Eski Kültür Bakanı ve ATA Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, YouTube’da yayınlanan Kırmızı Masa programında gazeteci Muharrem Coşkun’un konuğu oldu. Yaklaşık iki saate yaklaşan söyleşide Zeybek, Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutan değerlendirmelerde bulunurken, kendi hayat hikâyesi üzerinden tek parti döneminden günümüze uzanan önemli hatıralarını paylaştı.
Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri Türkçe ezan ve ibadet dili üzerine yapılan tartışma olurken, Zeybek’in ülkücü hareketin doğuşuna dair anlattıkları da siyasi tarih açısından dikkat çekici ayrıntılar içerdi.
Bayburt’tan Ankara’ya Uzanan Hayat Hikâyesi
1944 yılında Bayburt’un Kitre köyünde dünyaya gelen Namık Kemal Zeybek, öğretmen bir babanın oğlu olarak hem dindar hem de cumhuriyetçi bir aile ortamında yetiştiğini anlattı.
Babası köyün başöğretmeni ve aynı zamanda din dersi öğretmeniydi. Küçük yaşta Kur’an kursuna gittiğini söyleyen Zeybek, gençlik yıllarında Osmanlı Türkçesini öğrenerek klasik metinleri okumaya başladığını belirtti.
Ailesinin çocuklarının iyi eğitim alması için Ankara’ya taşındığını söyleyen Zeybek, Gazi Lisesi ve ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi yıllarının düşünce dünyasının şekillenmesinde önemli rol oynadığını ifade etti.
Türkçe Ezan Tartışmasına Farklı Bir Bakış
Programda Muharrem Coşkun’un sorularını cevaplayan Zeybek, Türkçe ezan meselesinde dikkat çekici bir görüş ortaya koydu.
İnsanların ibadet ederken söylediklerini anlamalarının önemli olduğunu belirten Zeybek, ezanın ve ibadetin ana dilde yapılmasının anlaşılabilirlik bakımından faydalı olduğunu savundu.
Bununla birlikte devletin din alanına müdahale etmemesi gerektiğini vurgulayan Zeybek, ‘Devlet yurttaşlarına din dayatmamalıdır. Din öğretmek devletin işi olmamalıdır’ ifadelerini kullandı.
27 Mayıs Darbesi Genç Zeybek’i Derinden Etkiledi
27 Mayıs 1960 darbesi gerçekleştiğinde lise son sınıfta olduğunu söyleyen Zeybek, Demokrat Partili bir aileden geldiği için yaşananları büyük üzüntüyle karşıladıklarını anlattı.
Sabah radyodan darbeyi öğrendiklerini belirten Zeybek, o gün babasının gösterdiği tepkinin hâlâ hafızasında canlı olduğunu söyledi.
Darbenin ardından eğitim hayatına devam eden Zeybek, bir süre Trabzon’da akrabalarının yanında çalıştıktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandı.
Fikir Dünyasını Şekillendiren İsimler
Namık Kemal Zeybek, gençlik yıllarında Ziya Gökalp, Nihal Atsız ve Necip Fazıl Kısakürek’in eserlerinden etkilendiğini anlattı.
Türkçülük düşüncesinin kendi fikir hayatında önemli bir yer tuttuğunu belirten Zeybek, aynı dönemde Büyük Doğu dergisini de takip ederek milliyetçilik ile maneviyat arasında bir denge kurmaya çalıştığını ifade etti.
Bu dönemde sık sık ‘Türkçüyüz ama ırkçı değiliz; Müslümanız ama taassup sahibi değiliz; toplumcuyuz ama komünist değiliz’ şeklinde düşüncelerini dile getirdiğini söyledi.
Alparslan Türkeş ile Tanışma Dönüm Noktası Oldu
Zeybek’in anlattıklarına göre, üniversite yıllarında yaptığı konuşmalar Alparslan Türkeş’in dikkatini çekti.
1960’lı yılların sonlarında Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin (CKMP) yeniden yapılanma sürecinde Alparslan Türkeş tarafından partiye davet edildiğini söyleyen Zeybek, bu süreci hayatının dönüm noktalarından biri olarak değerlendirdi.
Türkeş’in kendisine gençlik kollarını kurma görevi verdiğini anlatan Zeybek, bu görevle birlikte siyasi mücadelesinin yeni bir safhaya geçtiğini söyledi.
CKMP Gençlik Kollarının Kuruluşunda Yer Aldı
Namık Kemal Zeybek, CKMP Gençlik Kolları’nın kuruluşunda aktif rol üstlendiğini ve teşkilatlanma çalışmalarını bizzat yürüttüğünü anlattı.
Türkiye’nin farklı üniversitelerinde milliyetçi gençliği örgütlemek için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirten Zeybek, kısa sürede geniş bir gençlik hareketinin ortaya çıktığını ifade etti.
O yıllarda gençlik hareketinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda fikrî bir hazırlık süreci olduğunu vurgulayan Zeybek, eğitim faaliyetlerine özel önem verdiklerini söyledi.
İlk Ülkü Ocağı’nın Kuruluş Hikâyesi
Programın en dikkat çekici bölümlerinden biri, ilk Ülkü Ocağı’nın kuruluşuna dair anlattıkları oldu.
Namık Kemal Zeybek, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ülkü Ocağı Derneği’nin kuruluşunda yer aldığını ve bu yapının zamanla Türkiye genelinde teşkilatlanarak ülkücü hareketin en önemli kurumlarından biri haline geldiğini anlattı.
‘Ülkü Ocağı’ isminin ortaya çıkış sürecini anlatan Zeybek, ‘ocak’ kavramının Türk Ocağı geleneğinden, ‘ülkü’ kelimesinin ise Türk milliyetçiliğinin temel hedeflerinden ilham alınarak seçildiğini söyledi.
‘Sağcı Değildim, Milliyetçi Toplumcuydum’
Siyasi hayatı boyunca kendisini klasik anlamda ‘sağcı’ olarak tanımlamadığını ifade eden Zeybek, o yıllarda Türkiye’nin asıl meselesinin emperyalizm olduğunu düşündüğünü belirtti.
‘Komünizm tehlikesinden çok emperyalizmi tehlike olarak görüyordum’ diyen Zeybek, milliyetçi hareketin sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal meselelerle de ilgilenmesi gerektiğini savundu.
Kaymakamlıktan Siyasete
Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra kaymakamlık görevine başlayan Zeybek, yaklaşık 10 yıl boyunca Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde görev yaptı.
1977 yılında Alparslan Türkeş’in davetiyle aktif siyasete döndüğünü anlatan Zeybek, daha sonra MHP’de, Anavatan Partisi’nde, Doğru Yol Partisi’nde ve farklı siyasi oluşumlarda görev aldı.

Türkiye’nin Yakın Tarihine Işık Tutan Söyleşi
Muharrem Coşkun’un sorularına açık yüreklilikle cevap veren Namık Kemal Zeybek, hem kişisel hatıralarını hem de Türkiye’nin siyasi ve fikrî tarihine dair önemli değerlendirmelerini izleyicilerle paylaştı.
Kırmızı Masa programı, özellikle Türkçe ezan tartışmaları, tek parti dönemi değerlendirmeleri ve ülkücü hareketin kuruluş yıllarına ilişkin verdiği ayrıntılarla, yakın tarihe ilgi duyanlar için dikkat çekici bir kaynak niteliği taşıdı.
GARABEY
Yorumlar
Kalan Karakter: