Siyaset, sadece oy toplamak sanıldığı sürece; güvenin, sözün ve ahlâkın hiçbir önemi kalmaz. Oysa bir yöneticinin en büyük gücü, elindeki yetkiden değil; arkasındaki güvenden gelir. DEVA Partisi Diyarbakır İl Başkanı M. Remzi Kaymak’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama da tam bu noktaya parmak basıyor: “Aldatarak kazanılan seçim, helalinden kazanılmış seçim değildir.”
Ne kadar sade, ne kadar net bir cümle. Kazanmak, tek başına erdem değil; nasıl kazandığınız, hangi yollarla ve hangi vaatlerle kazandığınız daha belirleyicidir. Bugün, siyasette “başarmak” artık sadece bir sonuç meselesi değil; yöntem meselesi de olmalı. Çünkü seçmeni aldatmak, günü kurtarmaktır; ama milletin güvenini sarsmak, yılları kaybettirmektir.
Kaymak’ın vurguladığı gibi, helal kazanç yalnızca ticaretin değil, siyasetin de ölçüsüdür. Ekmek kazanırken nasıl harama el uzatmak yersizse, oy kazanırken de halkı yanıltmak o denli yanlıştır. Bir siyasetçinin görevi, halkı yönlendirmek değil; halkla birlikte yürümektir.
Seçim öncesinde yapılan ekonomik vaatler, indirilen faizler, süslenen söylemler, ardından gelen sert ekonomik dönüşlerle yerle bir oldu. Seçim öncesi %8,5’e düşürülen faizlerin kısa sürede %50’lere fırlaması, sadece ekonomik bir kararsızlık değil; seçmenin gözünün içine baka baka yapılan bir aldatmacadır. Bugün milyonlarca insan, bu yanıltıcı hamlelerin bedelini yüksek kredi borçları, artan enflasyon ve azalan alım gücüyle ödüyor.
Seçim sandığı, yalnızca oy sayma makinesi değildir. Sandık, milletin umutlarının, beklentilerinin ve güveninin yansıdığı bir aynadır. O aynaya eğilip baktığınızda, kendi yüzünüzü değil; halka ne vaat ettiğinizi, ne kadarını gerçekleştirdiğinizi, ne kadar dürüst davrandığınızı görürsünüz.
Kaymak’ın “Siyasetçinin en büyük sermayesi güvendir” sözü, aslında her siyasetçinin masasının üzerinde yazılı olmalı. Çünkü güven yıkıldığında, tekrar inşa edilmesi yıllar alır. Hele ki halkın gözünde güveninizi yitirdiyseniz, bir daha hangi kürsüye çıkarsanız çıkın, sesiniz yankılanmaz.
DEVA Partisi’nin bu açıklaması, bir partisel söylemden çok daha fazlası: Bu bir ahlaki duruş, bir siyasi terbiyedir. “Biz helalinden kazanacağız” diyen bir anlayış, belki kısa vadede değil ama uzun vadede karşılığını bulur. Çünkü halk unutmaz. Ekmek alırken kandırılan, fatura öderken sözü hatırlamayan, seçimden seçime hatırlanan halk, günü geldiğinde cevabını verir.
Siyaset bir oyun değildir. Kandırmanın, gizlemenin, süslemenin, ertelemenin meşru sayıldığı bir alan olmamalıdır. Aksi takdirde her seçim, bir kandırmacaya, her vaat, bir tuzağa dönüşür.
Kaymak’ın da dediği gibi, seçim kazanmak başarı değil; güveni hak etmek erdemdir.
Yorumlar
Kalan Karakter: