Endonezya’da İslâmi yaşam tarzı her yere egemen ve iliklere kadar işlemiş olmasına rağmen dil mantalitesi ve kadınların toplum içindeki işlevi üzerinde düşündüğümüzde atalarından tevarüs ettikleri sevecen zihniyetin devam ettiğini ve Arap türü bir İslami yaşam tarzının deriden öteye gidemediğini görmekteyiz. Genel eşya sayım ifadesi olan Buah sözcüğü ve türevleri üzerinde dil mantalitesini analiz ettiğimizde durumu daha yakından anlamaktayız. Bayan dini rok guruplarının çok sevildiği ve popüler olduğu bir ülkedir Endonezya. Her camide olmasa da bazı camilerde erkek-kadın aynı safta ve en önde aynı yerde küçük bir set ile ayrılmış birbirini görebilen alanlarda namaz kılma uygulamasının asırlardır devam edegeldiği Endonezya’da cinsiyet zihniyetinin oldukça medeni ve ileri olduğunu gözlemledik. Zihniyetin kökenlerine ve nerelerden kaynaklandığını okumakta olduğumuz yazımızda bir nebzecik de olsa değinmek isteriz. Yogyakarta Magelan İlçesi Borobudur köyündeki Budist-Hindu geleneğinin görkemli tapınağının birinci katındaki cinsel eğitim ve kadınların sosyal sitatüsüne varıncaya kadar ayrıntılandırılan onlarca Tanrıça kabartmasında tutunuz da bugünkü Jakarta Kent otobüslerinde ön kısmın bayanlara ayrılmasına ve hemen hemen bir çok kentte hanımlar adına kurulmuş vakıflara, hanımlara hasredilmiş onca özel günlere, seçimle gelen ilçe kaymakamlarına, iş yerlerinde erkekleri yöneten bayan müdirelerin bolluğuna kadar olan geniş bir alan üzerinde parçaları birleştirdiğimizde; tarihsel çizginin istikrarlı bir şekilde kadınlar lehine geliştiğini görüyoruz. Özellikle bu noktada Sumatra Adası Padang kentinde hala ninelerin aile reisi olarak görev icra ettiğini ve durumun İslam dini ile birlikte bağdaştırıldığını, geleneksel din yaşamının sevecen ve insani yönünü tecrübe etmekteyiz.
Konuya Budizm Hinduizm ve İslamiyet tarihi çizgisi üzerinden kronolojik gelişimden baktığımızda; medeni çizginin kanıtlarını Borodudur tapınağından alıp günümüzün düğün törenlerine, cami avlularında gayet samimi iki arkadaş gibi konuşan delikanlı ve hanım kızlara, akşamdan sonra kızlı erkekli açık hava lokantalarında birlikte koro yapan guruplara, düğün salonlarında çıplak ayaklarıyla karşılama dansı yapan kızlı-erkekli guruplara kadar getirebiliyoruz. Türkiye’de hala harem-selam uygulamasının süregeldiğini de hatırlatarak itiraf etmek gerekirki imrenerek izlediğimiz bu görüntülerin bizlere de ders vereceğini umut etmekteyiz. Yukarıdaki fotoğrafı açıklayarak konumuza devam edeceğiz: Jakarta Milli Müzesi’nde (Musium Nasional) sergilenen 72 santim yüksekliğinde bronz fıskıye heykeldir. Raksasa Perempuan Arca Pancuran, Waterspout, Büyük bayan fıskıye heykeli demektir. 13-14. asır Doğu Jawa, Moyokurt. Bronz fıskıye saçını arkadan at kuyruğu gibi bukle yapıp sarkıtmış Jawa’lı bir hanım görünümündedir.
Penanggungan Dağı zirvesinde Jorangtu su kaynağında (soğuk su kaplıcası) bulundu. Geçmişi anımsatan bir bronz heykeldir. Kaplıca kaynağı miladi 977 yılına tarihlenmektedir. Bundan başka Jawa’nın doğu bölümünde insanlar günahlardan temizlenip ruhlarını arıtmak için bir çok su kaynaklarında bir çok yerde bronz fıskıye bulundurmaları sanki bir zorunluluktu. Sırtında süs olmayan dikili bronz fıskıye mümtaz ve asaletli bir yarım eğilişle fiyakalı bir görünüm içinde resmedilmektedir. Sağ elinde tuttuğu küp duvardan bağlantılı fıskıye ağzından suyu
damlatmaktadır. Heykeli üreten eller ile Borobudur tapınak duvarlarına volkanik taşları kabartan eller ne kadar aynı zihniyeti taşıyorlarsa bugün camilerde aynı safta ve önde hanımlara Tanrı’ya secde etmesini normal karşılayan zihniyette aynı bedenlerin taşıdığı kafalardan çıkmıştır. Buah dada ifadesi ve benzerlerini irdeleyerek aynı zihniyeti taşıyan kafanın içine elimizi sokmak istiyoruz.
Hindu atalarının kültürünü İslâm ile bağdaştırma uygulaması lisana da yansımıştır.
Buah Dada ifadesi mecazi anlamda kullanılan ve Endonezlerin anaerkil aile yapısıyla birlikte, hanımlara değer veren insani, sevecen ve cana yakın zihniyetine işaret eder. Tabir; Arap ülkeleri, Türkiye ve diğer İslam ülkelerine göre oldukça ileride olan bir mantaliteyi gösteren dil hafızası (kelime dağarcığı) içinden çıkan bir ifadedir. Metaforik, mecazi anlam içeren belki de bir deyim (tabir, idiom) olarak görebileceğimiz bir anlatım tarzıdır. Buah dada sözcüğü ikisi bir arada “meme” anlamındadır. Ama sözcükleri teker teker tercüme ettiğimizde Buah: Meyve, ürün, tane Dada: göğüs demektir. “Göğüs Meyvesi” anlamında tercüme edilebilir. Endonezce sözlükte ise Susu Wanita, Payudara: Hanım sütü, meme olarak izah edilmektedir. Buah Zakar ise ‘Testis’ anlamında kullanılmaktadır. Arapça asıllı “zeker, erkek cinsel organı ” sözcüğü ile Endonezce asıllı buah ’Zeker ürünü, meyvesi’ anlamında birleştirilmiş ve testis sözcüğü üretilmiştir. Dağ ayağı ifadesi Kaki Gunung da buna benzer. “Dağın eteği” demektir. Buah Hati de tıpkı böyledir: Kalbin ürünü, sevgili çocuk, yavrucağız, anasının kuzusu demektir. ”Dervişin fikri neyse zikri de odur” atasözünün tecelli etmesi gibi atalarının anaerkil aile yapısı üzerine sözlük dağarcıklarını kurup geliştiren Endonezlerin İslam dininin erkek egemen (pederşahi) toplum yapısını daha müsamahakar ve mülayemetle ifade etmesine cedlerinden tevarüs ettikleri erkek-kadın ilişkisinin doğallığı üzerine kurulu, insan psikolojisine de elverişli olan hatta pozitif ayrımcılık anlamında ise ileri giden bir cemiyet yapısına işaret etmektedir. Özetle şunu ifade etmek isteriz: Endonezler Anasoylu Aile özellikleri ile diğer İslam milletlerinden temayüz etmektedirler. Türk olarak en çok öğrenmemiz gereken konudur, sanırım. Böylece Avrupa’dan almaya çalıştığımız medeni zihniyeti Endonez adalarında bulabileceğiz. Televizyon haberlerinde geçen Perburuan Teroris “teröris avı” ifadesini yadırgayan Endonez hanımların merhamet ve medeniyet dolu yürekleri görüşümüzü desteklemektedir. Nasıl ki Japonca’nın deyimleri deniz ve tabiat, Türkçe’nin deyimleri karasal iklim, buğday ve ataerkil aile yapısı ile ilişkili ise Endonezce’nin deyimleri de meyve, ürün ve anasoylu aile yapısı ile sıkı fıkı ilişkilidir. Allah’ın lütfu, tabiatın keremi derken anayı, hanımı temel alan bir lutfu kerem ifadesi olarak idrak edebiliriz.
Bir Japon annenin “derinlik psikolojisi bulamıyorum” dediği bu ifadelerde bir çocuk saflığı, işlenememişliği, düşünmeye susamışlığı açısından bakarsak, basitlik ve sığlığın altındaki derinliği bulabileceğiz. Tarihsel çizgi üzerinden ilerlediğimizde de yukarıdaki resim; Hindu-Budist kültürün egemen olduğu 10. asırlarda Nusantara insanlarının kadınlara bakışını özetlemekte ve derin bir hürmetin, saygı ve asaletin simgesi olarak karşımızda dururken, İslam döneminde 2012 Haziran ayında Jakarta kent otobüsleri içinden tarihe geri doğru baktığımızda da istikametin aynı çizgiden istikrarlı seyrettiğini görüyoruz. Su-Kadın-Anaerkil Aile üçgeni içinde hanımlar yüceltilmektedir. Kişilik ve bağımsızlık sahibidirler. Dinler farklıdır. Ama genler farklı değildir. Dinlere bakışımıza iliklerimize kadar işlediğini sandığımız ilmihal ve kateşizma kuralları değil, iklim, coğrafya ve milli genler imza atmaktadır. Her ikisi arasındaki dengeyi kurmak da yine insan beynine düşmektedir. Allah da bizi böyle sevecektir, sanırızki. İslam dininin dizginleyip terbiye ettiği aşırılığı da terbiye etmiş bir adabı muaşeret; bugün hala Endonezya toplumunu ayakta tutan hanımların yüreklerinde yükselmektedir. Cehalet, fakirlik, batıl inanış içinde boğuşan Endonez toplumu “kadın” söz konusu olduğunda gerçekten imrendirici bir saygınlık ve değer vermenin ötesinde; İslam ağırlıklı bir cemiyetin de diğer İslam milletlerinde pek görülmeyen ve Afganistan’da 8 yaşında kızların tesettüre uymuyor gerekçesiyle idam edildiği bu günlerde bizlere dil mantalitesinden düşünceye, semantikten etimolojiye ve oradan da ıslahatı İslam düzeni, şeairi İslam zihniyeti için neler yapmamız gerektiğine işaret etmektedir. Parçaları bir araya getirip yaptığımız sentez ve ardından ulaştığımız analiz ve tahlili dikkat elementleri bize umut vermektedir. Buah Dada kavramının işaret ettiği kıssadan hisse hükmündeki topraklardan ve on bin kilometre uzaktan; en başta günde ortalama 6 kadının öldürüldüğü Türkiye’nin özellikle İslâmiyet adına öğrenmesi gereken daha çok şey olduğunu samimiyetle söyleyecek kadar cesaretimizi satırlarda ifade ediyoruz. Endonezlerden annelerimiz, hanımlarımız, gelinlerimiz, kızlarımız, ninelerimiz, özetle kadınlarımızın varlığını utanmadan ve çekinmeden öğrenebiliriz. Ancak pozitif aşırı ayrımcılık uygulamasının negatif aşırı gurupları daha ziyade memnun ettiği çekincesini de kaydederek konuya son vermek isteriz. Aşağıdaki fotoğraf Jakarta kent otobüsleri içinden alınmıştır. (15.Mayıs.2012)

Anlamı: Şimdi kadın olmak zamanı Fotoğrafın bütününde ise şöyle yazıyor: “Hanımlara öncelik verme zamanı. Hanım yolcuların rahatı için Kent otobüslerinde ön taraf hanımlara özel bölüm olarak hazırlanmıştır.”
20-21.06.2012, Tangerang. Ali Osman Muş.