BCN Ebeveyn Akademi Direktörü Meryem Karaşar Ertan, Türkiye’de 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımını sınırlamaya yönelik hazırlanan yasal düzenlemeye ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Ertan, düzenlemenin çocukların ruhsal ve psikososyal gelişimini koruma açısından kritik olduğunu vurgularken, tek başına bir yasağın yeterli olmayacağı uyarısında bulundu.
15 Yaş Altına Sosyal Medya Düzenlemesi Gündemde
Türkiye’de 15 yaş altı çocukların sosyal medya platformlarında hesap açmasını engellemeyi hedefleyen yasal düzenlemede sona yaklaşıldı. Meclis gündemine gelmesi beklenen çalışmada, ebeveyn onayı olsa dahi 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya hesapları oluşturamaması, yaş doğrulama ve ebeveyn denetimi mekanizmalarının zorunlu hale getirilmesi amaçlanıyor.
T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda, düzenlemenin platformlara “15 yaş altına hiçbir şekilde hizmet sunmama” yükümlülüğü getirmesi hedefleniyor. Ayrıca zararlı içeriklere karşı daha etkili filtreleme sistemleri ve denetim mekanizmalarının kurulması planlanıyor.
‘Hedef, Çocuğu Meta Olmaktan Çıkarmak’
BCN Ebeveyn Akademi Direktörü Meryem Karaşar Ertan’a göre bu düzenleme, yalnızca ‘çocuklar ekranda çok vakit geçiriyor’ tartışmasının ötesinde, doğrudan ekonomik ve etik bir soruna işaret ediyor. Ertan, sosyal medya platformlarının çocukları sadece kullanıcı değil, aynı zamanda birer ‘içerik hammaddesi’ olarak gördüğüne dikkat çekti.
Ertan, düzenlemenin temel hedefini şu sözlerle özetledi:
‘Asıl mesele, platformlara sorumluluk yüklemek ve çocuğu ticari bir meta olmaktan çıkarmaktır.’
‘Algoritma Çocuğun Gelişimini Umursamaz’
Ertan’a göre çocukluk ve erken ergenlik dönemi, kimlik gelişimi, benlik algısı ve sosyal karşılaştırma açısından en hassas evrelerden biri. Sosyal medya algoritmalarının ise çocuğun gelişimsel kapasitesini gözetmeden çalıştığını vurgulayan Ertan, yoğun uyaranlar, beğeni kültürü ve filtrelenmiş beden imgelerinin çocuklar üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade etti.
Özellikle 10–14 yaş aralığında sosyal medya kullanımının artmasının; yetersizlik duygusu, dışlanma korkusu ve dış onaya bağımlılığı güçlendirdiğini belirten Ertan, klinik başvurularda kaygı bozuklukları, beden algısı sorunları, siber zorbalık, dikkat dağınıklığı ve uyku problemlerinde belirgin artış gözlemlediklerini söyledi.
‘Yasak Tek Başına Korumaz’
Meryem Karaşar Ertan, yaş sınırı düzenlemesini çocuk ruh sağlığı açısından koruyucu bir halk sağlığı adımı olarak nitelendirirken, bunun tek başına yeterli olmayacağını özellikle vurguladı. Ertan’a göre esas hedef, çocukların sağlıklı bir dijital kullanım kültürü geliştirmesi olmalı.
Bu çerçevede yaş sınırının şu başlıklarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti:
-
Çocuklar ve ebeveynler için dijital okuryazarlık eğitimleri
-
Aile içinde sınır koyma ve rehberlik becerilerinin güçlendirilmesi
-
Okullarda psikoeğitim programlarının yaygınlaştırılması
-
Çocukların gerçek sosyal ilişkilerini güçlendirecek sportif ve sosyal alanların artırılması
Çocuk Influencer Tartışması: ‘Çocuk İşçiliği Boyutu Göz Ardı Edilmemeli’
Ertan, düzenlemenin yalnızca sosyal medyada içerik tüketen çocuklar üzerinden değil, giderek büyüyen ‘üreten çocuk’ alanı üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Düzenli içerik üreten ve bu yolla gelir elde eden 18 yaş altı çocukların, çocuk işçiliği tartışmaları kapsamında ele alınması gerektiğini vurguladı.
Ertan’a göre görünürlüğün bir oyundan çıkıp düzenli üretim ve performans döngüsüne dönüşmesi; çekim takvimi, beğeni baskısı ve gelir beklentisiyle çocuğun öz değerini dışsal onaya bağımlı hale getirebiliyor.
‘Bugünün Paylaşımı, Yarının Yükü Olabilir’
Ertan, dijital ayak izinin kalıcı olduğuna dikkat çekerek şu uyarıyı yaptı:
‘Çocuk, bir içerik değildir. Dijital ayak izi kalıcıdır. Bugünün paylaşımı, yarının yükü olabilir.’
Yoğun ilgiye alışan çocukların, ilgi azaldığında benlik algısında ciddi sarsılmalar yaşayabildiğini belirten Ertan, bu durumun çocukları psikolojik boşlukla karşı karşıya bırakabildiğini ifade etti.
‘Çocukların Psikolojik Güvenliği Öncelik Olmalı’
Ertan, 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesinin doğru tasarlanıp etkin uygulanması halinde çocuk ruh sağlığı açısından koruyucu bir halk sağlığı adımı olacağını söyledi. Ancak asıl hedefin, çocukların öz düzenleme becerilerini, eleştirel düşünme kapasitelerini ve gerçek sosyal bağlarını güçlendirmek olması gerektiğini vurguladı.
‘Toplum olarak çocukların psikolojik güvenliğini, dijital özgürlük tartışmalarının önünde tutmamız gerektiğini düşünüyorum’ değerlendirmesinde bulundu.
Yorumlar
Kalan Karakter: