MÜLÂKAT: RAMAZAN ÇAĞLAR
M. Halistin Kukul; roman hâriç, edebiyatımızın bütün türlerinde eser sunan bir kalem. Başta şiir olmak üzere, hikâye, deneme, tiyatro, mektup, araştırma-inceleme, destan sahalarında önemli kitaplara imza atmış bir edebiyatçı.
Bu sohbetimizde, O’nun, aynı zamanda, bir ilk dönem hayat hikâyesi de diyebileceğimiz hâtıralarını ele aldığı, PANKUŞ YAYINLARI arasında 2021 yılında yayınlanan “DARBELERDE HARBİYELİ OLMAK” adlı kitabı üzerinde duracağız.
ÇAĞLAR- Sayın Hocam; yine bir yıldönümüne geldik. Biliyorum, sizin, Askerî Lise’ye girişiniz ve daha sonraki yıllarda, oradan, Harbiyeli bir genç olarak atılışınızın izlerini hâlâ yaşıyorsunuz. Ne dersiniz?
KUKUL-Tespit doğru..Bu doğru olunca, sanıyorum ki, sağlıklı ve doğru kanaatlerimiz de olacaktır. Bu yılki 21 Mayıs tarihi itibariyle, aradan tam 63 yıl geçti..Yâni, 21 Mayıs 1963 hâdisesinin 63. yılı..Bir ömür, bu!..Ne yazık ki, içinde bulunduğumuz zamandan 63 yıl evveline giderek, hâlâ çözüm arayan soruların olması bir yana, bundan ve bunun gibilerden hiçbir ‘ibret’ de almamışız..
ÇAĞLAR- Ne gibi ibretler diye sorsam, ne dersiniz?
KUKUL-O günlere gelmenin sebep ve sonuçları hâlâ ciddî mânada konuşulmuyor…Dedikoduyla zaman harcanıyor..
ÇAĞLAR-O günleri düşündüğünüzde, elbette ki, duygulu anlar yaşıyorsunuz, değil mi?
KUKUL- İnsan, bu!..Duygulanılmaz mı? Nice mağruduriyetler, yokluklar içinden sıyrılıp geliyorsunuz. Çocuk denilecek yaşta- 15 yaşta- Askerî Lise’ye büyük ümit ve hedeflerle giriyorsunuz…Artık, Harbiye’den mezun olup subay olmaya günler sayılı bir anda, , ‘kontrolsüz’ bir irâde, sizin bütün bu hayâllerinizi ve hedeflerinizi yerlebir ediyor..Vaziyet, bu!..
ÇAĞLAR-Kitabınızda, bunları hazin bir şekilde anlatıyorsunuz. Aslında, o dönemin, Anadolusu’nda yaşayan gençlerinin de tercümanı oluyorsunuz. Yanlış mı düşünüyorum, ne dersiniz?
KUKUL-Doğrudur..Hem de yer yer tıpatıp böyledir.. Şunu söylemeliyim ki, her yaş döneminin, memleketin sosyo-kültürel ve iktisadi şartlarına göre tavırları vardır. Ben; Cumhuriyet’in ilân edilişinin yirminci yılında doğmuşum. Şimdi muhakeme yapıyorum da, diyorum ki, “Cumhuriyet, ne kadar tâze, tecrübesiz, körpe ve yeniymiş..” Bakınız, şimdi, altmış üç seneden söz ediyorum..Bugün itibariyle, seksen üç yılı aşan süre geçmiş.Taksiler, bilgisayarlar, televizyonlar, cep telefonları..bunca gelişmeye rağmen, bir türlü normalleşememiş, demokratlaşamamışız..
Hazret- i Ali efendimize atfedilir: “Gençlerinizi yaşadığı çağa göre yetiştiriniz”..Bir gün gelecek, bu günün genci de, elli-altmış sene sonra bugününü mercek altına alacak ve yapılanları –belki de- bir başka cepheden hüzün veya sevinçle anlatacaktır.
Zihinlere iyice yerleştirilmelidir ki; insan, ancak kendi emelleriyle ve kendi emelleri için yaşar; bunu unutmamak lâzımdır!..
ÇAĞLAR-Sayın Hocam; kitabınız iki cepheli..Yâni şunu demek istiyorum ki, biri hâtıra türü ve diğer cephesi de, bu hâtıra içinde, bir dönemin siyâsî hayatındaki hassas bir noktaya temas ediyor, bu kanaatim, sizce isabetli midir?
KUKUL-Tamamiyle böyledir…Önce; söylediğim gibi, bu, yaşadığım bölgedeki ve Anadolu’daki her gencin yaşadığı sıkıntıları, zorlukları dile getirdiğim bir dönem oluyor; ardından da, Türk siyasetinin, kendi iç çekişmelerinin ‘ihmâl edildiği’, belki de en büyük mesele ‘gençliğin’ unutulması, kaale alınmamasının yaşanmışlığı kayda geçiyor..Sanılmasın ki, sâdece o zaman öyleydi, bugün de böyle!..
ÇAĞLAR-Yâni,bu durum, her dönemiçin geçerlidir diyorsunuz? Peki, bu, sadece bize mi mahsustur?
KUKUL-Biz, ne yazık ki, bilhassa siyasi emellerle gençlerimizi birbirinden uzaklaştırıyoruz.İlimde, san’atta ve müşterek vatan, millet, bayrak, tarih şuurunda ve gelecek ülküsünde birleştiremiyoruz.. Ne yazık ki, o zamanda da, böyle olmuş..Hâlbuki, gençlik, en akışkan, en dinamik, en üretken ve hayatın en tecrübe kazanmaya müsait çağıdır…Onu hebâ etmeye kimsenin hakkı yoktur!..
Bakınız; Yüksek disiplin Kurulu Kararı’yla Harbiye’den atılan 1459 (bunların bir kısmı hapisteydi) içinde, meselâ, bir tane, Cumhurbaşkanı, Başbakan veya paşa çocuğu bulunsaydı, kılımıza kim dokunabilirdi..Devlet, sâdece genvcini değil; hiçbir ferdini dahi sahipsiz bırakamaz, bırakmamalı..
ÇAĞLAR-Ama Hocam, Harbiye’den atıldıktan sonra, size, üniversiteye girme hakkı tanımışlar, yanlış mı?
KUKUL- İşin bir başka üzüntü verici hatta dehşet verici tarafı da, bu, zâten..Mahkeme kararıyla beraat eden birini nasıl bir başka alt kararla okuldan atıyorsun? Bir devlet mensubu veya mensupları kendi görevlerini eğer lâyıkiyle yapmıyor/yapamıyorsa; ortada, acınacak bir vahim durum var demektir. Her Devlet yetkilisi bundan ibret almalıdır..
ÇAĞLAR- O zamanın hükûmeti gerekli tedbir almadı mı demek istiyorsunuz?
KUKUL-Bakınız, geniş olarak kitabımda açıkladım. “Darbelerde Harbiyeli Olmak” öyle hafife, basite alınacak, bir eser değildir.Hükûmet; bir evvelki, yâni 22 Şubat 1962 hâdisesinde, kendi tâyin ettiği bir okul komutanıyla âdeta pazarlık yapmıştır..Hangi Devlet olursa olsun, kendine diklenen, karşı çıkan veya onun şerefini zayıflatacak kişi veya kuruluşlarla pazarlık yapmaz, onu muhatap almaz..
Herkes, makamının, salâhiyet ve mes’uliyetinin gereğini yapmak zorundadır..27 Mayıs 1960 darbesiyle başlayan ve tesirleri hâlâ çıkmayan, devam eden belki de, hâlâ ondan ‘mazaret üretilen’ bu tür hareketler, sonrasında da tekerrür etmiş ve tamamen ‘aciz, beceriksiz, dirâyetsiz’ idâreciler tarafından binlerce kişinin ya ölümüne yahut da çok feci hâllere sürüklenmesine sebebiyet vermiştir.
ÇAĞLAR-Hocam, biliyorum, içiniz dopdolu..Anlatacağınız çok şey var..Malûmunuz, her sohbet, şu mâlûm cümleyle bitirilir. Ben de, onunla, bitireyim: Son olarak ne söylersiniz?
KUKUL-Devlet, her şeyden önce, insanını korumak için vardır, onunla mükelleftir, bu, bir… İkincisi ise, gençlerin bu tür eserleri okumalarını tavsiye ederim…Sosyo-kültürel mukayese çok önemlidir..Tabiî ki, ibret almak bakımından..Teşekkür ederim!..
Yorumlar
Kalan Karakter: