Din sentez etmek ve “Pensilvanyalı, sümüklü, hain, casus” türdeşleri
Bu makalemizde kullandığımız ağır ifadeler için okuyucuların affına sığınıyoruz. Ancak muhatapları için daha uygun ifade bulamadık.
1991 yılında Japonya’da Hokkaido adası Sapporo’da bir yıl müddetle Japonca öğrendim. Birgün aynı amaçla bulunduğumuz okulda okul arkadaşı Hintli Kamal; Japon hocaya şöyle dedi: “Hindistan tüm ülkelerin kültürünü ve dinini barındırıyor. “Murakita Tatsuo hoca da (kooçoo sensei) iyice düşündükten sonra iki el avuçlarını birbirine vurdu ve şöyle dedi: “Bizim evlerde Butsudan (仏壇) vardır. Onun içinde atalarımızın külü olur. Eve gelince saygı ile eğilir ve avuçları üç kez şaplatırız, bu ibadet üç saniyede biter. Hepsi budur. Bu da Japon işidir.” dedi.
Hintli’yi sonradan günlerce düşündüm. Hintli saygısız ve kibirli idi ama “din sentezi”
diye bir şeyin Hindistan demek olduğunu anlatıyordu. Tam anlamıyla ne demek istediğini 2011 de çoğunluğu müslüman ama ataları Hindu olan Endonezya’da Endonezleri tanıyınca anladım. Hintliler durmadan din üretiyorlar. Bu ulusal karakterleridir. Hiçbir şeye hayır demeyen “her şeyi sindiren değil de özümsemeden bir araya toplayan bir karakterleri” var.
Sih dini böyle bir şey. Biraz Hindu, biraz Hiristiyanlık, biraz İslâmiyet al sana bir din demiş 16. yüzyılda Nanak isimli bir Hintli. Sigara içmezler, şekerli suyla abdest alırlar, sarık takmak, sakal kesmemek mecburidir. Bunları rahmetli dinler tarihi hocam Hikmet Tanyu’dan öğrendiğimin ertesi günü idi. Yıl 1981 olmalıydı herhalde. Ankara Ulus Opera durağında fakülteye gitmek için sabahın erken saatinde belediye otobüsü bekliyordum. Baktım bir Hintli geldi. Başında sarık. Hindistan Elçiliğine gitmek istiyordu. 8 numaraya bineceksiniz dedim. Bekliyor durakta. Hocanın tarifine benziyor. Çıkardım sigarayı ikram ettim. Kabul etmedi. Beklerken birden teste devam edeyim, dedim. Yüksek bir sesle “Sih” diye bağırdım. Adamın benzi attı. Ardından fazla beklemeden “Nanak” dedim adam bana sarıldı. Beni rajanın oğlu zannetmişti herhalde.
Neyse bu “din sentez etmek” denen şey; Hintilerden Endonezlere sirayet etmiş. Adalarda öyle bir İslâm sentezi varki bu hoşgörüye hayran kalmamak mümkün değil.
Endonezler şafii hukukunu yaşarlar ama uygulamalarında Şii geleneklerini görebilirsiniz.
Örneğin Batı Sumatra’da İngiliz sömürge ordusunda asker olan Tabuik uygulaması şii askerlerin muharrem ayı Hazreti Hüseyin kutlamaları olup Padang kentine gelen bu askerlerden sünni Minangkabau halkına geçmiştir. Yine 2.000 km. daha doğuda olan Orta ve Doğu Cava ‘da
“Kejawen Islam” denen Cava İslâm inanışları da böyledir.
Bu din içi sentezdir. Dinler arası sentez ise günümüzde “İslâm dünyasında mesih, mehdi” olarak tecelli etmekte ve perde gerisinde Amerika ve İngiltere’ye hizmet eden bir istismara dönüşmektedir.
Her ne hikmettense İslâm dünyasında “mehdi, seyyit mehdi” hiç eksik olmamıştır ve her ne hikmettense hemen hepsi Alman, İtalyan Amerikan, İngiliz vatandaşıdır.
En son Amerika’da Pensilvanya’da tecelli eden sümüklü hain casus gibi.
Sümüklüye bir sıfat daha ilâve etmemiz gerekiyor: Mehdi taslağı mıydı acaba? Burç efemin 2010 lu yıllardaki yayın kayıtları mevcut ise, kanıt olabilir. O günlerde dinliyordum söz konusu radyoyu.
Şimdilerde hiristiyan dünyasının başına belâ olan ve en hoşgörülü protestanların bile amentülerinden çıkardığı Türkiye’de “Mun Tarikatı” (Unification Church) olarak bilinen Koreli bir din adamının önderliğini yaptığı hareket de böyledir. Adamın anlattığı şudur:
“Bir dağ var, herkes dağa tırmanıyor her yol bir dini simgeler en tepede de bu adam var. Yani kiliseleri birleştiren hareket.” Her ne hikmettense bu adam da vergi kaçakçılığı yapmakla meşgüldür. Bu nedenle Mun Tarikatı mensupları Japonya da hiç sevilmezler. En son duyduğumda tazecik hanımlarının sayısı 13 ü bulmuştu. Birleşmiş Millletler ve Amerikalılar ile sıkı fıkı ilişkileri vardırki Amerika’da üniversiteleri bile vardır. Bizim “sümüklü toplu dilencilik uzmanı Pensilvanyalı hainin” izlediği yol da böyleydi. Bunlar birbirine beznerler.
Her şeyinizi isterler hiçbir şey vermezler. Bu tarafta her şeyinizi alırlar öbür tarafta tasarladıkları dünyayı bu tarafta sizden topladıkları “bağışlarla”sadece kendilerine ve Amerikalı, İngiliz abilerine inşa ederler “müritlerine” de öbür taraftan arsalar, evler, altlarından ırmaklar akan köşkler, huriler, gılmanlar vesairenin belgesini verirler.
İsmailiye hareketi de böyledir. İbret vericidir. İngiliz üretimi olduğu aşikârdır. Tepesindeki “playboy seyyit” Ebu Lehepgiller familyasından herhalde. Her sene kilosu kadar zekât öder bu mehdi taslağına yıllık geliri 500 dolar bile olmayan fakir müslümanlar. Kilosu kadar altın veya parası hesabına yatar, her yıl sözümona “zekât” olarak. Her ne hikmettense bu tesadüfen! olacak herhalde; İngiliz vatandaşıdır hazret. Seks ve skandalları sülâle boyu meşhurdur. İşin garibi mehdi de bunun soyundan gelecek diye uyuşturulmuş müslüman beyinler beklemektedir. Tam bir rahmetli “Levent Kırca klâsiği” olacak anekdot.
Bizim Pensilvanyalı sümüklü mehdiyi anımsatıyor diy mi? Pasaportları farklıdır sadece.
Avrupalıların bu hainleri korumaları; kendileri gibi “hırsız” olmalarının yanısıra Türkiye’den koparmak istedikleri kürt tavizi girişimleri beklentileridir.
Dostlar; biz din adına “ülke” “vatan” “bayrak” “Türk” gibi kavramlar üretmediğimiz müddetçe böyle maalesef seviyesi düşük insanları seviyesi düşük ifadelerle açıklamaya devam edeceğiz. Neyse bugün de Tanrı’ya şükredeyim Türkiye’de “lâiklik” “halâ” var. Ulu Allah’ım sen onu koru da sümüklüler iktidara gelip milletin parasıyla milleti ve Meclisi kurşunlayıp Batıya hizmet etmesinler. “Din sentezi” uydurmasıyla.
Sümüklü casus şürekası (SCŞ)
Yayınlanma :
15.11.2016 16:13
Güncelleme
: 15.11.2016 16:13
YAZARIN DİĞER YAZILARI