Samsun Türk Ocağı tarafından düzenlenen bahar dönemi konferanslarının son konuğu, Türk sinemasının önemli isimlerinden yönetmen ve senarist İsmail Güneş oldu.
“Türk Sinemasında Yerlilik” başlığıyla gerçekleştirilen konferansta Güneş, yerlilik kavramından mimariye, televizyon dizilerinden sinemanın kültürel kimliğine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
Konferansa kültür, sanat ve fikir dünyasından çok sayıda davetli katılırken, program boyunca yapılan değerlendirmeler dikkatle takip edildi.
‘Yerlilik Sadece Bir Slogan Değildir’
Konuşmasına “yerlilik” kavramının anlamı üzerinden başlayan İsmail Güneş, bu kavramın yalnızca yüzeysel bir yaklaşım olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Yerliliğin, yaşanılan coğrafyanın kültürünü, tarihini ve medeniyet birikimini sahiplenmek anlamına geldiğini ifade eden Güneş, sinemanın da bu ruhu taşıması gerektiğini belirtti.
Ünlü düşünür Roger Garaudy’nin Ayasofya ve Süleymaniye değerlendirmesini örnek gösteren Güneş, mimari eserlerin taşıdığı ruh ile sinema dili arasında güçlü bir bağ bulunduğunu dile getirdi.
Güneş, “Süleymaniye bu milletin ruhunu yansıtan yerli bir bakış açısıyla inşa edilmiştir. Sinemada da teknik aynı olabilir ama onu farklı kılan bu coğrafyanın ruhudur” ifadelerini kullandı.
• Sinemada ‘yerlilik’ kavramı tartışıldı
• Mimar Sinan’ın sanat anlayışı örnek gösterildi
• Günümüz dizilerine sert eleştiriler yöneltildi
• ‘Milli sinema’ kavramı değerlendirildi
• Kültürel kimlik ve sanat ilişkisi ele alındı
Mimar Sinan’ın ‘Mürekkep Odası’ Örneği
İsmail Güneş, Süleymaniye Camii’nde yer alan ve kandillerden çıkan isin yönlendirilmesini sağlayan “mürekkep odası” üzerine hazırladığı belgeselden de örnekler verdi.
Mimar Sinan’ın yalnızca estetik değil, aynı zamanda işlevselliği önceleyen bir anlayışa sahip olduğunu belirten Güneş, yerli sanat anlayışının insan hayatını kolaylaştıran yönüne dikkat çekti.
Sinan’ın eserlerinde kültürel ruhun açık şekilde hissedildiğini söyleyen yönetmen, sanatın toplumdan kopuk olamayacağını ifade etti.
‘Filmler İyi ya da Kötü Olur’
Konuşmasında “Milli Sinema” kavramına da değinen Güneş, sanatın keskin kalıplarla ayrıştırılmasına karşı olduğunu söyledi.
“Benim için filmler ikiye ayrılır; iyi film ve kötü film” diyen Güneş, bir filme “milli” etiketi yapıştırıldığında diğer filmlerin otomatik olarak dışlandığını savundu.
Batı ülkelerinde dini temalar içeren yapımların ayrıca etiketlenmediğini belirten Güneş, Türkiye’de ise benzer yapımların doğrudan farklı kategorilere yerleştirildiğini söyledi.

Dizi Sektörüne Sert Eleştiri
Konferansın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise günümüz televizyon dizilerine yönelik değerlendirmeler oldu.
GARABEY
İsmail Güneş, televizyon dizilerinin Türkiye’nin gerçek meselelerinden uzaklaştığını belirterek, ekranlarda toplumun yaşadığı ekonomik ve sosyal gerçeklerin yeterince yer bulmadığını ifade etti.
“20 yıldır dizilerde kira derdi yok, geçim sıkıntısı yok, ulaşım problemi yok. Herkes lüks hayatlar içerisinde gösteriliyor” diyen Güneş, toplumun gerçek hayatıyla ekranlardaki hayat arasında ciddi kopukluk oluştuğunu savundu.
Ayrıca kültürel ve manevi değerlerin yalnızca tarihi yapımlarda işlendiğini belirten yönetmen, güncel dizilerde bu değerlerin neredeyse tamamen dışlandığını söyledi.
‘Sanat Topluma Ayna Tutmalıdır’
Programın sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan İsmail Güneş, sanatçının temel görevinin topluma ayna tutmak olduğunu ifade etti.
Toplumun kendi kültürünü, hafızasını ve değerlerini sanat aracılığıyla yeniden görmesi gerektiğini belirten Güneş, Yunus Emre, Âşık Veysel ve Ziya Gökalp gibi isimlerin kültürel hafızadaki önemine dikkat çekti.
Program sonunda Samsun Türk Ocağı tarafından İsmail Güneş’e teşekkür edilerek günün anısına hediye takdim edildi.
Yorumlar
Kalan Karakter: