İnsan yaşamının çok önemli parçalarından biri olan ''müzik'' ; genel manasıyla insan ruhunu besleyen bir gıda olarak tanımlanır. Büyük çoğunlukla da bu böyledir. Seslerin uyumu ve ahengi ile kainatın, Dünyanın ve toplumun uyumu arasında bir korelasyon vardır. Ahenkli seslerin veya enstrümanların ya da vokal seslerin büyük bir armoni içerisinde fraktal bir bütünlük yarattığını ve sizi aşkın duygulara taşıdığını hissedersiniz.
Batı ya da Şark kültürleri fark etmeksizin müzik yapıcıları ve taşıyıcıları, ( Ozanlar, besteciler ) halkın duygu ve düşüncelerini, sevinç ve acılarını, kahramanlıklarını hep musiki yoluyla dile getirmişlerdir. Halkın dili, yüreği olmuşlardır.
Zaman zaman başlarındaki yöneticilerle ters düşmüş, protest söylemler içerisinde olmuş şair ve ozanlar hemen hemen her kültürde mevcuttur. Lakin vicdanî, ahlakî, kültürel normların dışında, halkın duygu ve düşüncelerini hiçe sayan, ahlaki değerleri alt üst eden, toplumsal çöküşe bir darbe daha vuran bir tutum içerisinde olan hiç bir ozan gösteremezsiniz.
Burada ideolojilerden ya da ''izm'' lerden bahsetmiyoruz. Birisi sosyalist bir söylem geliştirmiş, diğeri kişisel aşka ya da yoksulluğa vurgu yapmış, öteki daha milliyetçi bir tutum içerisinde olmuş; kastımız bunlar değil. İdeolojileri de işin içerisine katmış olsak dahi, neticede bunu savunan kişiler kendince daha mutlu, daha müreffeh, daha insanî bir toplum hayali ile bir dava güttüklerine inanırlar.
Şimdi gelelim bıçak sırtı gibi bir konuya; toplumu yozlaştırmaya çalışan kişlerin yaptıkları işin sanat ya da musikî olup olmadığını sorgulayalım.
Daha dünyaya geldiğinden itibaren sosyal bir varlık olan insan, aile içerisindeki mensubiyeti ve yakın çevre mensubiyeti ile bulunduğu ortamın sosyal normları içerisinde varlığını sürdürmeye çalışır. Bu normlar içerisinde bazı aykırı kişiler se, hemen her şeye, herkese karşı kişilerdir. Bunlardaki tutum bir nevi anarşizmdir. Yani toplumun genelinin kabul ettiği şeyleri kabul etmeyip, farklı bir tutum almak. Bu bir noktaya kadar anlaşılabilir. Sınır neresidir? toplumsal normları değiştirme ve topluma bir şeyleri dayatma noktası..
Müzik ve sahne sanatları, toplumsal normları ihlal boyutuna gelmemeli, getirilmemelidir. Özellikle musiki olgusu üzerinde düşündüğümüzde, seslerin ve sözel anlatımın toplumu rehabilite edici, toplumun duygu ve düşüncelerine tercüman olma niteliğinde olması beklenir.
Acıyı ya da hüznü anlatabilir; çünkü acı hüzün toplumun her katmanında karşılık bulabilen ve herkesin yaşayabileceği duygulardır. Sevinç, ayrılık, özlem, ölüm, gurbet, savaş v.s. burada ince nüans ise, marjinal düşüncelerin topluma dayatılmaya çalışılmasıdır. Santın özgür olmasıyla insanın özgür olması arasında bir fark yoktur. İkisinde de özgürlük, bir başkasının özgürlüğünü ihlal etmediği sürece problem teşkil etmez.
Açık ifade etmek gerekirse, siz acılarınızı, yoksulluğunuzu, sıkıntılarınızı, ihtiyaçlarınızı dile getirebilirsiniz lakin zinhar topluma hakaret ve küfür edemezsiniz. Toplumu aşağılayamaz, sapkın fiillerinizi onlara dayatamazsınız. Bunu sanat kılıfı içerisinde sunamazsınız. Kendi özel alanlarınızda her türlü cinsel tercihe sahip olabilirsiniz, fakat bunu dans ya da müzik ambalajı içerisinde topluma sunamazsınız. Toplumun dinî ve ahlakî değerlerini alt üst edecek çılgınca söylem ve eylemleri özgürlük adı altında dayatamazsınız. Ölüye giden ağlar, düğüne giden oynar derler. Siz cenazede dans edip, düğünde yas tutmaya kalkarsanız absürt bir durum ortaya çıkar.
Amerikan banliyölerindeki ''Rap'' müziği, Afroamerikalı siyahiler için sistem dışında tutulduğu kanaatiyle oluşturulmuş protest bir baş kaldırı müziğidir. Rock ve Metal tarzı müzikler Blues ve Jazz müziklerinden türemiş müziklerdir. Temelinde yine Afroamerikalı siyahiler vardır. Yüksek volümlü gitarlar ile Rock veya Metal müzik yapabilirsiniz lakin bunu bir şiddet eylemine dönüştürdüğünüzde bunun topluma çok çeşitli yansımaları olur. Tabi ki menfi yönde. Misalen sahnede aleni olarak uyuşturucu çekip, sahneye civcivleri döküp onları ezerek, öldürerek, gitarlarınızı parçalyıp birilerine saldırarak ya da şiddeti özendirerek müzik ve dans yapamazsınız.
Diyeceksiniz ki, uyuşturucu kullanmak bazı ülkelerde serbest. Olabilir. Bizim toplumumuzda serbest değil. Bizim örfümüzde ,adetimizde ve vicdanlarımızda serbest değil. Kendi mahrem alanlarınızda istediğiniz eylemi yapmakta hürsünüz. Bunu yukarıda belirtmiştim. Alkol, sigara, uyuşturucu, her ne yapıyorsanız.
Yönetimleri belirleyen toplumlardır. Elbette hepsi aynı düşünmez ve aynı ideolojilere sahip değillerdir. Lakin çeşitli karşıt ideolojilerdeki insanlar dahi toplumun ortak ananelerine, örf ve adetlerine, gelenek ve göreneklerine saygılı olmaya çalışırlar. Müslüman mahallesinde salyangoz satmak gibi bir durum söz konusu ise, tabi ki abesle iştigal etmek olur ve tepkiyle karşılanır.
Toplumun kahir ekseriyetinde mahrem ve müstehcen olarak kabul edilmekte olan söz, davranış ve diğer uygulamaların, normalmiş gibi ulu orta sergilenmesi musiki ve sanat açısından manidar bir durum ortaya koyar. Bir bestecinin ya da şarkıcının çocuk istismarı, aile ve din istismarı yapması hiç bir surette kabul edilemez.
Dini piyasada yapılan ve tasavvuf musikisi diye sunulmaya çalışılan niteliksiz oriantal müzikleri de buna dahildir. Burada Arap müziğini yerdiğimiz akla gelmesin. Bir dansözün oynaması için kullanılan bir müziğin tıpkısını alıp, üzerine dini sözler ekleyerek sunulmasından bahsetmeye çalışıyoruz.
Burada şöyle bir paraodox da ortaya çıkmasın. Estetik bir halk dansları ya da halay ile çok marjinal ve müstehcenliğin sınırlarını zorlayan gösteriler bir tutulmamalıdır. Semahlar, halaylar, horonlar, barlar, zeybekler toplumun kendi örf ve adetleri içerisinde binlerce yıldır yaşattıkları geleneksel dans ve eğlence çeşitleridir.
Aklımızı başımıza almalıyız. Globalizm büyük bir yutturmacadır. Tek kutuplu bir dünya masaldır. Bu konuda bir çok alanda manüplasyonlar yapılmaktadır. Hakikat olan sa, Ulus ve üniter devlet ve bunun yanında yerel ve kültürel değerlerdir.
Müzik; toplumu ve evlatlarımızı çok hızlı etkileyebilen çok önemli işleve sahip bir sanat dalıdır. Müzik guruplarını, kliplerini izleyip intihar furyasına katılan gençleri unutmayalım. Her şeyde olduğu gibi aşırılık hiç bir zaman insana ve insanlığa fayda getirmemiştir. Denge her zaman iyidir.
Muski gönlünüzün gıdası olsun.
Sürçü lisan ettikse affola.
Muhabbetle.
Erdinç Bal
Yorumlar
Kalan Karakter: