2026’nın ilk günlerinde İran’da büyüyen halk ayaklanmaları, ekonomik çöküş ve ABD’nin sertleşen tutumu Orta Doğu’da yeni bir askeri müdahale ihtimalini gündemin ilk sırasına taşıdı. Son gelişmeler, Washington’un olası bir hava operasyonu için hazır beklediğine işaret ediyor.
2026 yılının ilk on günü, Orta Doğu jeopolitiğinde son yarım yüzyılın en kırılgan ve belirsiz dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçiyor. İran İslam Cumhuriyeti’nde yaklaşık iki haftadır devam eden kitlesel protestolar, ülkenin derinleşen ekonomik krizi ve Amerika Birleşik Devletleri’nin “maksimum baskı” politikasını askeri boyuta taşıyabileceğine yönelik işaretler, bölgeyi yeni bir çatışma ihtimaliyle karşı karşıya bırakmış durumda.
10 Ocak 2026 itibarıyla diplomatik çevreler, askeri analiz merkezleri ve küresel enerji piyasalarının ortak sorusu şu noktada birleşiyor: ABD, İran’a yönelik doğrudan bir hava operasyonu hazırlığında mı?
Gerilimin Arka Planı: 2025’ten 2026’ya Taşınan Kriz
Mevcut tabloyu anlamak için 2025 yılında yaşanan askeri ve diplomatik kırılmalar belirleyici rol oynuyor. Haziran 2025’te ABD ve İsrail tarafından İran’ın nükleer altyapısına yönelik düzenlenen ve kamuoyuna “Operation Midnight Hammer” olarak yansıyan hava harekâtı, Tahran’ın nükleer programını hedef alan en sert askeri müdahalelerden biri olarak değerlendirildi.
Bu operasyonda Fordo, Natanz ve İsfahan’daki yeraltı tesislerinin ağır sığınak delici mühimmatlarla vurulduğu açıklanmış, Pentagon tesislerin “tamamen etkisiz hale getirildiğini” savunmuştu. Ancak sonraki istihbarat değerlendirmeleri, İran’ın nükleer kapasitesinin tamamen ortadan kalkmadığı, yalnızca belirli bir süre geriletildiği yönünde yorumlandı.
Ekonomik Çöküş ve Sokak Hareketleri
2026’ya girilirken askeri baskıya ekonomik kriz de eklendi. İran riyalinin dolar karşısında tarihi seviyelere gerilemesi, ülkede hiperenflasyonist bir süreci tetikledi. 28 Aralık 2025’te Tahran Büyük Çarşısı’nda başlayan esnaf grevleri kısa sürede ülke geneline yayılan kitlesel protestolara dönüştü.
Bu durum, rejimin geleneksel toplumsal dayanaklarından biri olarak görülen “bazaari” kesiminin dahi yönetimden desteğini çektiği yönünde yorumlandı.
Ocak 2026 itibarıyla öne çıkan göstergeler
-
Döviz kuru: İran riyali tarihi değer kaybı
-
İnternet erişimi: Ülke genelinde ciddi kesintiler
-
Protestolar: Çok sayıda şehirde yaygın sokak gösterileri
-
Bankacılık: Nakit çekimlerine sınırlamalar
Son Saatlerde Sahadan Yansıyan Gelişmeler
10 Ocak akşamı itibarıyla İran’daki tablo daha da karmaşık bir hâl aldı. Uluslararası havayolu şirketlerinin İran seferlerini askıya alması, askeri literatürde yaklaşan hava sahası riski veya operasyon ihtimalinin güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Tahran’ın kuzey bölgelerinde protestoların sertleştiği, güvenlik güçleri ile göstericiler arasında doğrudan çatışmalar yaşandığı bildiriliyor. İsfahan’da meydana gelen ve resmi makamlarca “endüstriyel kaza” olarak tanımlanan patlama ise, analistler tarafından sabotaj ihtimali üzerinden okunuyor.
Washington’un Seçenekleri: Sınırlı Operasyon mu, Geniş Çaplı Müdahale mi?
ABD yönetiminden gelen son açıklamalar, diplomatik söylemin ötesine geçen bir sertleşmeye işaret ediyor. Başkan Donald Trump’ın protestoculara yönelik şiddetin artması hâlinde “karşılık verileceği” yönündeki açıklamaları, olası bir askeri müdahalenin kırmızı çizgilerinin belirlendiği şeklinde yorumlanıyor.
Analizlere göre Washington’un masasında üç ana seçenek bulunuyor:
Olası Senaryolar
-
Sınırlı hava operasyonları: Devrim Muhafızları’na ait belirli hedeflerin vurulması
-
Stratejik tesislerin hedef alınması: Nükleer ve askeri altyapıya yönelik geniş çaplı saldırılar
-
Dolaylı rejim baskısı: İç çözülmeyi hızlandıracak istihbarat ve lojistik destek
İran Cephesi: Sertleşen Dil ve Baskı Politikası
İran yönetimi ise gelişmelere geri adım yerine sertleşme ile karşılık veriyor. Güvenlik kurumları protestolara karşı “beka” söylemini öne çıkarırken, yargı makamlarından gelen ağır cezalar ve tehditler toplumsal gerilimi daha da tırmandırıyor.
Tahran yönetimi, olası bir ABD saldırısına karşı bölgedeki Amerikan varlıklarını hedef alabileceğini açıkça dile getiriyor. Bu durum, Körfez ülkelerindeki ABD üslerini de risk alanına sokuyor.
Dijital Karartma ve Bilgi Savaşı
İran genelinde internet erişiminin neredeyse tamamen kesilmesi, modern dönemin en kapsamlı dijital karartmalarından biri olarak değerlendiriliyor. Amaç; protestoların koordinasyonunu engellemek, güvenlik güçlerinin müdahalelerine dair görüntü akışını durdurmak ve askeri hazırlıkların gizliliğini sağlamak.
Buna rağmen sınırlı sayıda alternatif bağlantı üzerinden dış dünyaya bilgi sızdığı da gelen bilgiler arasında.
Uluslararası Dengeler ve Küresel Risk
ABD–İran hattındaki gerilim, küresel güç bloklarını da harekete geçirmiş durumda. Rusya ve Çin’in bölgedeki diplomatik ve askeri temasları, Batı merkezli güvenlik mimarisine karşı yeni bir denge arayışının işareti olarak yorumlanıyor. Avrupa ülkeleri ise şiddeti kınamakla yetinirken, doğrudan askeri müdahaleye mesafeli duruyor.
Fırtına Öncesi Sessizlik mi?
10 Ocak 2026 itibarıyla İran’a yönelik resmî bir ABD hava saldırısı başlamış değil. Ancak uçuş iptalleri, internet karartması, askeri söylemlerin sertleşmesi ve sahadaki kontrol kaybı, bölgenin “fırtına öncesi sessizlik” evresinde olabileceğine işaret ediyor.
Önümüzdeki günler, yalnızca İran’ın değil, Orta Doğu’daki güç dengelerinin de yeniden şekillenebileceği kritik bir döneme kapı aralıyor.
Haber-Yorum/GARABEY
Yorumlar
Kalan Karakter: