17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden tam 26 yıl geçti. Türkiye’nin en büyük afetlerinden biri olarak tarihe geçen bu felaketin yıl dönümünde, AKUT Vakfı bir kez daha uyardı: “Depreme hazırlıklı olmak, yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorumluluktur.”
Deprem gerçeği değişmedi
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan AKUT Vakfı, Marmara Depremi’nin “hazırlıksızlığın bedelinin ne kadar ağır olabileceğini” gösterdiğini belirtti. Vakıf, her yıl yaşanan irili ufaklı sarsıntıların bu gerçeği sıkça hatırlattığını vurguladı.
Üç aşamada önlem çağrısı
AKUT, depremle mücadelede “öncesi, anı ve sonrası” olmak üzere üç aşamada alınması gereken önlemleri tek tek sıraladı:
Deprem Öncesi:
Toplanma alanlarının belirlenmesi, eşyaların sabitlenmesi, acil durum çantasının hazırlanması ve alternatif iletişim yöntemlerinin edinilmesi gerektiği belirtildi.
Deprem Sırasında:
“Çök–Kapan–Tutun” ve “Yak–Kapan–Tutun” hareketlerinin hayati olduğuna dikkat çekilirken, panik yapılmaması, camlardan ve asansörlerden uzak durulması gerektiği vurgulandı.
Deprem Sonrası:
Güvenliğin sağlanması, artçı sarsıntılara karşı dikkatli olunması ve resmi kaynaklardan bilgi alınması gerektiği belirtildi. Toplumsal dayanışmanın ise afet sonrası iyileşmenin temel unsuru olduğu ifade edildi.
Nasuh Mahruki: Hazırlık, hayat kurtarır
AKUT Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nasuh Mahruki, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Depremler, ülkemizin kaçınılmaz bir gerçeği. Afetlere hazırlıklı olmak yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk. Doğru adımları bilmek ve uygulamak binlerce hayatı kurtarabilir. 17 Ağustos’ta kaybettiğimiz vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz. Hazırlık, doğru müdahale ve dayanışma, benzer acıların önlenmesinde tek yoldur.”
Toplum bilinci şart
AKUT Vakfı, toplumu afet bilinci konusunda daha duyarlı olmaya çağırdı. Tüm yurttaşların, sadece kendi güvenliği için değil, çevresindeki insanların yaşamı için de sorumluluk alması gerektiğini hatırlattı.
Yorumlar
Kalan Karakter: