Dünyanın damarlarında dolaşan petrolün üstünde dolar, doların üstünde ise Amerika’nın zorbalık düzeni vardır. Bu düzen ne ‘küresel sistem’ ne ‘piyasa gerçeği’ ne de ‘uluslararası denge’dir. Bu düzen, Amerika’nın askerî kudretiyle, siyasî baskısıyla ve mali tahakkümüyle kurduğu modern köleliktir.
Amerika’nın gerçek gücü uçak gemilerinde, silahlarında ya da teknolojisinde değil; bütün dünyaya kendi parasını mecbur kılabilmesindedir. Sen petrol çıkarırsın, o dolar basar. Sen malını satarsın, o kendi kâğıdını değer diye dayatır. Sen toprağından çıkan serveti pazara sürersin, karşılığında onun parasını almak zorunda kalırsın. Sonra da o parayı götürüp yine onun tahviline, bankasına, sistemine bağlarsın. İşte sömürünün en rafine, en cilalı, en utanmaz şekli budur.
Köle Ticaretinden Kızılderili Soykırımına, Petrol-Dolar İmparatorluğuna
Amerika’nın bu düzeni yeni değildir. Dün Afrika’dan milyonlarca insanı zincirlerle taşıyan zihniyet, bugün milletlerin yer altı servetini kendi parasına zincirlemektedir. Bugün ABD’de yaşayan siyahilerin ataları nerede doğdu? Neden kendi topraklarında değil de köle gemilerinde zincirlenerek getirildikleri yerde doğup yaşamak zorunda kaldılar? Bu soruyu Amerika’nın yetkililerine açıkça sormak gerekir.
Ve yalnızca Afrikalılar değil… Amerika, kendi kıtasının asli sahipleri olan Kızılderililere de soykırım uyguladı. 1830’lardaki “Indian Removal Act” ile yüz binlerce Kızılderili sürgün edildi. 1838’de “Gözyaşı Yolu”nda binlercesi açlık ve hastalıktan öldü. Daha da vahimi, 1763 Pontiac Savaşı sırasında İngiliz-Amerikan güçlerinin Kızılderililere çiçek mikrobu bulaştırılmış battaniyeler dağıttığına dair iddialar bulunmaktadır. Bu tarih, Amerika’nın sömürüsünün yalnız dışarıya değil, kendi kıtasının halkına da yöneldiğini gösterir. Dün Kızılderiliyi yok eden zihniyet, bugün İran’ı, Libya’yı, Irak’ı hedef almaktadır.
İtirazın Bedeli: Ambargo, Darbe, Savaş
Amerika yalnızca para ile hükmetmez; itiraz edeni cezalandırır. Petrolü başka parayla satmayı dillendiren, enerji zincirini dolar vesayetinden çıkarmaya çalışan herkes bir anda “tehdit”, “diktatör”, “küresel güvenlik problemi” ilan edilir.
Saddam Hüseyin, petrolü dolardan bağımsız satmayı dillendirdiğinde mağaradan çıkarılıp aşağılanarak idam edildi. Muammer Kaddafi, Afrika için altın dinarı önerdiğinde sokakta linç edilerek öldürüldü. Bu iki örnek, dünyaya açık mesajdır: “Dolar düzenine karşı gelirseniz, sonunuz böyle olur.”
Bugün İran’ın Çin parasıyla petrol satmaya başlaması tesadüf değildir. Amerika’nın İran’a yönelik saldırı hazırlıkları, işte bu dolar düzenine meydan okumaya verilen cevaptır.
Ve daha yakın bir örnek: Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro. Amerika’nın bu ülkenin seçilmiş liderine yönelik uluslararası hukuk açısından tartışmalı girişimlerde bulunduğu yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Bir devlet başkanına yönelik bu tür müdahale iddiaları, diplomatik açıdan ciddi tartışmalara yol açmaktadır.
Türkiye’nin Kapalı Kapılar Ardındaki Teslimiyeti
Bugün Amerika’nın başındaki sarı kafalı adam, daha düne kadar rahip krizi üzerinden Türkiye’ye tehditler savururken; bugün kalkıp Cumhurbaşkanımıza övgüler düzüyor, “dediklerimizi yapıyor, yapma dediklerimizi yapmıyor” mealinde sözler sarf ediyorsa, burada diplomatik nezaket değil, açık bir tahakküm dili vardır. Dahası, Amerika ziyaretinde seçimler hakkında “meşruiyet verdik” yahut “seçim hilelerini iyi biliriz” gibi laflar ederek Türkiye’nin iç siyasetine gölge düşürmeye kalkışması, doğrudan doğruya egemenlik hakkımıza uzatılmış pervasız bir eldir.
Fakat asıl hazin olan, bu sözler karşısında Cumhurbaşkanımızın ve yönetenlerin tavrının belirsiz, silik ve kapalı kapılar ardına gizlenmiş olmasıdır. Dışişleri’nin İran’ı kınayan bir metne imza atıp aynı metinde ABD ve İsrail’in saldırganlıklarına yer vermemesi; suya sabuna dokunmamak değil, kamuoyunda eleştirilere konu olan bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Halkın zihnindeki sual açıktır: Neden failin adı söylenmiyor, neden mazlumun kanı karşısında kelimeler eğilip bükülüyor? Çünkü millet artık görüyor ki kapalı kapılar ardında görüşmeler yapılıyor, finans devleri Ankara’ya gelip Cumhurbaşkanı ile temas kuruyor, fakat hangi sözler verildiği, hangi taahhütlerin alındığı açıklanmıyor.
Oysa bu milletin bilme hakkı vardır. Kapalı kapılar ardında yapılan her pazarlık yalnız bugünü değil, yarını da bağlar. Açıklanmayan görüşmeler, örtülü tavizler ve sessizlik; ihtiyat değil, eleştirilere göre teslimiyetin işaretidir. Ve millet, bu suskunluğun ardında saklanan hakikati sezmektedir.
Modern Sömürü Düzeni
Bu düzenin adı serbest piyasa değil; mali emperyalizmdir. Bu düzen adalet üretmez; bağımlılık üretir. Huzur üretmez; kriz üretir. Egemenlik tanımaz; itaat ister. Amerika’nın en büyük mahareti yalnız sömürmek değil; sömürüyü ahlâk gibi, işgali yardım gibi, baskıyı güvenlik gibi pazarlayabilmesidir.
Ve en acı tarafı şudur: Bu çarkın bedelini saraylarda oturanlar değil, sıradan insanlar öder. Ölen çocuklar petrol şirketlerinin çocukları değildir. Bombalanan mahallelerde oturanlar Wall Street bankerleri değildir. Ambargoyla ilaçsız bırakılanlar savaş kararını verenler değildir. Ama faturayı halklar öder.
Son Söz
Bugün biri çıkıp “Petrolü kendi paramla satmak istiyorum” dese, mesele yalnız para değil; itaat meselesidir. Dolar yalnızca bir para birimi değil, Amerika’nın dünya üzerindeki siyasî kamçısıdır. Bu kamçıyla kimi hizaya sokar, kimi cezalandırır, kimi susturur.
Onun için sözümüz nettir:
• Petrolü dolara zincirleyen bu nizama karşı çıkmak meşrudur.
• Halkları yoksullaştırıp merkez bankalarını Amerikan kâğıdına mahkûm eden bu düzene itiraz etmek haktır.
• Savaşla, ambargoyla, darbeyle bu çarkı ayakta tutan ABD ve bu siyasete tepki göstermek vicdan borcudur.
Çünkü mesele yalnız Amerika’nın güçlü olması değildir. Mesele, bu gücü dünya milletlerinin boğazına basarak kullanmasıdır. Dün köle ticaretiyle zincirlenen insanlık, Kızılderili soykırımıyla yok edilen halklar, Saddam ve Kaddafi örnekleriyle aşağılanan liderler, Maduro’ya yönelik tartışmalı müdahaleler… Bugün petrol-dolar düzeniyle zincirlenmektedir. Ve bu zinciri kırmak, insanlığın en meşru hakkıdır.
Av. Sefer Gök
Yorumlar
Kalan Karakter: