MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli," bayram namazını Kerkük'te,Nur El Kebir camiinde eda eyleyeceğini " söylediği andan itibaren " mum gibi yanan,unutulan " Kerkük, yeniden zihnimize takıldı.
Önceki gün Bengütürk tv'de Kerkük'le ilgili bir canlı yayın gerçekleştirdik ; Prof.Semih Yalçın,Prof.Ümit Özdağ,Prof.Suphi Saatçi,Prof.Celalettin Yavuz canlı yayına telefonla bağlanmak suretiyle görüşlerin ifade ettiler.
Programın sonunda iki temel şık belirginleşti : Irak Türkmenleri bölgede,üstelik de hükümran vasıflarıyla, bin yıldır bulunuyorlar ve AKP hükümeti dış politika tercihleri ile Irak'taki gelişmelerin arasında ezilen soydaşlarımızı unutmuş gözüküyor.
Kerkük unutulabilir mi?
Kerkük'ü unutan bölgesel güç olduğunu iddia edebilir mi?Irak Seyahatine çıkıp,Bağdat'a,Necef'e,Erbil'e uğrayan AKP kurmayları Kerkük'e adım atmıyorsa Türkmen kardeşlerimiz " Ankara bizim arkamızda " diyebilir mi? Şii'si İran'la,Sünnisi Arabistan'la,Barzani'si Türkiye ile hareket edecek ama Türkmen'in arkasında kimse olmayacak?
Bu nasıl bir siyasettir?
Türkiye şimdiki gibi proaktif (!) olmadığı dönemlerde Irak Türkmenlerini unutmaya yatmıyordu.Monşer diyerek aşağıladığımız hariciye mensubunun aklından ne geçerdi bilinmez ama söz konusu Irak olduğunda icraatına Türkmen'den başlardı.
Bugün Barzani'yi darıltmamak için ayak basmadığımız Kerkük,Irak seyahatlerinin öncelikli durağı olurdu.Altıncı Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk 1976 Nisan'ında Irak'a gitmeye hazırlanırken kendisine Kerkük ziyareti yapamayacağı bildirilmesi durumunda geziyi iptal etmiş,Irak yetkilileri özür dileyince Kerkük'e gitmiş ve Türkmen'lerin büyük coşkusuyla karşılanmıştı.
Kerkük'ü unutmak mümkün mü?
1924'ten günümüze kadar kırıla-kırıla,dövüle sövüle varlığını sürdürmeye çalışan,uğradığı katliamlarla soykırıma tabi tutulan,Irak'ta ki her rejim değişikliğinde iktidarın hışmına uğrayan kardeşlerimiz, ellerine silah almıyorlar diye neden belleklerden silinmek isteniyor? Oysa belleklerimiz onların feryadını dile getiren türkülerle doludur." Altın hızma mülayim " sadece bir türkü değildir,bir çığlıktır,yürek yangınıdır ve Irak Türkmeni'nin derdini anlatır.
Irak Türkmeni bin yıldır gün görmüştür,günler görmüştür ama Ankara'dan sevdalısı geldiğinde şad olmuştur..
Kardeşlerimizi unutamayız !
Ama unuttuk,unutuyoruz.
Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu'nun " Stratejik Derinlik " isimli kitabında " Güç Denklemi ve Unsurları " başlığıyla temas ettiği görüş ulusal sınırlarımızın dışında bulunan ve siyasi hükümranlık hakkından uzak tutulan kardeşlerimize pek şans vermiyor.Ülkelerin güç parametlerinin birbirine karıştığını iddia eden bu anlayış, elbette yapay bir şekilde kurgulanmış Irak'ın ortasında Kerkük'e " başka şansın yok Sünni Araplarla birlikte hareket et " diyecektir.
Tarihe millet-devletlerin hikayesi açısından bakanların ideolojik mensubiyeti ile sınıfların ve bireylerin hareketliliği ile bakanların ideolojik farkı güncel siyasette ortaya çıkar.Toplulukları mezhebi bileşkelere yönlendirenler aslında siyaseten dinin değil liberalizmin-pragmatik enstrümanını kullanırlar.Yani siyaseten denklemin içinde din hassasiyeti değil, pragmatik politik buluşmalar esas olur.Bu durum onların " realpolitiğini " resmeder.Türkiye'de Kemalist algıyla hareket edenler bu hareketlilikleri din muhalefetine indirgeyerek pragmatik liberalizmin ekmeğine yağ sürsede gerçekler bambaşka bir zeminde seyreder.
Ama görünen o ki Ortadoğu'yu Türklüğün siyasi mevcudiyeti açısından değerlendiremeyenlerin bakışı problemleri çözmeye yaramıyor.Halbuki,Türklük algısı ve Türk Devlet geleneği açısından ele alınan bakış, siyaseti belirleyecek olan temel zihinsel formülün belkemiğini oluşturur.Irak Türkmenleri konusunu,Anglosakson siyaset tekniği ile mezhebi bir algıya dönüştürerek çözmeye çalışmak tabi ki sonuç vermeyecektir.Hele ki Irak Türkmen topluluğunun yüzde kırkının şii olduğu gerçeği göz önünde tutulduğunda bu strateji yakıcı,bölücü bir hal alacaktır.
Türkmen'in umudu,çaresi,eli,ayağı,sözü daima Ankara olmuştur.Bin yıl önce Ortaasya'dan kopup gelerek Musul'u yurt tutan,Oğuz'un bu medeniyet sembolü çocukları şimdi tapuları,arazisi,hoyratları yağmalanarak yaşamak zorunda.
Çocukları yüksek öğrenim yapıyor iş bulamıyorlar ; Irak'ın en entelektüel kesimini oluşturan Türkmenlerin kaderi,Musul'da,Erbil'de,Telafer'de,Tezehurmatu'da,Altınköprü'de aynı.Tehdid altındalar,evleri basılıyor,aydınları kaçırılıyor,tapu kayıtları siliniyor,göçe zorlanıyorlar.Fuzuli'nin torunları bugün yapayalnız.
Tarihteki ihtişamları bugün yok.
Türkmen makbereleri dolup taşıyor,Kerkük türküleri hala yürek yakıyor.
Bu devran değişir mi?
Herkesin bir reel politiği var.
Görünen o ki Sayın Devlet Bahçeli'nin de bir " Türk-İslam jeopolitiği " var.
Var olsun !