Dünyada her yıl 3 Mart, Dünya Kulak ve İşitme Günü olarak anılıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bu özel günde işitme sağlığının önemine dikkat çekerek toplumsal farkındalığın artırılmasını teşvik ediyor.
1,5 Milyardan Fazla Kişi Etkileniyor
DSÖ’nün 2021 yılında yayımladığı World Report on Hearing raporuna göre, dünya genelinde 1,5 milyardan fazla insan işitme zorluğu yaşıyor. Müdahale edilmeyen işitme kaybının küresel ekonomiye maliyetinin ise 960 milyar dolar olduğu belirtiliyor.
Bu tablo; öğrenme güçlüğü, iletişim sorunları, sosyal izolasyon ve verimlilik kaybı gibi etkilerin ne kadar yaygın ve ciddi olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlara göre işitme kaybı, yalnızca bireysel değil toplumsal bir mesele.
2050’de Her 4 Kişiden 1’i Risk Altında
DSÖ verilerine göre bugün dünyada her 5 kişiden 1’i işitme kaybı yaşıyor. 2050 yılında ise bu oranın her 4 kişiden 1’e çıkması bekleniyor.
Buna rağmen hem dünyada hem de Türkiye’de işitme kaybı çoğu zaman ihmal ediliyor. Farkındalık eksikliği, düzenli işitme testi yaptırılmaması, ekonomik nedenler ve toplumsal önyargılar erken tanı ve müdahalenin önüne geçiyor.
TOKSUD: Erken Tanı Hayat Kurtarır
Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD) Başkanı Prof. Dr. Meral Didem Türkyılmaz, işitme kaybı yaşayan bireylerin çoğu zaman destek arayışına girmediğini belirterek şu uyarıda bulunuyor:
‘Günümüzde dünyada her 5 kişiden 1’inde işitme kaybı görülmesine rağmen bireylerin önemli bir kısmı destek arayışına girmiyor. Oysa erken tanı ve doğru müdahale, iletişim ve bilişsel gelişim üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirebilir.’
TOKSUD’un ‘Hayat Duyunca Güzel’ sloganıyla yürüttüğü farkındalık çalışmaları, işitme kaybına yönelik erken teşhisi teşvik ediyor ve bireylerin yeniden sosyal hayata güçlü şekilde katılmasını amaçlıyor.
Müdahale İçin 7–10 Yıl Bekleniyor
Araştırmalara göre bireylerin işitme kaybını fark ettikten sonra çözüm arayışına girmesi ortalama 7 ila 10 yılı bulabiliyor. Bu gecikme; iletişim zorluklarının artmasına, sosyal izolasyonun derinleşmesine ve bilişsel yükün büyümesine yol açabiliyor.
Uzmanlar, ‘idare ederim’ yaklaşımı yerine erken test ve uzman görüşünün hayati olduğunu vurguluyor. Çünkü işitme kaybı, doğru teknoloji ve uygun destekle yönetilebilen bir durum.
Stratejik Bir Halk Sağlığı Önceliği
İşitme sağlığı; yalnızca duyma yetisiyle sınırlı değil. Eğitimden istihdama, sosyal hayattan ruh sağlığına kadar geniş bir alanı etkiliyor.
Bu nedenle farkındalık, erken tanı, doğru bilgi ve erişilebilir çözümlerle işitme sağlığının önceliklendirilmesi; sağlıklı toplumlar için stratejik bir gereklilik olarak öne çıkıyor.
Uzmanların ortak mesajı net:
Hayat duymaya değer ve duyunca gerçekten güzel.
Yorumlar
Kalan Karakter: