Hocalı Katliamı’nın yıl dönümünde, Türk dünyasının yaşadığı büyük acılar bir kez daha hatırlanıyor. Arslan Tekin’in kaleme aldığı yazıda, Ermeni Taşnak militanlarının 1992 yılında Dağlık Karabağ’da gerçekleştirdiği katliam ve olayların tarihsel süreci ele alınıyor.
Taşnak Militanlarının Katliamı Tarihe “Hocalı Katliamı” Olarak Geçti
Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla birlikte, Ermenilerin Dağlık Karabağ’da başlattığı saldırılar, Hocalı’da korkunç bir soykırımla sonuçlandı. 26 Şubat 1992’de, Rusların desteğiyle Taşnak militanları yüzlerce masum sivili hunharca katletti. Kadın, çocuk, yaşlı demeden 613 Azerbaycan Türkü öldürüldü, 1275 kişi esir alındı ve 487 kişi ağır yaralandı.
Arslan Tekin, yazısında Hocalı Katliamı’nın sadece Ermeni militanların değil, aynı zamanda Rus ordusunun sorumluluğunda olduğunu vurguluyor. Katliamın öncesinde, Bakü’ye yapılan Sovyet askeri müdahalesinin (20 Ocak 1990 – Kara Ocak) süreci nasıl hazırladığına dikkat çekiyor.
Batı’nın İkiyüzlü Tavrı ve Ermenistan’ın Yanılsaması
Yazıda ayrıca Batı’nın Ermenistan’ı sürekli desteklemesinin, günün sonunda Ermenilere fayda sağlamadığı belirtiliyor. 27 Eylül 2020’de başlayan İkinci Karabağ Savaşı’nda, Azerbaycan ordusunun 44 gün içinde işgal altındaki topraklarını geri alması, tarihin seyrini değiştiren bir dönüm noktası oldu.
Ermenistan’ın Batı ülkelerine ve ABD’ye güvenerek politika üretmesinin yanlış olduğunun altını çizen Tekin, “Bugün sırtlarını sıvazlarlar, yarın görmezden gelirler” ifadeleriyle bu gerçeğe dikkat çekiyor.
Geçmişten Ders Alarak Barışın Yolunu Bulmalıyız
Arslan Tekin, yazısının sonunda Hocalı Katliamı’nı hatırlatmanın önemine vurgu yaparken, Türk-Ermeni ilişkilerinde emperyalistlerin oyunlarına gelmeden barış içinde yaşamanın yollarını aramak gerektiğini ifade ediyor.
Hocalı Katliamı’nın perde arkasını, emperyalist güçlerin bölgede nasıl bir oyun oynadığını ve Türk dünyasının bu olaylardan çıkarması gereken dersleri detaylıca öğrenmek için Arslan Tekin’in yazısının tamamını okuyabilirsiniz.
Yorumlar
Kalan Karakter: