Samsun'un 19 Mayıs ilçesine bağlı Engiz Mahallesi'nde Hazine adına kayıtlı bazı taşınmazların satışa çıkarılması, bölge halkı arasında büyük bir huzursuzluğa neden oldu. İlk bakışta bir taşınmaz ihalesi gibi görünen süreç, köylüler ve hukukçular tarafından yalnızca bir mülkiyet meselesi değil; kuşaklar boyunca süren yaşamın, emeğin ve aidiyet duygusunun sorgulanması olarak değerlendiriliyor.
Bölge sakinleri, satışa konu edilen alanların önemli bir bölümünün yıllardır aileler tarafından kullanıldığını, üzerinde evlerin, bahçelerin, müştemilatların ve tarımsal faaliyetlerin bulunduğunu belirtiyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru yer alıyor:
"Bir toprağı yüz yıldan fazla kullanan, ekip biçen, ev yapan, çocuk büyüten ve ölülerini aynı köy mezarlığına defneden insanlar o yer üzerinde ne kadar hak sahibidir?"
Batum'dan Engiz'e Uzanan Bir Hikâye
Engiz'de yaşayan birçok ailenin geçmişi Osmanlı'nın son dönemlerinde ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında Batum'dan gerçekleşen göçlere kadar uzanıyor. Büyük dedelerinin Batum'da doğduğunu anlatan aileler, dedelerinin ve babalarının ise Engiz'de hayat kurduğunu ifade ediyor.
Yıllar boyunca işlenen tarlalar, açılan bahçeler, yapılan evler ve kuşaktan kuşağa aktarılan yaşam biçimi bugün yalnızca bir tapu kaydına indirgenmiş durumda. Köylüler, devlet kayıtları ile sahadaki tarihî gerçekliğin örtüşmediğini savunuyor.
Av. Sefer Gök: "Satılan Arsa Değil, Hayat Hakkıdır"
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Sefer Gök, Kapsam Haber'de yayımlanan "Engiz'de Satılan Sadece Arsa Değil, Yüz Yıllık Hayat Hakkıdır" başlıklı yazısında meselenin yalnızca tapu kayıtları üzerinden değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
Gök'e göre Engiz'de yaşanan sorun, geçmiş kadastro uygulamalarının gerçek kullanım durumunu ve tarihî yerleşim yapısını yeterince dikkate almamasından kaynaklanıyor.
"Bir insanın babasının, dedesinin mezarının bulunduğu köyde; ailesinin yüz yıldır ekip biçtiği, ev yaptığı, bahçe yaptığı yerin bugün masa başında Hazine arsası denilerek satışa çıkarılması hukukla, hakkaniyetle ve vicdanla açıklanamaz" değerlendirmesinde bulunan Gök, devletin öncelikle tarihî ve fiilî durumu araştırması gerektiğini ifade ediyor.
Kadastro Hatası Tartışması
Bölgede dile getirilen en önemli iddialardan biri de geçmiş kadastro çalışmalarında yapılan tespitlerin gerçek kullanım durumunu tam olarak yansıtmadığı yönünde.
Uzmanlara göre bir taşınmazın yalnızca tapu kaydına bakılarak değerlendirilmesi yeterli olmayabilir. Özellikle uzun yıllardır devam eden zilyetlik, yerleşim geçmişi, nüfus kayıtları, mezarlıklar ve fiilî kullanım gibi unsurların da birlikte incelenmesi gerekiyor.
Av. Sefer Gök, yazısında "Kadastro hatası devletin kazancı olamaz" diyerek şu görüşü savunuyor:
"Devlet, kendi geçmiş idari hatasına dayanarak vatandaşın yüz yıllık yaşam alanını satışa çıkaramaz. Hazine adına kayıt oluşturulmuş olması, tek başına adaletin gerçekleştiği anlamına gelmez."
Sosyal Gerilim Uyarısı
Tartışmanın yalnızca hukuki boyutu bulunmuyor. Bölge halkı, elektronik ihale yoluyla satışa sunulan taşınmazların üçüncü kişiler tarafından satın alınması halinde ciddi sosyal sorunların ortaya çıkabileceğini düşünüyor.
Köylüler, yıllardır kullandıkları alanların başka kişilerin mülkiyetine geçmesi durumunda komşuluk ilişkilerinin, sosyal düzenin ve köy hayatının zarar görebileceğini ifade ediyor.
Av. Sefer Gök de bu konuda dikkat çekici bir uyarıda bulunuyor:
"Ankara'da harita üzerinden seçilen bir parsel, Engiz'de bir ailenin geçmişidir. Yarın internet üzerinden satın alınan bir yer nedeniyle gerçek kullanıcılarla yeni maliklerin karşı karşıya gelmesi, telafisi güç sorunlara yol açabilir."
Kamu Kurumlarına Çağrı
Bölgede yükselen taleplerin ortak noktası, satış süreçlerinin yeniden değerlendirilmesi ve kapsamlı bir inceleme yapılması.
Vatandaşlar; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Samsun Büyükşehir Belediyesi, 19 Mayıs Belediyesi ve ilgili kurumların meseleye yalnızca gelir getirici taşınmaz satışı olarak bakmaması gerektiğini savunuyor.
Köylüler ve hukukçular, satışa konu edilen alanlar hakkında geçmiş kadastro kayıtlarının, nüfus verilerinin, mezarlıkların, zilyetlik durumunun ve tarihî yerleşim gerçekliğinin birlikte değerlendirilmesini talep ediyor.

Mesele Arsa Değil, Adalet Meselesi
Engiz'de yaşanan tartışma bugün için birkaç parselin satışından ibaret görünse de bölge halkına göre konu çok daha derin.
Çünkü burada yalnızca metrekareler değil; aile hafızaları, kuşaklar boyunca verilen emekler ve insanların doğup büyüdükleri topraklarla kurdukları bağ tartışılıyor.
Bu nedenle Engiz'de yükselen itirazın özeti tek bir cümlede karşılık buluyor:
"Bu mesele arsa meselesi değil; bir asrı aşan emeğin, hatıranın ve adalet arayışının meselesidir."
Av. Sefer Gök Konuyu Ayrıntılarıyla Kaleme Aldı
Engiz'de yaşanan sürece ilişkin hukuki ve toplumsal değerlendirmelerini kapsamlı bir şekilde ele alan Avukat Sefer Gök, konunun yalnızca bir taşınmaz satışı olarak değerlendirilemeyeceğini vurguluyor. Gök, yüz yılı aşan fiilî kullanım, zilyetlik, kadastro uygulamaları, mülkiyet hakkı ve kamu vicdanı açısından dikkat çeken tespitlerde bulunuyor.
"Engiz'de Satılan Sadece Arsa Değil, Yüz Yıllık Hayat Hakkıdır" başlıklı köşe yazısında Gök, bölgede yaşanan tartışmanın hukuki boyutlarını ayrıntılı şekilde değerlendirirken kamu kurumlarına da önemli çağrılarda bulunuyor.
👉 Av. Sefer Gök'ün ilgili köşe yazısını okumak için:
https://www.kapsamhaber.com/yazarlar/avsefer-gok/engizde-satilan-sadece-arsa-degil-yuz-yillik-hayat-hakkidir/96397
Haber: Kapsamhaber
"Engiz'de yükselen itirazın hukuki dayanaklarını ve perde arkasını anlamak isteyenler için Av. Sefer Gök'ün kaleme aldığı değerlendirme, tartışmaya farklı bir perspektif sunuyor."
Yorumlar
Kalan Karakter: