Memur-Sen’e bağlı yetkili sendikaların 8. Dönem Toplu Sözleşme döneminde hizmet kollarına ilişkin tekliflerinin ön müzakereleri tamamlanırken, Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı ve Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri Talip Geylan, sürece dair kapsamlı bir açıklama yaptı. Geylan, 4688 sayılı Kanun’un öngördüğü mekanizmaların tartışmaya açılmasının doğru olmadığını belirterek, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun (KGHK) işleyişine ve Meclis’in rolüne dikkat çekti. Açıklamada, 2026 ve 2027 yıllarına ilişkin mali hakların belirlenmesinde “diyalog ve pazarlık kanallarının sonuna dek açık tutulması” çağrısı öne çıktı.
Uzlaşmazlık ve yetkili konfederasyona eleştiri
Görüşmelerin uzlaşmazlıkla sonuçlandığını hatırlatan Geylan, yetkili konfederasyonun “ikircikli tutum, çelişkili kararlar ve anlaşılmaz tavırlar” sergilediğini savundu. Ona göre bu yaklaşım, 4688 sayılı Kanun’un önerdiği süreçleri tartışmalı hâle getirirken, kamu çalışanları ve emekliler açısından belirsizlik doğurdu. Geylan, “Uzlaşmazlıkla sonuçlanan toplu sözleşme görüşmeleri sonunda, yetkili konfederasyon önce Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurmayarak… ardından da Kamu İşveren tarafının başvurusu üzerine Kurula katılarak ne denli kafa karışıklığı içinde olduğunu gösterdi.” ifadelerini kullandı.
Hakem Kurulu’nun rolü ve Meclis’in yetkisi
Geylan, Hakem Kurulu kararlarının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) yeni düzenlemeler yapmasını engellemediğinin altını çizdi: “Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun vereceği karar, hiçbir şekilde TBMM’nin kamu çalışanlarına ve emeklilere ilişkin yeni kararlar almasını engelleyecek nitelikte değildir.” Geçmiş yıllarda verilen refah payı ve ilave ödemelerin, toplu sözleşme süreçlerinden bağımsız biçimde TBMM kararlarıyla hayata geçirildiğini anımsattı.
“Yasal her platform kullanılmalı”
Türkiye Kamu-Sen’in pozisyonunu “müzakere ve mücadele” ekseninde tarif eden Geylan, “Çalışanlarımızın emeğinin ve alın terinin hakkını savunmak için yasal olan her platformun kullanılması gerektiğine inanıyoruz.” dedi. Konfederasyonun, basın açıklamaları, açık alan toplantıları ve ülke genelinde iş bırakma eylemleriyle sürece katkı sunduğunu belirten Geylan, Hakem Kurulu sonrasında da “alanda eylemler, siyasi partilerle temas ve TBMM nezdinde girişimler” ile mücadelenin süreceğini kaydetti.
Kurul üyeliği: “Toplanma yeter sayısı bizden bağımsız”
KGHK’nin toplanma yeter sayısının Türkiye Kamu-Sen’in kurul üyeliğine bağlı olmadığını vurgulayan Geylan, “Kanuna göre Türkiye Kamu-Sen’in Kurula üye göndermesi yeter sayıyı etkilememektedir.” dedi. Bu nedenle, kurulun zaten toplanmış olması karşısında üye göndermeyi; kamu çalışanları ve emeklilerin beklentilerinin kurul üyelerine doğrudan aktarılması için “sorumlu bir tutum” olarak tanımladı.
2026–2027 için çağrı: “Diyalog ve pazarlık açık kalsın”
Açıklamada, 4 milyon kamu çalışanı ile 2,5 milyon emeklinin ve ailelerinin –toplamda yaklaşık 25 milyon kişinin– 2026 ve 2027 yıllarındaki ekonomik geleceğinin belirleneceği hatırlatılarak, “sürecin en verimli şekilde yürütülmesi” gereğine işaret edildi. Geylan, 4688 sayılı Kanun’un yetersiz kaldığı başlıkların bulunduğunu kabul etmekle birlikte, “kurtuluşun sendikal tercihi gözden geçirmekten ve iş bilmezliğin tekeline son vermekten geçtiğini” dile getirdi.
Doğrudan alıntılar
-
“Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun vereceği karar, TBMM’nin yeni kararlar almasını engellemez.”
-
“Yasal olan her platformun kullanılması gerektiğine inanıyoruz.”
-
“Kanuna göre Türkiye Kamu-Sen’in Hakem Kuruluna üye göndermesi, kurulun toplanma yeter sayısına etki etmemektedir.”
-
“Türkiye Kamu-Sen anlık kararlar vermez… Türkiye Kamu-Sen, Türk memurunun teminatıdır.”
Türkiye Kamu-Sen’in eylem planı
Konfederasyon, sürecin bundan sonraki ayağında üç kanallı bir strateji izleyecek:
-
Saha: Basın açıklamaları, kitlesel buluşmalar ve gerektiğinde iş bırakma eylemleri.
-
Siyaset: Siyasi partilerle görüşmeler ve TBMM nezdinde girişimler.
-
Kurumsal diyalog: KGHK ve idari platformlara aktif katılım, kazanımların artırılması ve sorunların çözümü için teknik müzakere.
Ne Anlama Geliyor?
-
Kurumsal denge: KGHK ile TBMM’nin eş zamanlı işleyişine yapılan vurgu, toplu sözleşme tıkanmalarında alternatif kanalların açık tutulacağı mesajını veriyor.
-
Temsil krizi tartışması: Yetkili konfederasyona yönelen “ikircikli tutum” eleştirisi, sendikal meşruiyet ve süreç yönetimi tartışmasını yeniden alevlendiriyor.
-
Takvim baskısı: 2026–2027’ye ilişkin mali çerçeve netleşmeden önce; enflasyon, refah payı ve ek ödeme başlıklarında esneklik aranacak alan Meclis ve idari düzenlemeler olarak öne çıkıyor.
-
Sendikal tercih çağrısı: “Kurtuluş sendikal tercihi gözden geçirmekten geçer” vurgusu, örgütlenme ve yetki tablosunda değişim beklentisine işaret ediyor.
Önceki Gelişmeler
Sekizinci Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri, hizmet kolları ve genel çerçeve başlıklarında uzlaşmazlıkla sonuçlanmış; süreç, 4688 sayılı Kanun uyarınca Kamu Görevlileri Hakem Kurulu gündemine taşınmıştı. Memur-Sen’e bağlı yetkili sendikaların ön müzakerelerinin tamamlanmasının ardından, kamu tarafı ile sendikalar arasında ücret artış oranları, refah payı, ek ödemeler ve sosyal haklar gibi maddelerde görüş ayrılıkları devam ediyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: