11 Temmuz Yalnızlar Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Sosyolog Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, modern çağın yalnızlığını tek cümleyle özetledi: "Bugünün yalnızlığı insanlar arasında insansız kalma halidir." Kentleşme, sosyal medya ve yapay zekâ destekli iletişimin insan ilişkilerini dönüştürdüğünü belirten Süleymanlı, gerçek bağların giderek zayıfladığı uyarısında bulundu.
Yalnızlık Artık Sadece Bir Duygu Değil
Yalnızlık uzun yıllar bireyin yaşadığı kişisel bir duygu olarak değerlendirildi. Ancak uzmanlara göre günümüzde bu tanım yetersiz kalıyor. Modern şehir yaşamı, değişen aile yapısı, göç, bireyselleşme, yoğun çalışma temposu ve dijitalleşme, yalnızlığı toplumun tamamını ilgilendiren yeni bir sosyal sorun haline getiriyor.
Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı da 11 Temmuz Yalnızlar Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, yalnızlığın artık sadece psikolojik değil aynı zamanda sosyolojik bir mesele olduğuna dikkat çekti.
"İnsanlar Arasında İnsansız Kalıyoruz"
Süleymanlı'nın açıklamalarındaki en dikkat çekici ifade ise modern insanın yaşadığı yalnızlığı tanımlayan şu sözler oldu:
"Bugünün yalnızlığı biraz da insanlar arasında insansız kalma halidir."
Uzmanlara göre bugün milyonlarca insan her gün yüzlerce kişiyle aynı otobüse biniyor, aynı iş yerinde çalışıyor, sosyal medyada binlerce kişiye ulaşıyor. Buna rağmen kendisini gerçekten anlayan, dinleyen ve yanında olduğunu hissettiren insan sayısı giderek azalıyor.
İnsanların kalabalıkların içinde görünür olmasına rağmen duygusal anlamda görünmez hale gelmesi, modern çağın en büyük çelişkilerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Dünya Sağlık Örgütü Boşuna Uyarı Yapmıyor
Prof. Dr. Süleymanlı, Dünya Sağlık Örgütü'nün yalnızlığı artık küresel bir halk sağlığı sorunu olarak ele almasının tesadüf olmadığını belirtti.
Çünkü yalnızlık yalnızca ruh sağlığını değil;
-
yaşam kalitesini,
-
bedensel sağlığı,
-
çalışma hayatını,
-
eğitim başarısını,
-
toplumsal bağlılığı
doğrudan etkileyen çok boyutlu bir sorun haline geldi.
Sürekli Çevrim İçiyiz Ama Birbirimize Uzaklaşıyoruz
Teknoloji insanlara hiç olmadığı kadar iletişim imkânı sunuyor. Ancak Süleymanlı'ya göre iletişim ile bağ kurmak aynı şey değil.
Beğeniler, emojiler, kısa mesajlar ve hikâye paylaşımları gerçek sohbetin yerini doldurmuyor.
Üstelik insanlar sosyal medyada başkalarının hayatını sürekli daha mutlu, daha başarılı ve daha sosyal gördükçe kendi yaşamlarını eksik hissetmeye başlayabiliyor. Bu da yalnızlığı daha görünmez ama daha derin bir hale getiriyor.
Yapay Zekâ Yeni Bir "Dijital Muhatap"
Son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise insanların yapay zekâ uygulamalarıyla duygusal bağ kurmaya başlaması.
Prof. Dr. Süleymanlı, yapay zekânın yargılamadan dinleyen, istenilen cevabı veren ve geçici rahatlama sağlayan bir "dijital muhatap" haline geldiğini söyledi.
Ancak gerçek insan ilişkilerinin yerini almaya başladığında bunun yalnızlığı azaltmak yerine daha da artırabileceği uyarısında bulundu.
"İnsanın ihtiyacı yalnızca cevap almak değil; görülmek, duyulmak ve önemsenmektir." değerlendirmesinde bulunan Süleymanlı, teknolojinin insanın temel sosyal ihtiyacını tamamen karşılayamayacağını ifade etti.
Büyükşehirde Başka, Küçük Yerlerde Başka
Yalnızlık her yerde aynı şekilde yaşanmıyor.
Büyük şehirlerde insanlar çoğu zaman kalabalık içinde görünmez hale geliyor. Küçük yerleşimlerde ise herkes tarafından tanınmasına rağmen anlaşılmadığını hisseden kişiler de derin yalnızlık yaşayabiliyor.
Uzmanlara göre yalnızlığın biçimi değişse de etkisi aynı kalıyor.
Tek Kişilik Yaşam Hızla Yayılıyor
Türkiye'de yalnız yaşayanların sayısı da dikkat çekici biçimde artıyor.
TÜİK verilerine göre 2014 yılında yüzde 13,9 olan tek kişilik hane oranı, 2025 yılında yüzde 20,5'e yükseldi. Bu tablo yalnızlığın artık sadece bireysel değil, sosyal politikalar açısından da önemli bir başlık haline geldiğini gösteriyor.
Çözüm Daha Fazla Takipçi Değil
Prof. Dr. Süleymanlı'ya göre çözüm yalnızca bireylere "daha sosyal olun" demek değil.
Mahalle kültürünü güçlendiren sosyal alanlar, gençlere yönelik kültürel faaliyetler, yaşlılar için destek ağları ve insanların yüz yüze iletişim kurabileceği güvenli yaşam alanları oluşturulması gerekiyor.

Asıl Soru Bu
Süleymanlı açıklamasını çarpıcı bir değerlendirmeyle tamamladı:
"Bugün asıl soru kaç kişiyle konuştuğumuz değil, kaç kişiyle gerçekten bağ kurabildiğimizdir."
Bu nedenle teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insanı hayata bağlayan en güçlü unsurun samimi, güvenilir ve gerçek insan ilişkileri olmaya devam edeceğini vurguladı.
Kapsamhaber
Yorumlar
Kalan Karakter: