Bu vahşeti, 'insan' olan yapabilir mi?

M. Halistin Kukul,1992 yılının 25 şubatını 26 şubatına bağlayan gece, 106'sı kadın, 83'ü çocuk toplam 613 Azerbaycan Türk'ü, Rus askerlerinin desteğiyle Ermeniler tarafından gaddarca katledildi.

Kapsam 17.10.2020, 16:45 17.10.2020, 21:03
Bu vahşeti, 'insan' olan yapabilir mi?

 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde: " Herkesin yaşama hürriyeti, hiç kimseye zulmedilemeyeceği, kanun önünde herkesin eşit olduğu, erkek-kadın ve ırk ayırımı yapılmayacağı" teminat altına alındığını belirten M. Halistin Kukul, "Aşağıdaki cümleleri okuyup da; sızlayıp inlemeyen vicdân, titremeyen kalb, isyân etmeyen akıl, zonklamayan beyin, donup kalmayan şuûr, sel olup akmayan göz, haykırmayan dil ve kendini darağacına çekmeyen " adâlet", yok hükmünde değil midir?" dedi.

Yok hükmünde bulunan bir "adâlet"in terazileri, hakikatte, birer kör" olarak iflâs durumuna geldiğini ifade eden Halistin Kukul, uzun süre önce kapsamhaber de yayınladığı makalesinde yayınladığı makalesinin bazı bölümleri şöyle: 

 İbretle bu cümleleri okuyalım; ve, " Türk milleti" olarak bizim, kendilerini "medenî" diye vasıflandıranlarla, nasıl bir " vahşî dünya"da hayat mücâdelesi verdiğimizi dehşetle ürpererek idrâk edelim.

1992 yılının 25 şubatını 26 şubatına bağlayan gece, 106'sı kadın, 83'ü çocuk toplam 613 Azerbaycan Türk'ü, Rus askerlerinin desteğiyle Ermeniler tarafından gaddarca katledilmişlerdir. Elbette ki, sâdece bu kadar değil; yaralanan, sakat kalan ve kaybolan binlerce Azerbaycan Türk'ü belirsizlikler içindedir!..

Bu vahşet hâlini, katliamdan dört sene sonra, 1996'da yayınladığı "Ruhumuzun Canlanması" adlı kitabında anlatan Zori Balayan adlı bir kaatilin şu sözlerini, herkesin ve her şeyden önce de her Türk'ün dikkatle ve ibretle okuması ve gereken dersi alması lâzımdır:

Çete üyesi olan Haçatur'la, zaptedilmiş evlerden birisine girdiğimizde, askerlerimizin 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilediklerini gördük. Haçatur, çocuğun bağırmaması için, anasının kesilmiş göğsünü (memesini), onun ağzına soktu. Ben de, önce, çocuğun karnının, başının ve göğsünün derisini soydum. Sonra Haçatur, cesedini doğradı ve onunla aynı kökten, Türk kökünden gelen köpeklere dağıttı. Aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Halkımın intikamının yüzde birini bile aldı isem ne mutlu bana!"

Bu vahşeti, "insan" olan yapabilir mi? Bu vahşeti, insan olan bu kadar zevkle ve sükûnetle anlatabilir mi? Bu vahşete, insan kalbi taşıyorum diyen bir kişi susabilir mi? Susanların insanlığından şüphe değil, endîşe edilmez mi?

Onlar, şimdi de oturmuş, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10 Aralık 1948'de kabul ettiği " İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi"nden bahsediyorlar. Bunların sözüne hangi Türk ve niçin inanmalıdır? Hangi akl-ı selîm sâhibi insan, bu sözlerin samimiyetine güvenebilsin?

Bu kaatilin her cümlesindeki her kelime, adâletin birer "darağaçlık hükmü" olmalıdır. Çünkü; yaptıkları akıl almaz insanlık dışı zulümleri bizzat kendisi söylüyor.

Öyleyse; bu katliamlara karşı, sokakları dolduran insanlar ve onların, arşa yükselen " Adâlet istiyoruz!" avazları, haykırışları hani, nerede?

Baştakiler ve alttakiler, farketmez! Herbiri suskun! Niçin! Halisten Kukul Makalesi Şöyle Devam Ediyor

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)
23°
az bulutlu