TÜRKLERİN MÜSLÜMAN OLMASI
YAZAN : ALİ KARACA
Türkler İslamiyeti kabul etmeden önceki yaşantıları incelendiği
zaman tek Tanrı inancına bağlı olarak yaşadıkları görülür.
Gök Türklerin uluhiyet fikri tek Tanrı inancına sahip oldukları
bilinmekteydi. Türkler o dönemde Şamanizm ve Tengricilik inancı olan
tek Tanrıya tapıyorlardı. Eski Türklerde Şaman sözcüğünün
yerine Kam sözcüğü kullanılmıştır. Dini törenleri yöneten
kişiye Kam deniliyordu. Tengricilik yada Tengri kelimesi Mavi Gök
anlamında kullanıyordu daha sonraları ise Gök hemde Tanrı yerine
kullanılmıştır. Şamanzimde Tanrılar Yönetimi altındaki ruhları
etkiler inanışı bir Tanrı insana doğrudan buyruk vermez gerekli
yasakları koymaz. Tengricilikte ise İklim ve doğa olayları Tengrinin
isteğine göre değişir. Tengri (acunda) dünyada dengenin
yaratıcısı ve koruyucudur. Gök Türklerin inanışı özellikle
İslam dini ile büyük benzerlikler gösteriyordu yeri ve gökleri
bütün mahlukatı yaratan insanların iyi ve kötü kaderini tayin eden
Göklerde bulunan tek Tanrı inancıdır. Zaten Türklerde diğer
milletler ve kavimler gibi Tanrılık iddası hiç görülmemiştir.
Türklerin bu inancı İslamiyetteki Es - Sultan Zıllullahi fil - arz (
Sultan yer yüzünde Allahın Halifesidir ) inancı ile paralellik arz
etmektedir. Bu itibarla İslamiyeti kabul eden Türkler aynı
doğrultuda İslama hizmet etmişlerdir. Türklerin İslam dinini kabul
etmesi kendi inançları olan Tengricilik ile büyük benzerlikler
göstermesinden dolayı çok kolay olmuştur. Hatta Kül Tiginin (
Doğunun yüzünün ilk cümlesinde) Üste Mavi Gök altta yağız yer
yaratıldığında ikisinin arasında insanoğlu yaratılmıştır
sözcüğü Yüce Kuran-i Kerimde geçen Biz yeri ve göğü oyun olsun
diye yaratmadık ( Enbiya süresi 16.Ayeti ) ile büyük benzerlikler
göstermesi Türklerin Müslümanlığı kabul etmesinde önemli rol
oynamıştır. Türkler Orta Asyada çeşitli bölgelerde Şamanizm,
Tengricilik, Manihizm, Zerdüşlük, Budizm, ve Yahudilik
,Hıristiyanlık gibi dinlere tapmaktaydı. Türklerin Müslümanlığı
kabul etmesiyle İslam dinine büyük katılımlar olmuş Budizm,
Manihizm, Zerdüşlük, ve Musevilik silinip gitmiştir. Fakat
Hıristiyanlık bazı Türk kavimlerinde sürdürülmüştür.Türkler
arasında İslam dininden sonra en çok taraftarı bulunan din
Hıristiyanlıktı. Türklerde Tanrı Kutu Tanhu ( Türklerin cenab-ı
Hak tarafından insanların idaresi hükümdarlık verildiği inancı
meşhurdur.)
İslamiyetin Arap yarımadasında doğması onun yüce peyganberi Hz
Muhammed ( s.a.v ) in Müslümanlığı çok büyük bir coğrafyaya
yayacak olması bu dinle yakın ilişkileri bulunan Türkleride çok
yakından ilgilendiriyordu. Türklerin büyük kitleler halinde İslam
dinine katılmaları bu yakın ilişkiler sayesinde ile
sağlanmıştır. 751 yılında Araplar ile Çinliler arasında yapılan
Talas savaşında Çinlilere karşı Tarihten gelen
düşmanlıklarından dolayı Türklerin Müslümanların yanında yer
alması bu savaşı Müslümanların kazanması yakınlaşmanın ve
İslamlaşmanın ilk adımları olmuştur. Bu arada Çin ordusunda
bulunan Karluk, Yağma ve Çiğiller muharebe sırasında taraf
değiştirerek Arapların saflarına geçmesi ve Çinlilere arkadan
saldırarak bu savaşı Çinlilerin kaybetmelerine sebep olmuştur bu
savaşla birlikte Matbaa, Barut, Kağıt ve Pusulayı Araplar
öğrenmişlerdir.Türkler arasında Müslümanlığın yayılması
Abbasi halifeleri ile iyi ilişkilerin kurulması hep bu savaşın
kazanılmasının sonucunun bir göstergesidir. Türklerin artık
Abbasilerin saraylarında ve ordularında görülmesi hep bu sayede
olmuştur. Türk soylu asker ve komutanları çok önemli görevlere
getirilmeleri bu dönemde başlamıştır. Bu arada Türk asilzadeleri
ve soyluları Halifeye bağlı müstakil devletler kurulması hep bu
savaşın bir sonucudur. Bu devletler Mısır ve Suriyedeki
Tolunoğulları, İhdişoğulları, ve Azerbaycandaki
Sacaoğullarıdır.Bu dönemde İslam Halifesinin davet mektupları o
günkü Türklerin yaşadığı Mavaraün nehir , Merv, Kaşgar, Buhara,
Tirmiz, Rey, gibi şehirlerde yaşayan Türk halkı tarafındanolumlu
karşılanıyor ve bir çok taraftar buluyordu. O dönemde henüz
Müslüman olmamış olan oğuz ve Karluk Türk boyları Horasan
bölgesine akınlar yaparak Müslüman Türk ahaliye karşı ciddi
sonuçlar alıyorlardı.Bu arada Müslümanların Halifesi olan
Mutasımla iyi ilişkiler kuran Türkler İslam ordusunda çok önemli
mevkiler elde ediyorlardı. Böylece Türkistanın İslamlaşması çok
daha çok daha kolay sağlanmış olacaktır. Mavaraün nehirin
tamamamıyla Müslüman olması Samaniler döneminde gerçekleşmiştir.
Türklerin lisanını öğrenin çünkü onların saltanatı çok uzun
sürecektir ( Kaşgarlı Mahmut Divan-ı Lügatu Türk ) adlı
eserindeki söylemi bir kez daha haklılığını ortaya koymaktadır.Bu
söylemin Hz Muhammed ( s.a.v ) Hadis-i şerifi olduğu rivayet
edilmektedir.
Türk İslam Tarihinin en önemli olayı Karahanlı hükümdarı büyük
komutan Satuk Buğra Hanın 932 yılında İslam dinini kabul ederek
Türklerin toplu halde İslam dinine girmesine sebep olmuştur. Bu
şanlı Türk hakanı daha 12 yaşında Müslüman olarak yüce
peyganberimiz Hz Muhammed ( s.a.v ) in şefaatına mahsar olmuştur. Bir
rivayete göre Miraçta sevgili efendimizin ruhuyla Cebrail ( a.s )
vasıtasıyla tanıştırıldığıdır. Cebrail ( a.s ) bu
tanıştırmayı takdir ettiği rivayet edilir. Bu rivayet bir çok
tasavvuf kitaplarında geçmektedir. Abdülkerim adını alacak olan
Satuk Buğra Han Türklerin tamamen Müslüman olmalarını
sağlamıştır. Artık Karahanlı Türk devleti bir İslam ülkesiydi
yıllarca İslamın bayraktarlığını yapacak olan Türklerin
övülmesi Müslümanlığın hak ettiği saygı ve değeri görmesi
Allah c.c müjdelenmiş bir millete lütfu olarakta kabul edilebilir.
Kırmızı çehrelilere ( Türklere ) müjdeler olsun Allaha yemin
ederimki insanlar çatlasada ALLAH c.c onları hem bu dünyada hem
öbür dünyada mükafatlandıracaktır ( Tubeyin Kab ) Abdülkerim
Satuk Buğra Hanın kurmuş olduğu İslam devleti artık önemli bir
coğrafyada söz sahibi olacak büyük bir güce sahip olacaktı.
Türkler artık İslam dinini kabul etmiş büyük bir gücün sahibi
idiler o dönemde onlara karşı koyacak çok önemli güçlü bir
devlet yoktu. Türkler dünyaya iki kere hükmedecektir.Türkler size
dokunmadığı harp etmediği sürece sakın sizde Türklere dokunmayın
( En- Nesei- Sünen ) Bu hadis-i şerifle Müslümanlar uyarılarak
artık onların İslamın temsilcileri oldukları tembih edilmiştir.
Artık Türklerin batıya açılma zamanı gelmiştir çünkü Türkler
Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar giden büyük
fetihlerler yaparak İslam dinine hizmet eden asil bir millettir.
İbn-i Ebi-d dünyanın ahir zaman üzerine yazdığı kitabında Allah
c.c Resulüne senetle ulaşan bir hadis yazılıymış. Bu hadise göre
Allah c.c şöyle buyuruyor. Benim bir ordum vardır ona Türk adını
verdim onları Doğuya yerleştirdim bir kavme gazaplanırsam Türkleri
o kavmin üzerine gönderirim . diye buyurmuştur Türkler artık
yüzünü batıya çevirmiş İslam dini adına büyük fetihler yapmak
için mücadele edeceklerdi. Çünkü Türkler savaşcı bir milletti
onlar Bozkırda yetişmiş, iyi at binen iyi kılıç kullanan ok atan
üstelik cesur bir milletti. Bir çok kez böyle kahramanlıklar
göstermişlerdir çok eski göçer bir topluluk oldukları için arazi
ve doğa koşullarını çok iyi biliyorlardı. Bu arada İslamın
Türkler arasında yaygınlaşmasından sonra İslamın ilim ve bilim
havzası Mekke ve Medineden sonra Türklerin anavatanına kaymıştır.
İslam dininin bayraktarlığını yapacak olan Türk milletinin
Müslüman olmasıyla birlikte Semerkant, Buhara, Taşkent, Merv,
Tirmiz, Mavaraün nehir, Rey, Horosan gibi şehirler İslamın ilim
merkezi olmuş İslamın güzel yıldızları bu şehirlerde
doğmuştur. Artık Türkler ilim ve sanatta edebiyatta önemli büyük
eserler ortaya koyuyorlar Türk mimarı tarzıda İslam medeniyetinden
etkileniyordu. Türkler yaptıkları Camiler Kervansaylar Hanlar ve
Hamamlar ile şehir ve Kentleşme adına yerleşik kültürü hayata
geçiriyorlardı. Bir çok eser günümüze kadar gelerek hala
orjinalliklerini koruyarak asırlar önce yapılmış olmalarına
rağmen muhteşem görüntüleri ile bizleri büyülemektedir.
Hendek savaşı için hazırlık yapan Müslümanlar Medinenin
etrafındaki kazı çalışmalarında önlerine çıkan zorlu bir kaya
parçası için hemen sevgili efendimiz Hz Muhammed ( s.a.v ) haber
verdiler. Bir Türk yapımı çadırda dinlenen Fahr-ı alem efendimiz
hendek kazım işi için çalışmalara katıldı . Eline kazmayı alan
Allah c.c Resulü önce dua niyaz ettiler sonra kazım işlerine
başladı. Vurdukları ilk kazmadan çıkan kıvılcımlar fetihlerin
müjdelerini veriyorlardı. Benden sonra benim ümmetim Rum diyarını
fetih edecektir. Hirakl krallığının en uç noktasına kaçacaktır
siz Şam diyarını fetih edeceksiniz. O dönemde Şam Bizans
imparatorluğunun toprağıydı. Bu fetihler Allah c.c nasip eyleyeceği
fetihlerdir işte müjdelenmiş ordu Türk komutan fetih ordusu bu
güzel beldeleri fetih etmiştir. Sevgili efendimiz Hz Muhammed ( s.a.v
)Hadis-i şeriflerinde. Konstantiniyye elbet bir gün fetih edilecektir
onu fetih eden komutan ne güzel komutan fetih eden asker ne güzel
askerdir Buhari ( et – Tarihul – Kebir) Bu müjdeye mahsar olmak
için bir çok kez defalarca kuşatılan. Bu fetihlerin başlamasına
vesile olan ilk adım Türklerin Anadoluya girecek Bizans imparatorluğu
İstanbul fetih edilerek köhne Bizansın paslı mıhını sökme şeref
ve fazileti Allah c.c sevgilisi Hz Muhammed ( s.a.v ) övdüğü komutan
ve orduya Osmanlı Türk sultanı Fatih Sultan Mehmet Hana nasip
olmuştur. İlk önce Hıristiyan Bizans ile savaşan devlet Müslüman
Türklerdi. 1071 yılında Selçuklu Sultanı Alparslanla Anadoluya
giren Türk milleti bu kapıyı açmak için Malazgirt meydanında Din
uğruna kefen giyen İslam için serdarlık yapan Sultan Alparslanla
Anadoluya girecek Bizansı yenip onun komutanını esir edecektir. Türk
atlılarının ayak izlerinin Viyana kapılarına kadar gidecek olan yol
artık açılmıştır. Türk ordusu ilk kez bir Hıristiyan alemine
karşı zafer kazanmış onlara ilk kez yenilgi tadrmıştı. Bu
Müslümanların batıya karşı kazanmış olduğu adı Türk olan bir
zaferin adıydı. Çünkü Malazgirt savaşına kadar Türklerle ,
Bizanslılar hiç karşı karşıya gelmemişlerdi bu bir devletler
savaşıydı ufak tefek çarpışmalar elbette olmuştu. Artık bu kutlu
yol açılmıştır bu Türklerin bir milatıdır.
Türk gibi kuvvetli olmanın adı kılıcını İslam dini adına
kullanan hak ve adaleti gözeten yerel halka karşı zalim olmayan Türk
milletinin engin hoşgörüsüydü. Hoca Ahmet Yesevi, İmam Gazali,
Mevlana Celaleddin Rumi, Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, Hacı Bayramı
Veli gibi özellikle Türkistan ve Anadolu toprakları büyük evliyalar
veliler erenlerle İslamın merkezi oldular. İlim ve bilim bu
merkezlerde çoğaldı yayıldı. Özellikle Osmanlı padişahları,
Sultanları her zaman İslam dinin temsilcileri olarak yaptıkları
savaşlarda hep Allah c.c rızasını kazanmak için mücadele ettiler
büyük fetihlere imza attılar. Türkler Müslüman olduktan sonra hep
bu yolu tercih ettiler. Genç Osmanlı Sultanı İkinci Mehmet Hanın
İstanbulu fetih etmeside bunun bir sonucudur. Bir müjdeye mahsar olmak
genç Sultanın uykularını kaçırmaya yetmiştir. Ak Şemsettin gibi
devrin büyük bir alimine hocasına sahip olmak beklide genç Sultan
için bir şanstı. İşte bu dini mübin alimlerin yol göstericiliği
bu kutlu yolun mutlu müjdesiyle sonuçlanmıştır. Fatih ünvanını
almak bu bilge hocaların gayreti ve emeği ile olmuştur. Yoksa size
kimse altın tepside bir şey sunmaz. Sizin gayretiniz inancınız ve
mücadeleniz eğer o övgüye layıksa ona nail olursunuz.
İstanbulun fethi 29 Mayıs 1453 yılında sonra gerçekleşmesinden
sonra Türkler artık Avrupada uzun süre kalıcı olarak
kalacaklardır. Haçlı zihniyeti ve Hıristiyanlık bir imparatorluk
haline gelen bu büyük devlete onun gücüne karşı acz içerisinde
kalacaktır. İstanbulun fethi Müslüman Türklerin yapmış olduğu
dünya Tarihine geçmiş çok büyük bir fetihtir. Bu fethin sonucu ile
eski çağ kapanmış yeni bir çağsın açılmasına vesile olmuştur.
İslam artık damgasını Türkler eliyle batıya karşı vurabiliyordu.
Belkide doğudaki Türk ordusu bundan böyle batının kabusu olacak hep
üzerlerine gidecektir. Türklerin bir başka sultanı Fahtih Sultan
Mehmet Hanın torunu olan değişik kişiliği cesareti ile sonradan
Yavuz adını alacak olan Sultan Selim Han bu sefer Türklerin yüzünü
doğuya çevirecek olan bir Sultandır. İslam dinini Ehl-i sünnet
çizgisinden çıkarmaya çalışan bu arada suni Müslümanlara eziyet
eden Şehirleri yakıp yıkan yağmalatan katliamlar yapan Safevi
hükümdarı Şah İsmailin üzerine yürümek fitenin başını ezmeyi
kafasına koymuştu. Bunun için büyük Sultan Yavuz Selim Han Mevla
ruhsat verirse Hint ve Turana gideceğim. Doğudada batıdada İlah-i
Kelimetullaha çalışacağım diyerek ne kadar haklı olduğunu bizlere
göstermiştir. Türk ordusu 23 Ağustoz 1514 yılında Çaldıran
ovasında karşılaştığı Safevi ordusunu dağıtarak bozguna
uğratmış Şah İsmail taht ve tacını bırakarak savaş meydanından
kaçmıştır. Osmanlı Türkleri ve Yavuz Sultan Selim Han büyük bir
zafer kazanmış bir çok ganimetler elde edilmişti hemde sunilik
adına Ehl-i sünnet çizgisinin Anadoluda korunmasını
sağlamıştır. Çükü zorla şii yapılan Türk boyları ve eziyet
gören halk rahatlamıştı. Artık bundan sonra ilk hedef gördüğü
bir rüyanın etkisiyle Memlük Sultanlarının memleketi Mısıdır.
Çünkü Mısır Abbasi halifelerinin burada bulunmasından dolayı dini
bir merkez haline gelmişti. İslam dünyasında Mısır Sultanları
çok başka stratejik bir güce sahipti. Memluk Sultanı Kansu Gavrinin
Şah İsmail ile yardımlaşması ona destek vermesi büyük Sultan
Yavuz Sultan Selim Hanın canını sıkıyordu. Artık Hicaz bölgesinin
ve Mısırın fethi büyük bir önem arz ediyordu. 24 Ağustoz 1516
yılında Mercidabık denilen yerde Memlük ordusu ile yapılan savaşta
Kansu Gavrinin de öldürülmesiyle Memlüklüleri büyük bir bozguna
uğratan Osmanlı Türk ordusu büyük bir başarı ve zafer kazandı.
Kaçan Memluk ordusu önce Halepe ardındanda Mısıra iltihak etti. Bu
arada Memluklular yaptıkları seçimle yeni bir Sultan seçtiler .
Mısırda Sultanlar seçimle iş başına geliyordu. Tumanbay Sultan
seçilerek Mısırlıların Sultanı oldu. Bu Arada Osmanlı Türk
ordusu Halep, Şam, Küdüs. Gazzeyi fetih ederek bütün Hicaz
bölgesini ele geçirdi bu kutsal beldelerin kontrölü Osmanlı
Türklerinin eline geçti. Sina çölü geçilerek Türk ordusu Mısıra
doğru ilerlemeye devam ediliyordu çölün zorlu şartları göz
önünde bulundurularak buna cesaret etmek büyük bir kararlılık
olarak görünüyordu. Nihayet Osmanlı Türk ordusu 22 Ocak 1517
yılında Ridaniye denilen yere geldi. Burada Türk ordusu ile Memluk
ordusu büyük bir savaş yaptı Türk topçuları Mısır ordusunu
dağıttı Mısır Sultanı Tumanbay kaçtı. Böylece Türk ordusu
hiçbir direniş görmeden Kahireye girdi fakat şehre hakim olmak çok
kolay olmadı. Çünkü Mısırlılar her fırsatta Türk ordusuna
saldırıyor sokak savaşları oluyordu. Yavuz Sultan Selim Han Hz Yusuf
(a.s) ın tahtına oturarak hilafet makamı bu yolla Osmanlı Türk
Sultanlarına geçmiştir. Kırmızı çehreliler ( Türkler ) size
dokunmadıkça sakın sizde Türklere dokunmayınız. Çünkü ALLAH
ümmetine vermiş olduğu bu mülkü bu saltanat nimetini ilk defa bu
Kanturaoğulları onların elinden çekip alacaktır ( Et - Taberani )
Hilafetin Türklerin eline geçmesi belkide böyle bir İlah-i mesajın
sonucudur. Mısırda bulunan kutsal emanetler İstanbula getirilmiş
Mekke ve Medine Hicaz bölgesi kesintisiz olarak bütün kutsal
şehirler İslamın şanlı ordusu olan Osmalı Türk devleti ve onun
büyük Sultanı Yavuz sultan Selim Hanın yönetimi altında
bulunuyordu. Artık onun ünvanı Hadim-i Haremeyn-i şerifeyn yani bu
kutsal beldelerin Mekke ve Medinenin hizmetkarlığıdır. Buraların
hakimi olma ünvanını kabul etmemişlerdir. Büyük tarihçi İdris-i
Bitlisi Selim Şahname adlı eserinde Yavuz Sultan Selim Hanı şöyle
anlatıyor. Din perver Dünya fahtihi sensin sen Dünyanın vadedilmiş
İskenderisin.
İşte Türklerin İslam anlayışı budur. Türkler İslam dininin
kendi yönetimleri altında bulunan bu beldelere ancak hizmetkar
olabileceklerini Yavuz Sultan Selim Han böylelikle ilk İslam halifesi
olan Osmanlı Türk Sultanı olmuştur. Türk milleti Müslüman
oldukları günden bu güne kadar yüce İslam dinine hizmet etmeyi
şeref saymış İslam dinine büyük hizmetleri olmuş asil bir
millettir. Daha sonra Yavuz Sultan Selim Hanın oğlu olan Sultan
Süleyman Han kurmuş olduğu büyük adaletiyle Kanuni adını alacak
ufukların padişahı olacaktır. Kanuni Sultan Süleyman Han İslam
dinine Türkler eliyle batıda büyük zaferler kazandıracaktır.
Mohaç , Belgrad, Boğdan , Eflak , Macaristan zaferleri bunlardan
bazılarıdır. Deniz savaşlarında kazanılan büyük başarılar
özellikle Preveze , İnebahtı ve Libya , Cezayir , Tunus fethi hep bu
büyük zaferlerin sonucudur. Kaptan-ı derya Barboros Hayrettin
paşanın eliyle bu büyük fetihler müessir olmuştur. Artık Akdeniz
bir Türk gölü haline gelmiş bütün ticaret Osmanlı Türk
devletinin kontrölüne geçmiştir . Bu büyük zaferlerin
kazanılması İslam dininin batıda muzaffer olması doğudada büyük
bir sevinç yaşatmış Kanuni Sultan Süleyman mührünü Muhteşem
olarak çağa damgasını vurmuştur.Türkler fetih ettikleri yerlere ,
devletlere , milletlere adalet getirmiş orada yaşayan insanların
halkların güvenliğini sağlamışlardır. Müslüman Türkler böyle
adaleti olurken Hıristiyanlık ve Haçlı zihniyeti bu adaletten
yoksundur.
Türkler dünyaya iki kere hükmedecektir. Türkler size dokunmadığı
sürece sakın sizde Türklere dokunmayınız ( En – Nesai – Sünen
) Bu asil Türk milletinin İslam dinine hizmetlerini asla kimse inkar
edemez . Bu hadis-i şerifin önemli bir hadis kitabında geçmesi sevgi
efendimiz Hz Muhammed (s.a.v) in Türkler için söylemiş olduğu onlar
İslam dininin temsilcileridir. İslam dinine büyük hizmetleri
olacaktır. Türkler sizinle savaşmadığı sürece onlarla
savaşmayınız diyerek Müslümanları ikaz etmişlerdir. Türkler
hilafet makamını eline geçirdikten sonra Ehl-i sünnet çizgisindeki
Müslüman topluluklarla asla savaşmamışlardır.
Bu yolda hizmet etmek bu asil milletin tek gayesi olmuştur. Müslüman
Türkler her yerde adaleti tesis etmek için İslamın emir ve
yasaklarına hep riayet etmişlerdir Hıristiyanlar ise Yalan üzerine
din Zülüm üzerine adalet getirmek zihniyeti ne kadar insanları mutlu
edebilirdi. Çünkü barbar yağmacı ve talancı zalim batılı Haçlı
zihniyeti hep bu şekilde fetih ettikleri bölgeleri yönetmişlerdir.
Büyük cihan padişahı Osmanlı Türk Sultanı Kanuni Sultan Süleyman
Fransa kralı Fransuvaya sahip çıkarak yardım ederek İspanya kralı
Şarlkenden kurtarmıştır o adaletinde bir temsilciisydi gücü
kudreti her şeye muktedirdi bu gücü İslamın adaletinden alıyordu.
Türk milletini asil ve değerli kılan yegane tek şey inançları ve
imanıdır.
Türkler bugün bile yüce İslam dinine hizmet etmeyi onun emrinde
olmayı şeref sayarlar. Müslüman olarak hayatlarını sürdüren
Türk milleti İslam dinin yüce değerlerine ve onun sevgili peyganberi
Hz Muhammed (s.a.v) in sünnetine büyük saygı duyarlar onun kutlu
yolundan gitmeyi onun güzel ahlakını yaşamayı bir görev
adlederler. Çünkü Kuran-i bir yaşam her müslümana farz
kılınmıştır. Türkler İslam dinini en güzel şekilde yaşayan bir
millet topluluktur. Hatta Kuran-i Kerimde geçen şu ayeti Kerimenin
Türklere gönderildiği ile ilgilidir Ey iman edenler içinizden kim
dininden dönerse duysun Allah onların yerine kendisinin sevdiği
onlarında kendisini sececeği müminlere karşı boyunları aşağıda
kafirlere karşı başları yukarıda Allah yolunda savaşan dil
uzatanın kınamasından korkmayan bir kavim getirir. İşte o Allahın
bir lütfudur ki onu dilediğine verir. Allah ihsanı bol ve her şeyi
bilendir ( Maide süresi 54. Ayeti ) Elmalı Hamdi Yazır ve Ömer
Nasuhi Bilmen ve diğer İslam alimleri Kuran tefsirlerinde bu ayetin
Türklere geldğini söylerler mutlak suretle Allah c.c her şeyi en iyi
bilendir Türk milleti bu yüce iradenin karşısında teslim olur ona
mutlak saygı duyar. Ne Mutlu Türküm Diyene Bu söylemimizi şu güzel
sözümüzle taçlandıralım
TÜRK MİLLETİ TARİH SENİ BAŞ SAYFADA YAZACAK
ÇAĞ AÇTIN ÇAĞ KAPATTIN BU MİLLET VAR OLACAK
YAZAN : ALİ KARACA
TÜRKLERİN MÜSLÜMAN OLMASI
Yayınlanma :
08.09.2013 02:01
Güncelleme
: 08.09.2013 02:01
YAZARIN DİĞER YAZILARI