Engiz’de bugün yaşanan mesele basit bir arsa satışı değildir. Bu mesele; Batum’dan göç etmiş, bu topraklara yerleşmiş, burada ev kurmuş, tarla açmış, imar ve ihya etmiş, ölmüşlerini köy mezarlığına defnetmiş insanların yüz yılı aşan hayat hakkı meselesidir.
Bir insanın babasının, dedesinin mezarının bulunduğu köyde; ailesinin yüz yıldır ekip biçtiği, ev yaptığı, garaj yaptığı, bahçe yaptığı yerin bugün masa başında “Hazine arsası” denilerek satışa çıkarılması hukukla, hakkaniyetle ve vicdanla açıklanamaz.
Tapu kaydı elbette önemlidir. Ancak tapu sicili, tarihsel gerçeği yok etmeye yarayan soğuk bir deftere dönüştürülemez. Bir yerde yüz yıllık yerleşim varsa, fiilî kullanım varsa, mezarlık varsa, nüfus kayıtları varsa, kuşaktan kuşağa süren zilyetlik varsa; orada devletin ilk görevi satış yapmak değil, gerçeği araştırmaktır.
Kadastro Hatası Devletin Kazancı Olamaz
Engiz ve çevresindeki temel sorun, geçmişte yapılan kadastro işlemlerinin köylünün gerçek kullanımını, zilyetliğini ve tarihsel yerleşimini yok saymış olmasıdır. Cumhuriyet öncesinden başlayıp Cumhuriyet döneminde de devam eden yerleşim, tarımsal kullanım ve imar-ihya gerçeği ortadayken; bu yerlerin geniş alanlar hâlinde Hazine adına yazılması başlı başına incelenmesi gereken ağır bir hukuki sorundur.
Devlet, kendi geçmiş idari hatasına dayanarak vatandaşın yüz yıllık yaşam alanını satışa çıkaramaz. Hazine adına kayıt oluşturulmuş olması, tek başına adaletin gerçekleştiği anlamına gelmez. Kadastro yanlışsa, bu yanlış düzeltilmelidir. Yanlış kayda dayanılarak satış yapılması ise hukuki sorunu çözmez; daha da büyütür.
Ankara’dan Tıklanan Parsel, Engiz’de Bir Ailenin Hayatıdır
Bugün internet üzerinden açık artırmaya çıkarılan taşınmazlar, ekranda görünen boş arsalardan ibaret değildir. O parsellerin üzerinde kimi zaman ev vardır, kimi zaman garaj vardır, kimi zaman ailelerin yıllardır kullandığı bahçe vardır, kimi zaman da köy hayatının görünmeyen ama herkesçe bilinen ortak hafızası vardır.
Ankara’da masa başında, harita üzerinden seçilen bir yer; Engiz’de bir ailenin geçmişidir. Google Earth görüntüsüyle, elektronik ihale ekranıyla, dosya numarasıyla bu gerçek silinemez.
Yarın internetten arsa alan bir kişinin, yüz yıldır o köyde yaşayan bir ailenin evinin yanına, bahçesinin önüne, garajının dibine gelip “burayı satın aldım” demesi hâlinde doğacak fiilî ve sosyal sonuçlar çok ağır olur. Bu ihtimal görülmeden yapılan her satış, sadece hukuki değil, toplumsal bir sorumsuzluktur.
Kentsel Dönüşüm Gerekçesiyle Mülkiyet Hakkı Ezilemez
Kentsel dönüşüm, afet riski ve kamu yararı gibi kavramlar elbette önemlidir. Ancak bu kavramlar, vatandaşın mülkiyet hakkını ve kadim kullanımını ortadan kaldırmanın kılıfı hâline getirilemez.
Engiz’deki mesele deprem güvenliği meselesi değildir. Bu mesele, geçmişte Hazine adına geçirilmiş geniş alanların bugün parsel parsel satışa çıkarılması meselesidir. Vatandaşın kullandığı, ekip biçtiği, evinin bitişiğindeki yerlerin önce imar düzenlemeleriyle arsa değerine kavuşturulup sonra satışa çıkarılması, kamu yararı adı altında açıklanamaz.
Kamu yararı, vatandaşı kendi köyünde yabancı hâline getirmek değildir. Kamu yararı, yüz yıllık fiilî gerçeği görmezden gelip elektronik ihale ile satış yapmak değildir. Kamu yararı, önce hukuk, sonra satış demektir.
Engiz Halkı İmtiyaz Değil, Hukuk İstiyor
Engiz halkının talebi ayrıcalık değildir. Kimse devletten bağış istememektedir. İstenen şey son derece açıktır: Geçmiş kadastro işlemleri, Hazine tescilleri, zilyetlik durumu, nüfus kayıtları, mezarlıklar, fiilî kullanım, imar-ihya ve yerleşim tarihi birlikte incelensin.
Bir köyde insanlar yüz yıldır yaşıyorsa, o köyde doğanlar, ölenler, göç edenler, dönenler, toprağı sürenler belliyse; bu gerçek yok sayılarak “tapu Hazine adına, o hâlde satarız” denilemez.
Hukuk devleti, güçlü olanın kayıtlarına değil, hakkın ve hakikatin kendisine bakmak zorundadır.
Satışlar Derhâl Durdurulmalıdır
Engiz ve 19 Mayıs çevresinde satışa çıkarılan taşınmazlar yönünden süreç derhâl durdurulmalıdır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, 19 Mayıs Belediyesi, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve ilgili tüm kurumlar bu meseleyi gelir getirici taşınmaz satışı olarak değil, yüz yıllık mülkiyet ve zilyetlik sorunu olarak ele almalıdır.
Aksi hâlde bugün yapılan satışlar, yarın çok daha ağır davalara, fiilî çatışmalara, sosyal huzursuzluklara ve telafisi güç mağduriyetlere sebep olacaktır. Bunun sorumluluğu da yalnızca ihaleye giren kişilerde değil; bu satışları tarihsel ve hukuki gerçeği araştırmadan yapan kamu iradesinde olacaktır.
Bu Toprakların Hafızası Var
Engiz’de satılmak istenen yerler, boş ve sahipsiz alanlar değildir. Bu toprakların hafızası vardır. Bu hafızada göç vardır, emek vardır, mezar vardır, tarla vardır, yoksulluk vardır, alın teri vardır, ailelerin kuşaktan kuşağa süren hayatı vardır.
Devletin görevi bu hafızayı silmek değil, korumaktır.
Bu nedenle Engiz’deki arsa satışları durdurulmalı; yüz yıllık kanayan yara, masa başında satış yapılarak değil, hukukla, hakkaniyetle ve tarihsel gerçeklikle yüzleşilerek çözülmelidir.
Engiz halkı adına kamuoyuna açıkça duyurulur:
Bu mesele arsa meselesi değildir. Bu mesele, köklerinden koparılmak istenen insanların adalet meselesidir.
Av.Sefer Gök
Yorumlar 2
Kalan Karakter: