Samsun Türk Ocağı’nın ev sahipliğinde, Samsun Cerrahi El Aletleri ve Sağlık Müzesi’nde 25 Ekim 2025 tarihinde gerçekleştirilen “Cumhuriyet ve Atatürk” konferansında, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cezmi Eraslan, Cumhuriyetin kuruluş felsefesini, tarihsel köklerini ve Türk milliyetçiliği içindeki yerini anlattı. Ziya Gökalp’ın vefat yıl dönümüne denk gelen anlamlı günde düzenlenen program, Cumhuriyetin fikrî temellerini genç kuşaklara aktarma hedefiyle yoğun ilgi gördü.
Programın açılış konuşmasını yapan Samsun Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Çağatay Tufan, Cumhuriyetin yalnızca bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir millî varoluş iradesi olduğunu vurguladı.
Tufan, “Atatürk’ü ve Cumhuriyeti anlamak, Türk milletinin kendisini anlaması demektir. Bu tür programlar, gençlerin fikrî ve millî bilincinin güçlenmesi açısından büyük önem taşıyor,” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetin Türk milliyetçilerinin en büyük eseri olduğunu belirten Tufan, “Cumhuriyetin hayrını görmedim” diyenlerin bile bu cüreti yine Cumhuriyetten aldıkları bir rejim sayesinde gösterebildiklerini dile getirdi.


Cumhuriyetin Kökleri Osmanlı Mirasında
Açılış konuşmasının ardından İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cezmi Eraslan, Cumhuriyetin tarihsel arka planını ve millî kimlik içindeki yerini değerlendirdi.
Eraslan, Atatürk’ün ifadesiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin “aynı milletin yeni devleti” olduğunu, Cumhuriyetin özünü doğru anlamanın Türk milletinin tarihî sürekliliğini kavramakla mümkün olacağını belirtti.
Cumhuriyetin köklerinin Osmanlı mirasında bulunduğunu ifade eden Eraslan, bu gerçeği göz ardı etmenin tarihsel bir yanılgı olacağını söyledi. Cumhuriyet kadrolarının kimliğini II. Abdülhamid döneminde şekillendirdiğini vurgulayan Eraslan, Osmanlı modernleşmesi ile Cumhuriyet inkılaplarını zıt göstermek yerine birbirini tamamlayan süreçler olarak görmek gerektiğini kaydetti.
Modernleşmeden Cumhuriyete Uzanan Süreç
19. yüzyıl Osmanlısındaki büyük buhranlar içinde II. Abdülhamid’in attığı modernleşme adımlarını “cumhuriyete giden yolun parke taşları” olarak nitelendiren Prof. Dr. Eraslan, 1909 Anayasa düzenlemeleriyle “adı konmamış bir cumhuriyet” anlayışının filizlendiğini belirtti.
Bu dönemde “Hakimiyet-i Milliye” fikrinin doğmaya başladığını ve bunun Cumhuriyetin fikrî temellerini oluşturduğunu dile getirdi.
Milli Mücadele: Meşruiyetin Millete Dayandığı Dönüm Noktası
Eraslan, Milli Mücadele dönemine de değinerek, Amasya Tamimi ile Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul hükümetinin meşruiyetini yitirdiğini ilan ettiğini hatırlattı.
“Bu asır meşruiyet asrıdır; millete dayanmadan meşru olamazsınız,” diyen Eraslan, Milli Mücadele’nin milletin kendi kaderine sahip çıktığı en büyük tarihî dönüm noktası olduğunu vurguladı.
23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, milletin iradesini doğrudan temsil eden bir kurum olarak Cumhuriyet rejiminin fiilen başladığı yer olduğunu ifade eden Eraslan, “1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla Cumhuriyetin önü tamamen açılmış, 29 Ekim 1923’te bu süreç resmiyet kazanmıştır,” dedi.
Cumhuriyet Bir Fazilet Rejimidir
Cumhuriyetin yalnızca bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir fazilet rejimi olduğunu dile getiren Eraslan, Cumhuriyetin özünde eşitlik ve istiklal sevgisinin yattığını söyledi.
Osmanlı’dan devralınan bürokratik zihniyetin uzun yıllar boyunca bir engel oluşturduğunu belirterek, “Rakiplerin menfaatini savunmayı devlet adamlığı sanan bu anlayış, zaman zaman bugün de karşımıza çıkabiliyor,” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmasının sonunda Eraslan, Türk Milli Mücadelesi’nin büyük kriz dönemlerinde nasıl bir bilinçle hareket edilmesi gerektiğine dair benzersiz bir tecrübe sunduğunu belirtti.
“Her vatandaş fikir sahibi olmalı; Cumhuriyetin yaşaması, düşünen ve sorumluluk duyan fertlerin varlığına bağlıdır,” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Soru-Cevap Bölümü ve Kapanış
Yoğun ilgiyle takip edilen konferans, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Program sonunda Samsun Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Çağatay Tufan, katkılarından dolayı Prof. Dr. Cezmi Eraslan’a teşekkür ederek bir hediye takdim etti.

Ne Anlama Geliyor?
Bu konferans, Cumhuriyetin yalnızca bir yönetim biçimi değil; Türk milletinin tarihî, kültürel ve fikrî devamlılığını temsil eden bir değer olduğunu yeniden hatırlattı.
Cumhuriyetin temellerinin Osmanlı modernleşmesinde atıldığı ve Türk milliyetçiliğinin Cumhuriyet ile taçlandığı vurgusu, millî kimlik bilincinin güçlenmesine yönelik önemli bir mesaj taşıyor.
HABER: GARABEY
Yorumlar
Kalan Karakter: