Aile içi şiddet, yalnızca yetişkinler arasında yaşanan bir sorun olarak görülse de en çok zararı çocuklara veriyor. Uzmanlara göre şiddete tanık olmak ya da doğrudan maruz kalmak, çocukların gelişim süreçlerinde ciddi izler bırakıyor.
Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şiddetin her türünün çocukların ruhsal ve bedensel sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek, “Aile, temel güven duygusunun oluştuğu ilk yapıdır. Şiddet, çocuğun güvenini zedeler ve ilerleyen yıllarda öfke patlamaları ya da saldırganlık gibi davranışlara yol açabilir” dedi.
Şiddete Tanık Olan Çocuklarda Kaygı ve Uyku Bozuklukları
Aile içi şiddete maruz kalan çocukların kaygı belirtileri göstermeye çok açık olduklarını ifade eden Dr. Luş, şu bilgileri verdi:
“Yeni korkular eklenebilir, okul başarısında düşüş görülebilir. Uyku ve iştah problemleri sık rastlanan belirtilerdendir. En yaygın olanı, uyku kalitesinde bozulma ve gece kabuslarıdır. Ayrıca iştahsızlık ve kilo kaybı ortaya çıkabilir.”
Uzmanlara göre bu belirtiler yalnızca kısa vadede değil, uzun vadede de çocukların psikolojik sağlığını tehdit ediyor.
Her Türlü Şiddet Çocuk İçin Aynı Etkiye Sahip
Dr. Luş, fiziksel, duygusal veya psikolojik şiddetin çocuklar üzerinde benzer etkiler yarattığını vurguladı. Şiddete maruz kalan çocuklarda;
-
Aşırı ağlama,
-
Öfke ve saldırganlık,
-
Çekingen davranışlar,
-
İçe kapanma,
-
İletişim zorlukları,
gibi sorunların görülebileceğini aktardı.
Ayrıca küçük yaşlardaki çocuklarda gecikmiş tuvalet alışkanlığı, işitme ve görme sorunları veya konuşma gecikmesi gibi fiziksel yansımalar da gözlenebiliyor.
Şiddet Gören Çocuklar Şiddet Uygulama Eğilimi Geliştirebilir
Uzmanlar, şiddet gören çocukların ilerleyen yaşlarda aynı davranışları tekrarlayabileceğini belirtiyor. Dr. Luş, “Şiddet gören çocuklar kendileri de şiddet kullanabilir. Bu nedenle erken müdahale çok önemlidir” ifadelerini kullandı.
İlişkiyi İyileştirmek Ebeveynlerin Sorumluluğu
Aile içi şiddetin yalnızca kadınlara değil, aynı zamanda çocuklara da yöneldiğini vurgulayan Dr. Luş, ebeveynlerin öfke anlarında çocuklarıyla iletişimi durdurmaları gerektiğini söyledi.
“Çocuğu suçlamaktan kaçınarak, onun güven duygusunu zedelemeden iletişim kurmaya çalışmaları gerekir” diyen Luş, şu önerilerde bulundu:
-
Çocuğun temas kurmasını beklemeden ebeveynin iletişim başlatması,
-
Özür dilemeye zorlamaktan kaçınılması,
-
Aşırı övme veya aşırı eleştiriden uzak durulması,
-
Öfke kontrolünün sağlanması.
Luş, bu yaklaşımın çocuğun güven duygusunu koruyacağını ve aile ilişkilerini iyileştireceğini belirtti.
Ne Anlama Geliyor?
Aile içi şiddetin yalnızca yetişkinler arasında bir sorun değil, gelecek nesillerin ruhsal ve sosyal sağlığını doğrudan etkileyen bir kriz olduğu ortaya konuluyor. Uzmanlara göre çocukluk çağında yaşanan travmalar, ilerleyen yıllarda saldırganlık, iletişim sorunları ve ruhsal bozukluklarla kendini gösterebiliyor.
Bu nedenle aile içi şiddetin önlenmesi, sadece bugünün değil, geleceğin sağlıklı toplumunun inşasında da kritik bir rol taşıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: