefon dinleme, teknik takip gibi yetkileri çok kolaylaştıracaksınız, bu yetkiyi sulh hâkimlerine vereceksiniz!

Hem de üç ay evvel özel kanun çıkarıp HSYK’ya atama yaptırdığınız sulh hâkimlerine!

Kendisi hukukçu olan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın da artık bu kadarını içine sindiremediğini sanıyorum. Bizzat kendisi “yap-boz gibi bir görüntü eleştirisi yapılabilir” demedi mi?

15 Şubat yasasının gerekçesiyle, 14 Ekim teklifinin gerekçesini hangi hukukçu, nefesi daralmadan yan yana koyarak okuyabilir?!

HUKUKA UYGUN KANUN

Enver Paşa’nın “yok kanun, yap kanun” sözü niye eleştirilir?
Hukukun “istikrar, güvenilirlik, öngörülebilirlik” gibi evrensel ilkeleri niye vardır?!
Bu ilkelere özensiz olarak yapılan kanunlar yüzünden AİHM’de ülkelerin mahkûm edildiğini, Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları verdiğini bilmeyen hukukçu olabilir mi?!
Yoksa, AYM iptal edinceye kadar gerekeni yaparız, AYM iptal ederse geriye yürümez nasıl olsa diye mi düşünülüyor?
Gerçi HSYK Yasası’nda böyle oldu; AYM’nin iptal ettiği maddelere göre Bakanlığın HSYK’ya yaptığı atamalar yerinde duruyor. Fakat bu usulü sürekli hale getirmek de hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Profesör sıfatını daima önemsediğim Sayın Başbakan Davutoğlu, “Artık torba yasa yapmayalım” demişti? Bakanlar Kurulu müzakerelerinden ve devletin kademelerinden geçirmeksizin Meclis’e sunuluveren “kanun teklifleri”nin “torba”dan farkı nedir?

HUKUK NİYE VAR?
Asayişi sağlamak, kamu düzenini korumak, suça karşı istihbarat yapmak gibi konularda Türkiye devleti de elbette gelişmiş demokrasilerde devletlerin sahip olduğu yetki ve donanıma eksiksiz sahip olmalıdır.
Bu konularda bizdeki tedirginliğin sebebi, bu yetkilerin Batı’daki gibi kullanılıp kullanılmayacağı konusundaki kaygılardır.
Hangi ülkede suç tanımını yürütme organı yapıyor, ardından ceza ve usul kanunları buna göre değiştiriliyor, hâkimler buna göre atanıyor, ondan sonra yargı düğmesine basılıyor?!
Hangi ülkede, Çarşı gibi gruplar “darbeye teşebbüs”ten müebbet hapis talebiyle yargılanıyor?!
Zaten bunlar olmasın diye hukuk devletinde “hukuki istikrar, hukuki güvenilirlik, hukuki öngörülebilirlik” şeklinde anayasal ve evrensel prensipler vardır.
Sayın Davutoğlu, toplumda güven ve rahatlama olmadıkça sırf kanun değiştirmekle huzur sağlanamayacağını çok iyi bilir. Artık “torba”lar, “yap-boz”lar bitmeli, olağan parlamenter usuller geçerli olmalıdır.
Hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı gibi ilkeler hep vatandaşlar iktidarların hukuka uygun davranacağından emin ve müsterih olsun diye vardır. 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211