Eğitim Bilim Uzmanı Metin Akgün, ‘Hayatın Ana Ekseninde Hedefimiz Ne Olmalı?’ sorusunu merkeze alarak gönül dostlarıyla yaptığı sohbetlerden ve bilimsel verilere dayalı gözlemlerden yola çıktı. Daha önce yazı dizisinin önceki bölümlerinde mutluluk oranlarına ve insanları mutsuz eden sebeplere değinen Akgün, bu kez kıskançlık, günah duygusu, saplantılı kaygılar ve halk oyu korkusu gibi başlıklara odaklandı.
TÜİK Verilerine Göre Mutluluk Azaldı
Akgün, daha önceki değerlendirmesinde TÜİK’in Yaşam Memnuniyeti Araştırması verilerini hatırlatarak, mutluluk oranının 2023 yılında yüzde 52,7 iken 2024’te yüzde 49,6’ya düştüğünü, kadınlarda bu oranın yüzde 52,3, erkeklerde ise yüzde 46,9 olduğunu vurgulamıştı.
Kıskançlık Mutsuzluğun En Büyük Sebeplerinden
Akgün, mutsuzluğun temel sebeplerinden birinin kıskançlık olduğunu belirterek, filozof Herakleitos’un ‘Kıskançlık demokrasinin temelidir’ sözünü hatırlattı. Kıskançlığın yalnız başkasına zarar vermediğini, aynı zamanda bireyin kendi huzurunu da yok ettiğini söyledi. Ona göre hayranlık duygusu, kıskançlığı dengeleyen en önemli özelliklerden biridir. İnsan mutluluğunu artırmak isteyen herkes, kıskançlığı azaltıp hayranlığı çoğaltmaya yönelmelidir.
Gereğinden fazla alçak gönüllülüğün de kıskançlığı artırabileceğine işaret eden Akgün, kıyaslamalarla düşünmenin kişiyi mutsuz ettiğini, hoş olan bir şeyden sonuna kadar zevk almak yerine başkasının sahip olduklarıyla kıyaslamanın mutsuzluğu büyüttüğünü ifade etti.
Günah Duygusu Vicdanı Huzursuz Ediyor
Akgün’e göre mutsuzluğun bir diğer önemli psikolojik sebebi günah duygusudur. İnanç ekseninde başlayan ve toplumsal baskılarla şekillenen bu duygu, bireyin vicdanında derin etkiler bırakır. Vicdanın çoğu zaman ‘sırrımızın açığa çıkması korkusu’ ile bağlantılı olduğunu ifade eden Akgün, sürüden kovulma korkusunun da bu duyguyla ilişkili olduğunu söyledi.
Eğitimin bu noktada en önemli araç olduğunu belirten Akgün, bireylerin anlayışlı, dengeli, kendine güvenen ve nefret ile kıskançlıktan arındırılmış kişiler olarak yetiştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Saplantılı Kaygılar Mutluluğu Engelliyor
Akgün, insanların sürekli kötü niyet görecekmiş gibi yaşamasının ‘işkence saplantısı’na yol açtığını ifade ederek, bu durumun depresyonu tetiklediğini belirtti. Kendi meziyetlerini olduğundan büyük gören bireylerin de bu saplantıya daha yatkın olduğunu söyledi.
İyilik yapan ancak karşılığında minnet görmeyince üzülen ‘hayırsever tipin’ de bu saplantının kurbanı olabileceğini aktaran Akgün, kişinin gerçeklerle yüzleşmesi, kendisine dürüst davranması ve öz değerlendirme yapmasının önemine dikkat çekti.
Halk Oyu Korkusu Mutluluğu Gölgeliyor
Toplumda kabul edilmeme kaygısının mutluluk üzerinde ağır bir baskı oluşturduğunu belirten Akgün, halkoyuna aşırı bağımlı olmanın bireyi mutsuz ettiğini söyledi. İnsanların doğal olması ve anti sosyal olmamak şartıyla kendi içinden gelen zevklerine yönelmesi gerektiğini vurguladı.
Halkoyundan korkunun, gelişmeyi engelleyici bir etkisi olduğunu ifade eden Akgün, ‘Mutlu olabilmemiz için yaşayış tarzımızın içten gelen tepkilerimizden doğması gerekir. Tesadüfen komşu veya akraba olmuş kişilerin rastgele isteklerine bağlı olmak mutluluğu gölgeler’ dedi.
Çözüm Eğitimde
Hoşgörünün artırılmasının önemine değinen Akgün, gerçek mutluluğun tadını çıkarabilen kişilerin çoğaltılmasının toplumsal huzuru artıracağını belirtti. Eğitim ile bireylere nefret ve kıskançlığı azaltacak, denge ve anlayış kazandıracak yollar öğretilmesi gerektiğini ifade etti.
Akgün, yazısını şu cümlelerle tamamladı:
‘Unutmamak gerekir ki, gerçekten doyurucu bir mutluluk amaçlanıyorsa, bütün yeteneklerimizin tam olarak kullanılması ve içinde bulunduğumuz dünyanın eksiksiz anlaşılması gerekir. Bundan sonraki bölümde, “Mutlu olmak için ne yapmalı?” sorusuna cevap arayacağız.’
Yorumlar
Kalan Karakter: