KapsamHaber – Eğitimde Kaliteyi Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Eğitim Bilim Uzmanı Metin Akgün, kültür, medeniyet ve eğitim üçgeninde yaşanan krizlere dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Akgün, modernleşme adı altında sunulan Batı medeniyetinin, aslında insanı sömüren, borçlandıran ve ahlaki yozlaşmaya sürükleyen bir yapı olduğunu belirterek, Türkiye’nin acilen kendi kültürel kodlarına dönmesi gerektiğini savundu.
"MEDENİYET, ZARAFET MASKESİYLE İÇTENLİĞİ ÖLDÜRÜYOR"
Kültürün bir toplumun kimliği olduğunu hatırlatan Akgün, medeniyet kavramının günümüzde yanlış yorumlandığına dikkat çekti. Batı medeniyetinin insanlara "incelik ve zarafet" vaat ederken, aslında onları samimiyetten uzaklaştırdığını belirten Akgün, şu ifadeleri kullandı:
"Zarafet ve incelikteki ifrat derecesi, rahatın keyfe, güzelin fanteziye dönüştüğü noktada ortaya çıkıyor. İşte bu noktada zarafet; inceliği verirken, karşılığında içtenliği alıyor. Sonuçta insanlar içtenlikle kendilerine ait olmayan bir yaşayış içerisine hapsoluyor. Bu süreç, insanı kendine ait olmayan bir hayata mahkûm ederken, insanı küçültüyor."
"KREDİ KARTLARI VE LÜKS TÜKETİM TOPLUMSAL YIKIMIN EŞİĞİDİR"
Akgün, Batı tipi yaşam tarzının ekonomik ve sosyal sonuçlarına da değindi. İnsanların kazanmadıkları paraları harcamaya yönlendirildiğini, bunun da toplumsal bir cinnet halini tetiklediğini vurgulayan Akgün, tablonun vahametini şu sözlerle anlattı:
"Yoğun bir israf hayatın her safhasını kuşatmakta. Kredi kartlarındaki artış toplumsal yıkımın eşiğini oluştururken, zihin kontrolü ile yaratılan suni ihtiyaçlar karşısında insanlar zenginlik temini için meşru yolların dışına çıkmaktadır. Bu durum gasp, kumar ve hırsızlığın yaygınlaşmasını tetiklemektedir."
Eğitim uzmanı, bu sınırsız özenti ve tüketim çılgınlığının sadece ekonomik değil, ahlaki bir çöküşü de beraberinde getirdiğini belirterek, "Zina ve lutilik gibi ahlaksızlıklarda artış riski gözden kaçırılmamalıdır" uyarısında bulundu.
"ZENGİNLİK BELLİ BİR ZÜMRENİN ELİNDE TOPLANIYOR"
Mevcut sistemin Kur'an-ı Kerim'in Haşr Suresi 7. ayetine (Malların sadece zenginler arasında dolaşan bir devlet olmaması ilkesi) muhalif olduğunu belirten Akgün, Batı algısındaki medeniyetin sınıflaşmayı ve sömürüyü doğurduğunu söyledi.
"Bir tarafta zarafet ve refahın iç içe olduğu azınlık bir kesim, diğer tarafta ise zarafet özentisi içerisinde yaşayan ve dışlanmamak için her şeylerini feda eden insanlar var" diyen Akgün, bu sömürü düzeninin günümüzde farklı isimler altında devam ettiğine işaret etti.
"EĞİTİM SİSTEMİ KÜRESEL GÜÇLERİN KONTROLÜNDE"
Açıklamasının en can alıcı noktasında eğitim sistemine değinen Akgün, Batı medeniyetinin küresel hakimiyetini sürdürmek için eğitim sistemlerini dizayn ettiğini iddia etti.
Akgün, "Sistemin devamında başarısının en önemli nedeni, ilk ve orta eğitimin küresel eşkıyaların kontrolü altında olan kültürel ve medeniyet anlayışları içinde düzenlenmesidir" diyerek, mevcut müfredatların ve eğitim anlayışının sorgulanması gerektiğini belirtti.
ÇÖZÜM: RADİKAL BİR "MİLLİ EĞİTİM ŞURASI"
Toplumsal huzur, ekonomik bağımsızlık ve milli birlik için çözüm reçetesini de sunan Akgün, sorunun kökten ve şümullü bir şekilde ele alınması gerektiğini kaydetti.
Akgün, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
-
Milli Medeniyet Kurgusu: Kendi kültürel derinliğimiz ile kendi medeniyet kurgumuzu oluşturmalıyız.
-
Eğitimde Format: Okul öncesinden üniversiteye kadar tüm örgün ve yaygın öğretim programları bu bilinçle yeniden ele alınmalı.
-
Medya Denetimi: Görsel ve yazılı medya içerikleri, bu sistem yaklaşımıyla sorgulanmalı.
-
Geniş Katılımlı Şura: Toplumun her kesiminin katıldığı, sürenin geniş tutulduğu ve uygulayıcıların (öğretmen-yönetici) merkeze alındığı bir "Milli Eğitim Şurası" acilen toplanmalı.
Eğitim Uzmanı Akgün sözlerini, "Batı medeniyetinin insan/toplum ihtiyaçlarını gerçekten karşılayıp karşılayamadığı bugün en büyük tartışma konusudur. Küresel güçlerin elinde kullanılan bir argüman olmaktan kurtulmak öncelikli hedefimiz olmalıdır" diyerek noktaladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: