Şubat 1969'da yayımlanan Ayşe dergisinin 2. sayısında, Cemile Nakış tarafından kaleme alınan "Eski Türk Kadınında El Güzelliği" başlıklı makale, Türk kadınının tarih boyunca el sanatlarına ve güzelliğe verdiği önemi derinlemesine ele alıyor. Makale, Türk kadınının güzellik anlayışının zamanla nasıl şekillendiğini ve bu güzelliğin el sanatlarına nasıl yansıdığını anlatıyor.
Cemile Nakış, makalesinde, Türklerin tarih boyunca güzelliğe ve sanata duyduğu hayranlığı vurguluyor. Zamanın şartlarına göre şekillenen ve renklenen bu güzellik anlayışı, özellikle kadınların zarif ellerinde, giydikleri kıyafetlerde ve süslemelerde kendini gösteriyor. Özellikle Timur ve Türkistan dönemlerine ait minyatürlerde görülen zarif el hareketleri, kadınların sanatkârane titizlikle süslenmiş ellerine dikkat çekiyor.
Makale, eski Türk kadınlarının ellerini süslemek için nasıl özen gösterdiğini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Parmak uçlarının incecik kına ile boyandığını, üzerine rumî motifler çizildiğini ve koyu kırmızıya yakın, kalıcı boyalar kullanıldığını belirten Nakış, bu süslemelerin sadece estetik değil, aynı zamanda kişinin zevkini ve sanat anlayışını yansıttığını ifade ediyor. Ayrıca, bu motiflerin sadece ellerde değil, aynı zamanda ayaklarda ve giyilen incecik ayakkabılarda da görüldüğüne değiniyor.
Cemile Nakış, Türk kadınlarının zarafet ve güzelliğe verdiği önemi sadece fiziksel görünümle sınırlı kalmadığını, bunun aynı zamanda eserlerinde ve davranışlarında da kendini gösterdiğini vurguluyor. Makale, geçmişte Türk kadınlarının el sanatlarına gösterdiği bu özeni, günümüz kadınlarına da ilham vermesi gereken bir miras olarak sunuyor.
Makalede ayrıca "Rumî Motif" kavramına da yer veriliyor. Anadolu Selçuklularından kalma filiz ve yaprak motifleri ile stilize hayvan figürlerinden oluşan bu süsleme tarzı, eski Türk kadınlarının sanatında önemli bir yere sahipti.
Eski Türk Kadınında El Güzelliği
"Türk kadınının tarih boyunca el güzelliğine ve el sanatlarına verdiği önemi anlatmaktadır. Dünyada Türk ırkı çoğalmaya başladığından beri, Türkler güzeli, güzelliğe vurgundurlar. Zamanın şartlarına, anlayışına göre çeşitli biçimlerde şekillenen ve renklenen güzel, tabiatını imandan, yiğitlikten esinlenmiş, Türk kadınının davranışlarında, yüzünde, elbisesinde, el sanatlarında ve ellerinde kendini göstermiştir. Bugün, ellerden bahis açmak isterim. Timur, Türkistan devri minyatürlerinde, kah bir karnıfırlı futah, kah bir sazan tellerinde gezinen, kah bir yelpazenin sapında, zarif ve yumuşak duruşlarını izlediğimiz bu eller, parmak çukurlarında bir fincanı duracak kadar tombul, ak güvercinlere eş bir beyazlıktadır. Parmaklar uçlara doğru, incecik. Sahibinin maharetinin, inceliğinin, zarafetinin en güzel ifadesi olan eller, kabımdır, süslüdür. Kıvrak ve manalıdır. Süs? Evet, hem de bir sanatkâr titizliği ile. Önce parmak uçları incecik, kına ile boyanır, sonra al oyası ve üstüne, kişinin zevkini anlatan bir veya bir kaç rumî motif çizilir ve koyu kırmızıya yakın, kolay kolay çıkmayan bir boya ile boyanırdı. Genellikle bütün minyatürlerde, zarif bir hareketi ifade ederken izlediğimiz ellerde, bu rumî motifleri görmek mümkündür. Zaman zaman da, terlik misali incecik ayakkabı giyen ve parmak uçlarına basarak, daima bir balerinin zarif ve uçarı uçuşu ile yürüyen bu hanımların ayak üstlerinde de rumî motiflere rastlanmaktadır. Şüphesiz doğuşlarından bu yana güzel ve zarif Türkler, davranışlarında olduğu kadar, eserlerinde, benliklerinde ve güzelliklerinde güzeli aramış, ona ulaşmaya çalışmışlardır. Ninemizin bu zahmeti ve vakti ak an çabaları, günümüzün kolay ve pratik imkânları içindeki hanımlara örnek olmalıdır. RUMÎ MOTİF: Anadolu Selçuklularından kalmış filiz ve yaprak motifleri üslûplaştırılmış, stilize hayvan motifleri ile meydana getirdiği dolga tezyinata verilen isim."
Yorumlar
Kalan Karakter: