Misyonerler Endonez müslümanlara nasıl baktı? diye de başlık atabilirdik. 1602-1942 yılları arasında 350 yıl Endonezya adalarını sömürüp kemiren ve de ırz düşmanlığı yapan Felemenk merkezli ve Avrupalı ;misyonerlerin öncülük ettiği insanlar nasıl bir gözle bölgedeki “dindaşlarımıza” baktılar?
Sorumuza MULTATULI takma adıyla yazan EDUARD DOUWES DEKKER, 1820-1887, 66 yaş) ölümsüz eseri MAX HAVELAAR’da cevap veriyor. O sıradışı bir Felemenk olarak dönemindeki zulüm ve istismarı kaleme döken ünlü bir yazardı. Tarihe ışık tutmuştur. Ne kadar ağır ifadeler kullanırsak kullanalım Batı toplumlarının ve Felemenklerin kendilerini eleştiri noktasında bizden çok ileride olduğunu ve fazilet ve fikirlere saygı erdemi hususunda henüz daha gereken olgunluğa erişemediğimizi kabul etmemiz gerekir.1860 yılında ülkesini eleştiren bir Felemenk yazarın Amsterdam’da basılan bir eserinden söz ediyoruz.
Eserin kısa tanıtımını yapalım:
Kitabın adı: Max Havelaar “Hollanda Ticaret Şirketinin Kahve Borsaları”
Takma yazar adı: Multatuli. (Latince bir ifade olup anlamı ne eziyetler çektim demektir.)
Milliyeti: Baba Felemenk, anne İngiliz
Yayınevi: Aylak Adam Kültür Sanat Yayıncılık, Çekmeköy. Hollanda Edebiyat Vakfı’nın (Nederlands letterenfonds dutch foundation for literature) desteğiyle yayınlamıştır.
Sanal adresi: aylakadamyayınları.com
Kitabın özgün adı :Max Havelaar, of de koffi-veilingen der Nederlandsche Handel –Maatscappy
ISBN: 978-605-9115-12-4 Birinci Basım: Mart, 2015, İstanbul
Sayfa, matbaa, ebad : 403, Baskı; Özal Matbaası, 19.5 X 2.3 X 12.5 cm
Çevirmen: Erhan Gürer. Son okuma: Mihriban Yılmaz
Mezkur eserin 170-174. sayfalarından alıntı yaparak esas konumuza dönelim:
Papaz Wawelaar hiristiyan cemaatine bir İslâm toprağı olan Endonezya’nın başkenti bugünkü Cakarta o zamanki Bagtavia’da kilisede 1840 larda vaaz verirken şunları söylüyor ;
“... Hollanda gemileri en büyük sularda seyretmekte ve hak dininden ayrılmış Cavalılara medeniyet, din ve Hiristiyanlık götürmektedir! Hayır, kutlu Hollanda’mız ebedî mutluluğu yalnız kendisi için istememektedir; bunu, uzak sahillerde imansızlık, batıl inanç ve ahlâksızlığın pırangalarına vurulu mutsuz yaratıklarla da paylaşmak istemektedir! Bu amaçla bize lutfedilen görevi vaazımın yedinci bölümünde ele alacağım.” (...) Bu zavallı putperestlere karşı yerine getirmemiz gereken görevlerimiz şöyleydi:
1 Misyonerlik Cemiyeti’ne ciddi miktarda maddî yardımda bulunmak.
2 Cava Adası’nda İncil dağıtımını mümkün kılmak için İncil cemiyetlerini desteklemek.
3 Koloniyal Asker Toplama Komutanlığı’na hizmet amacıyla Harderwijk’teki dua meclislerini teşvik etmek.
4 Asker ve denizciler tarafından Cavalılara okunmaya uygun vaaz ve dinî ilâhiler yazmak.
5 Görevi, inayetli Kıralımıza aşağıdaki hususlarda istirhamda bulunmak olacak bir nüfuzlu erkekler cemiyeti kurmak.
a. Yalnız hak dininden ayrılmayacak valiler, subaylar ve memurlar atamak.
b. Cennetin Kırallığı’na Hollanda asker ve denizcileriyle münasebetleriyle hazırlamak için Cavalıların, garnizon ve limanlarda yatan savaş ve ticaret gemilerini ziyaret etmelerine izin vermek.
c. Meyhanelerde dinî risalelerin para karşılığı olarak kabul edilmesini yasaklamak.
d. Cava Adası’ndaki afyon lisansına; her afyon kahvesinde, müessesenin muhtemel ziyaretçi sayısına orantılı olarak belli miktar İncil bulundurma ve imtiyaz sahibinin alıcıya yanında dinî risâle almadan afyon satmamasını kabul etmesi şartını almak.
e. Cavalının çalıştırılarak Tanrı’nın selâmetine kavuşmasını telkin etmek.
6 Misyonerlik cemiyetlerine bağışlarda eli açık davranmak.
Sömürüp kemirdikleri topraklarda, yaşları 12 yaşına kadar düşen düşen kız çocuklarını NYAI adı altında malum erkek hizmeti için kullandıkları, insanların açlıktan ve kıtlıktan çocuklarını öldürüp yedikleri bir ortamda papaz efendi; barbarlar, putperesetler diye nitelediği müslümanlara Felemenklerin medeniyet taşıdığını söylüyordu. Haçlı seferleri sırasında müslümanlara mata-api (ateşgören) lakabını takarak aşağılayan Avrupalı barbarlar; Endonezya adalarında hiristiyanlığı nasıl sömürgen, kemirgen ve de ırz düşmanlığı çerçeveli etkinlikleri için eskilerin tabiriyle “feğğal” ve “fail” olarak yani etken ve etkin kullandıklarını kanıtlayan vesikadır, yukarıdaki satırlar. Aynı zamanda adalardaki İslâm din zihniyetinin de nasıl edilgen ve pasif, hassas ve uyuşturulmuş bir yaşama öncülük ettiğinin de. İslâm “sömürülmek” için mallaştırılmış ve de “ilmihalleştirilmiş” hiristiyanlık da “sömürmek” için tiyatro gibi kullanılmıştır. Sömürülmek eylemi yerli egemenler, sömürmek eylemi de Felemenk sökedüşler tarafndan icra edilmiştir.
Özellikle bugünlerde Endonezya adalarında “İslâm” hedefli “cemaat” veya “tarikat” elemanı yetiştirmeye yönelik vargüçleriyle çalışanların yukarıdaki satırlardan çıkaracakları çook dersler vardır. Özellikle bugünlerde “Batı Papua” alanında din tebliği savaşı, müslüman ve hiristiyan gönüllü guruplar arasında kızışmışken. Doğru yöntem her zaman asırlarca öne atar bizi. Peki doğru yöntem nedir? Ona kısmen önceki yazılarımızda değindik.