İsrail ile HAMAS arasında 15 ay süren çatışmaların ardından sağlanan ateşkesle Ortadoğu’da yeni bir döneme giriliyor. Süreci değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. İbrahim Arslan, ateşkesin üç aşamalı bir plan dahilinde uygulanacağını belirterek, “Gazze’nin yeniden inşası ve sürdürülebilir barışın sağlanması yıllar alabilir” dedi. Türkiye’nin özellikle Gazze’nin yeniden inşasında kritik bir rol oynayabileceğini vurgulayan Arslan, bölgedeki gelişmelere bütüncül bir yaklaşım gerektiğine dikkat çekti.
15 Ay Süren Çatışmalar ve Gazze’nin Ağır Kaybı
HAMAS, 7 Ekim 2023’te İsrail’e karşı “Aksa Tufanı” adı verilen bir operasyon başlattı. Bu operasyonun, Gazze’de 17 yıldır süren ablukanın yarattığı zor koşulları dünyaya duyurmak amacı taşıdığını belirten Doç. Dr. Arslan, saldırının İsrail’e karşı büyük bir meydan okuma olduğunu ifade etti. Ancak, İsrail’in hava bombardımanlarıyla yanıt vermesi ve 27 Ekim’de başlattığı geniş çaplı kara harekâtı, Gazze’ye büyük zarar verdi. HAMAS Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, İsrail’in saldırıları sonucunda bugüne kadar 46 bin 800’den fazla Filistinli hayatını kaybetti.
Ateşkes ve Üç Aşamalı Plan
ABD, Mısır ve Katar’ın girişimleri sonucunda 19 Ocak 2025’te yürürlüğe giren ateşkes, üç aşamalı bir plan çerçevesinde uygulanacak. Doç. Dr. Arslan, bu planın detaylarını şöyle açıkladı:
- İlk aşama: Altı hafta sürecek bu aşamada, HAMAS tarafından tutulan 33 İsrailli rehineye karşılık, 7 Ekim 2023’ten sonra tutuklanan bin 167 kişi de dahil olmak üzere toplamda 1.900’den fazla Filistinli serbest bırakılacak. İsrail ordusu, Gazze’den çekilmeye başlayacak ve kuzey Gazze sakinleri evlerine dönebilecek. Gazze’ye günde 600 kamyon insani yardım gönderilecek.
- İkinci aşama: Geriye kalan rehinelerin serbest bırakılması ve İsrail birliklerinin tamamen çekilmesi için müzakereler başlayacak. Bu aşama, sürdürülebilir bir barış ortamının tesisi açısından kritik bir rol oynayacak.
- Üçüncü aşama: Gazze’nin yeniden inşası ve kalan rehinelerin cesetlerinin iadesini kapsayan bu aşamanın, yıllar sürebileceği öngörülüyor.
Türkiye’nin Rolü
Ateşkes sürecinde Türkiye’nin etkisine değinen Arslan, “Türkiye’nin, ateşkesin ilk iki aşamasından ziyade, Gazze’nin yeniden inşasında aktif rol alması beklenebilir. Bunun yanı sıra Türkiye, Filistinlilerin İsrail’in varlığını tanıması konusunda bir arabuluculuk görevi üstlenebilir. Bu zorlu süreç, Ortadoğu’da barışın tesisine ve İran’ın bölgedeki etkisinin azalmasına katkı sağlayabilir” ifadelerini kullandı.
Ortadoğu’da Yeni Bir Dönem
Ateşkesin hemen öncesinde Suriye’de Esad rejiminin devrilmesi, İran’ın bölgedeki etkisinin zayıflaması ve Rusya’nın Ukrayna savaşını sonlandıramaması gibi gelişmelerin aynı döneme denk geldiğini belirten Arslan, “Bu durum, Ortadoğu’da yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendirilebilir. İsrail’in güvenliği güçlenirken, bölgedeki dengeler yeniden şekilleniyor” dedi.
Anlaşmanın Sürdürülebilirliği Endişe Yaratıyor
Ateşkesin sürdürülebilirliği konusunda bazı endişelere dikkat çeken Arslan, İsrail kabinesindeki aşırı sağcı bakanların bu anlaşmaya karşı çıktığını hatırlattı. İç Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in istifa edeceğini duyurması ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in savaşın yeniden başlamaması halinde istifa edeceğini açıklamasının, hükümet içindeki gerilimi artırdığını belirtti. Arslan, “Bu tür iç çatışmalar, ateşkesin kırılgan yapısını daha da zayıflatabilir” dedi.
Gazze’de Kalıcı Barış Mümkün mü?
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun “HAMAS’ı yok etmek” hedefinde herhangi bir değişiklik olmadığını ifade eden Arslan, bu durumun ateşkesin geleceğini tehdit ettiğini belirtti. “İsrail’in bugüne kadar uyguladığı şiddet, uluslararası hukuku defalarca ihlal etmesinin yanı sıra, Filistin halkıyla arasındaki düşmanlığı daha da derinleştiriyor. Kalıcı barış için uluslararası toplumun daha aktif bir şekilde devreye girmesi gerekiyor” diye konuştu.
Türkiye’den Bölgesel İş Birliği Önerisi
Doç. Dr. Arslan, Türkiye’nin Ortadoğu’da barış ve istikrar için bir pakt önermesinin önemine de değindi. “Türkiye, Irak, Suriye, İsrail, Filistin, Suudi Arabistan, Katar ve diğer bölge ülkeleri arasında bir ‘Ortadoğu Barış ve İstikrar Paktı’ önererek barışın kalıcı hale gelmesine katkı sağlayabilir. Bu adım, hem bölgedeki iş birliğini artıracak hem de barışçıl bir gelecek için temel oluşturacaktır” dedi.
Bölgesel Gelişmelere Bütüncül Yaklaşım
Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Koridoru ve Türkiye’nin Kalkınma Yolu Projesi gibi büyük girişimlerin, bölgedeki barış ve istikrarı zorunlu hale getirdiğini belirten Arslan, “Bu projeler, Ortadoğu’nun barış içinde bir gelecek kurması için fırsatlar sunuyor. Türkiye, bölgesel iş birliği ve kalkınma projelerinde öncü bir rol üstlenerek Ortadoğu’da barışın anahtarı olabilir” diyerek sözlerini tamamladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: