Fen bilimleri ile dini ilimlerin aynı zeminde karşılık bulup bulamayacağı, insanlık tarihinin en büyük tartışmalarından biri. Gaziantep’te düzenlenen IX. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi ise bu klasik tartışmayı modern fiziğin kavramlarıyla yeniden ele alarak dikkat çekici bir gündem oluşturdu. Kongrede en çok konuşulan oturumlardan biri Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın “Süperdeterminizm ve Yaratılış” başlıklı sunumu oldu. Tarhan’ın süper determinizm üzerinden geliştirdiği yorum, “Evren gerçekten rastlantısız mı yaratıldı?” sorusuna bilimsel ve teolojik açılardan yeni bir yaklaşım sundu.
Kongrenin atmosferi: Türkiye’den ve dünyadan akademik katılım
20–21 Kasım 2025 tarihlerinde Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Şahinbey Belediyesi ve Bilimler Işığında Yaratılış Derneği iş birliğiyle düzenlenen kongre, iki gün boyunca yüzlerce akademisyen ve araştırmacıyı ağırladı.
Etkinlik, Gaziantep Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi'nde gerçekleştirildi ve şu alanlardan oturumlar düzenlendi:
-
Fen bilimleri
-
Fizik ve kuantum teorileri
-
Dini ilimler
-
Sosyal bilimler
-
Yapay zekâ ve bilinç
-
Evrim görüşü ve felsefi eleştiriler
Program, yaratılışın sadece teolojik değil; fizik, biyoloji, matematik, epistemoloji ve modern teknolojinin kavramsal çerçevesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği fikrini savunan konuşmacılarla zenginleşti.
Tartışmanın merkezinde ne var? Süper determinizm nedir?
Kuantum fiziğinde sıkça tartışılan süper determinizm, evrende hiçbir olayın rastlantıya dayanmadığını, tüm başlangıç koşullarının ilk andan itibaren belirlenmiş olduğunu savunan bir yaklaşımdır.
Bu teoriye göre:
-
Gözlemcinin seçimi bile önceden belirlenen koşulların bir sonucudur.
-
Evrenin işleyişini sağlayan gizli bir “başlangıç verisi” ya da “evrensel kod” bulunmaktadır.
-
Kuantumdaki belirsizlik, mutlak bir kaos değil; bilinemeyen düzenin sonucudur.
Prof. Dr. Tarhan, süper determinizmin bu yönünü “modern fizikteki ilahî tecelli” olarak değerlendirdi ve şunu söyledi: “Her şey ölçülü, hesaplı, hiçbir şey rastlantı değil. Kur’ân’ın yaratılış anlayışı ile süper determinizm arasında dikkat çekici bir paralellik var.”
Fen bilimleri ve dini ilimler: “Aklın nuru ve kalbin ziyası” tartışması
Tarhan konuşmasında akıl–vahiy–ilham ilişkisine özel bir yer ayırdı.
Aklın olaylar arasındaki bağlantıyı kuran bir ölçüm aracı olduğunu ifade eden Tarhan, dini ilimlerin ise aklın kavrayamadığı hakikatleri anlamlandırdığını söyledi.
Kongre salonunda en çok not alınan cümlelerden biri şu oldu: “Aklın nuru fen bilimleridir; kalbin ziyası ise dini ilimlerdir.”
Tarhan’a göre:
-
Fen bilimleri, evrendeki düzeni anlamaya yarar.
-
İlham, bireysel idrakin derin boyutudur.
-
Vahiy ise aklın sınırlarını aşan mutlak bilgiyi insanlığa iletir.
Bu üç unsur birleştiğinde yaratılış olgusuna hem bilimsel hem teolojik bir bütünlük sağlanmış olur.
“100 yıl önce akılla izah edilemeyen hakikatler bugün fizikle açıklanabiliyor”
Tarhan konuşmasının bir bölümünde zaman kavramına odaklandı.
Newton’un yer çekimi keşfi, Arşimet’in ‘Evreka’ anı ve tarihteki diğer bilimsel sıçramaların ilham boyutuyla değerlendirilebileceğini söyledi.
Vahyin ise insan idrakine inen mutlak bilgi olduğunu belirten Tarhan: “100 yıl önce aklın kavrayamadığı hakikatler, bugün süper determinizmle akılla izah edilebiliyor.”
diyerek, modern bilimin gelinen noktada metafizikle yeniden kesiştiğini söyledi.
Üniversite çevrelerinde yaratılış neden ‘inanç’ kategorisine alınıyor?
Prof. Dr. Tarhan, üniversite dünyasının yaratılış fikrine yaklaşımına dair eleştirel bir analiz yaptı:
-
Yaratılış çoğu zaman “bilimsel teori değil” gerekçesiyle inanç alanına itiliyor.
-
Çünkü teolojik bilgi teorize edilmemiş ve bilimsel metodolojiyle ele alınmamış durumda.
-
Bu nedenle genç kuşak tatmin edici bilimsel açıklamalar talep ediyor.
Tarhan’ın ifadeleri: “Gençler ‘Bir Allah var diyorsunuz ama kanıtlayın’ diyor. Bu, sorgulayıcı kuşağın doğal beklentisidir.”
Yaratılış Manifestosu ve tartışmalar: “Bilimsel bir karşı görüş gelmedi”
Tarhan, geçen yıl yayımlanan Yaratılış Manifestosu’nun akademik çevrelerde ciddi bir tartışma başlattığını söyledi.
Manifestoya karşı bilimsel bir reddiye gelmediğini vurgulayan Tarhan: “Bir bilgi doğrulanmazsa eyleme dönüşmez. Sloganik birkaç itiraz oldu ama bilimsel bir karşı görüş gelmedi.”
dedi.
Levh-i Mahfuz modern fizikle yeniden okunabilir mi?
Konuşmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri Levh-i Mahfuz–determinist fizik karşılaştırmasıydı.
Tarhan’a göre:
-
Kur’ân’daki “yaratılmadan önce her şeyin yazılı olduğu” ifadesi,
-
Süper determinizmin başlangıç kodu fikriyle örtüşmektedir.
Şu benzetmeyi yaptı: “Evren bir yazılımdır. Oyunun yazarı oyuncunun bütün seçeneklerini bilir ama oyuncu bilmez.”
Bu benzetme, özgür irade tartışmalarını yeniden gündeme taşırken:
-
İnsan seçim yapabilir,
-
Ancak ilahî bilgi nihai sonucu bilir.
Altı yaratılış aşaması: Bilgi, matematik, tasarım, fizik, madde, canlılık
Tarhan’ın altını çizdiği bir diğer başlık da Kur’ân’daki “altı gün” ifadesinin yanlış yorumlandığı oldu.
Söylediğine göre:
-
Buradaki “altı gün” zaman birimi değil, yaratılışın altı ontolojik aşamasını ifade ediyor.
-
Bu aşamalar modern bilimdeki oluşum sırasıyla uyumludur: bilgi → matematik → tasarım → enerji → madde → yaşam.
Bu yorum kongrede geniş yankı buldu.
Modern bilimin metafizikle buluştuğu nokta
Tarhan; kuantum mekaniği, bilinç, ruh ve ilahî bilgi arasında kurulan bağlantının yeni bir epistemolojik sentez sunduğunu belirtti.
A’raf Suresi’ndeki “Elest Bezmi” ayetini hatırlatarak ruhun yaratılıştan önceki tanıklığının “ontolojik determinizm” açısından önemli olduğunu ifade etti: “Ruhun özü ilahî ilimde bilinmiştir. Bu, süper determinizmin başlangıç koşuluyla örtüşür.”
Sekülarizm, egoizm ve genç kuşağın sorgulayıcılığı
Tarhan, modern dünyanın iki büyük sorununu şöyle özetledi:
-
Sekülarizm (dünyacılık)
-
Egoizm (benmerkezcilik)
Genç kuşağın sorgulayıcı olmasını ise olumlu karşıladı: “Sorgulayan gençten korkmayalım. Gençler saf, hakikati arayan, soru soran bir kuşak.”
Gençlerin dinden uzaklaşmasının sebebinin sekülarizm değil; yanlış örneklik olduğunu söyledi.
Yaratılış anlayışı yeni bir bilimsel dönem mi başlatıyor?
Gaziantep’teki yaratılış kongresi, her yıl olduğu gibi bu yıl da bilim ile inanç alanlarının kesiştiği tartışmalara zemin hazırladı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın süper determinizmi tevhid inancı ile birlikte yorumlayan yaklaşımı, hem akademik hem teolojik çevrelerde dikkat çeken yeni bir çerçeve sundu.
Modern fiziğin sunduğu kavramların yaratılış fikrini destekleyip desteklemediği tartışması ise önümüzdeki yıllarda daha geniş platformlarda devam edecek gibi görünüyor.
Haber: Garabey
Yorumlar
Kalan Karakter: