Tarih boyunca idârî sistemler üzerinde çok sayıda fikir ileri sürülmüş, tartışmalar yapılmış ve en çok kabul gören irdârî sisteme de “cumhuriyet” denilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 102. Yılında, Cumhuriyet’in umûmî mânası üzerinde, Şâir ve Yazar M. Halistin Kukul ile, istişâre de bulunduk….Arzediyoruz!..
ÇAĞLAR- Sayın Hocam, Cumhuriyet’ten Millî Demokrasi’ye başlıklı makalenizde şöyle diyorsunuz:
“Siyâsî rejimlerin adlarına yüklenen mânalar kadar, sahadaki tecrübeleri ve uygulanmaları da önemlidir ki, pek çoğu da şaşırtıcıdır.
Buna rağmen, bugüne kadar, en mükemmel idârî sistemin “cumhûriyet” olduğu fikri, kabul görmüştür. “
Bu husustaki görüşlerinizi biraz daha açar mısınız?
KUKUL- Tarihi iyi okumalıyız..Yâni, yaşanmışlıkları, tecrübeleri...Bugün o kadar kelimeyle veya tâbirle muhatap oluruz ki, bunların pek çoğu, ilk çıktılarındaki târîflerinden uzaklaşmışlardır. Ve gayet tabiîdir ki, zâten, bunların bir türlü tariflere de yapılamamaktaydı ve hâlen de yapılamamaktadır.
İlk aklıma gelenlerden, kültür kelimesi, ahlâk kelimesi, medeniyet kelimesi , adâlet kelimesi böyledir. Bunlar, kültürlü-kültürsüz, ahlâklı-ahlâksız, medenî-medeniyetsiz, adâletli-adâletsiz denilince kıymet kazanıyorlar. Cumhuriyet de öyle!..
“Misalli Büyük Türkçe Sözlük’ten bir tarif söyleyeyim: “Millet hâkimiyetine dayanan ve bu hâkimiyetin milletin temsilcisi olarak seçilen milletvekilleri ve başlarındaki cumhurbaşkanı tarafından yürütüldüğü devlet idâresi şekli”
Demek ki, bu tarife göre, cumhûriyet idâresi; millet hâkimiyetine dayalı olarak yâni millet, kendi seçtiği kişiler tarafından idâre edilecek, başlarında da bir cumhurbaşkanı bulunacak.
ÇAĞLAR- Bizim Anayasa’mızda da tam bu isteniyor, değil mi?
KUKUL-İstenmesi ayrı bir şey, uygulanması apayrı!..Bu idâre tarzı, Anayasa hükümlerine göre gerçekleşecek ve adâlet esas olacak...
Bizim Anayasamızın 1. Maddesi’nde şöyle deniliyor:
“Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.”
2. Maddesi’nde ise, bunun unsurlarını, vasıflarını, niteliklerini ele alınarak şöyle deniliyor.
”Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
Tabiî ki, Cumhurbaşkanı ve seçilmişler/milletvekilleri dâhil herkesin buna uyması gerekiyor..
ÇAĞLAR-Bu maddede de çok unsur var. Bunlar hakkında ne dersiniz?
KUKUL-Herbir madde, bugün için uyulması gerekli maddelerdir. Burada esas olan, adaletli ve demokratik olmaktır.
Yukarıda özünü ettiğiniz yazımda söyledim: “İngiltere, k(ı)rallıktır ve 1215’te Kral John tarafından imzalanan ve İngiliz halkı ile kıral arasındaki hukuku kayıt altına alan altmışüç maddelik siyâsî bir vesîka olan, Lâtince, Magna Charta /Büyük Sözleşme veya Magna Charta Libertatum/ Büyük Hürriyetler sözleşmesi ile yönetilir.
(…) İngiltere, Magna Charta’yla meşgulken, Yusuf Has Hâcib (1017?-1077?), Kutadgu Bilig adlı eserinde, ondan bir buçuk asır önce Hükümdar’ı şöyle konuşturuyordu:
“Benim bu sertliğim, kaşlarımın bu çatıklığı ve bu asık suratım bana gelen zâlimler içindir.
İster oğlum, ister yakınım veya hısımım olsun; ister yolcu, geçici, ister misâfir olsun;
Kanun karşısında benim için bunların hepsi birdir; huküm verirken, hiç biri beni farklı bulmaz.
Bu beyliğin temeli doğruluktur; beyler doğru olursa, dünya, huzura kavuşur”
Görüyor musunuz durumu!..Adamlar, hâlâ bir “sözleşme” ile idâre ediliyor…Biz, kaç sefer Anayasa değiştirdik..
ÇAĞLAR-Demek ki, biz, adına cumhuriyet demeden de, böyle bir idârenin ışığını yakmışız.
KUKUL- Elbette, Bu da, doğrudur!..Fakat, ona hâlâ ulaşabildik mi, düşünmemiz de lâzım!..Ancak, idârî bir sistem olarak, ona kavuşmamız 29 Ekim 1923 tarihine tekâbül eder. Bu, öyle kolayca tatbik edilebilen bir şey değildir..
Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti de, Çin Halk Cumhuriyeti veya İran İslâm Cumhuriyeti de, birer cumhuriyet’tir. Bu ne demektir? Yâni, bu Cumhûriyet kelimesini hangi sistemin uygulanmasına göre tarif edeceğiz veya açıklayacağız, demek değil midir?!..
Adı ne olursa olsun, muhtevasının yâni o kelimenin içinin ne ile dolu olduğunun/doldurulduğunun ehemmiyeti vardır.
ÇAĞLAR- O hâlde şöyle diyebilir miyiz, Sayın Hocam: Biz, kendi Cumhuriyetimizi, kendimize göre tarif etmeliyiz ve ona göre adâletli bir sistemi uygulamalı, yaşamalı ve yaşatmalıyız?
KUKUL-Sayın Çağlar, tam da bu nokta üzerindeyiz… Yâni biz; kendi tarihî, sosyal ve kültürel değerlerimizi temel yapan, adâlet’i esas alan bir Cumhuriyet anlayışının mensupları olmalıyız…
Târiflerden ziyâde, uygulama önemlidir.. Kendi cemiyetimizin, örfümüzün de bunda büyük katkısı olacaktır…
Bu sebeplerledir ki, Gaazi Mustafa Kemal Atatürk, 1924 yılında: Türk Milletinin tabiat ve şiarına en mutabık olan idâre Cumhuriyet idâresidir” derken; 1930 yılında da: “Cumhuriyet fazilet ve ahlâka müstenit bir idaredir.” diyerek, Türk’e mahsus bir Cumhuriyet idrâki çerçevesi çizmiştir.
ÇAĞLAR-Teşekkür ederim Hocam…Son bir sözünüz var mı?
KUKUL- Dünya, bir uçuruma doğru gidiyor…Türkiye Cumhuriyeti olarak, biz, Türk Dünyası’yla kucaklaşarak, demokratik cumhuriyetimizi korumasını ve geliştirmesini bilmeliyiz!..
Ben de teşekkür ederim!..
Yorumlar
Kalan Karakter: