Saadet Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı dikkat çekici konuşmada Samsun’un kronikleşen sorunlarını tek tek sıraladı.
Karaman, kentin sadece altyapı veya planlama hatalarıyla değil, aynı zamanda ahlaki bir krizle karşı karşıya olduğunu belirterek, ‘Samsun’un meseleleri teknik değil, ahlaki bir çöküşün yansımasıdır’ dedi.
Karaman, sözlerine “Karadeniz’in incisi, Milli Mücadele’nin ilk adımı olan Samsun’un sorunlarını dile getirmek, sadece Samsunluların değil, tüm Türkiye’nin meselesidir” ifadeleriyle başladı.
Milletvekillerinin yalnızca seçildikleri şehirlerin değil, bütün ülkenin temsilcileri olduğunu hatırlatarak, Meclis tatilinde Samsun’un yanı sıra 11 ili ziyaret ettiğini ve her şehirde benzer toplumsal sıkıntılarla karşılaştığını belirtti.
“Yoksulluk, yolsuzluk, suç oranları, sosyal eşitsizlik ve maneviyat eksikliği… Bu beş başlık Türkiye’nin ortak kaderine dönüşmüştür.”
‘Şehir, insanın ruhudur; kul hakkını gözeten idarenin aynasıdır’
Karaman, şehirlerin yalnızca beton, asfalt ve binalardan ibaret olmadığını vurgulayarak, Samsun’un ruhunu ve ahlaki yapısını koruyamamanın büyük bir tehlike olduğunu söyledi.
“Şehir, insanın ruhudur, emeğidir. Kul hakkını gözeten idarenin aynasıdır. Eğer şehirde adalet yoksa, o şehirde refah da olmaz.”
TÜİK verilerine göre yaklaşık 100 bin gencin ne eğitimde ne de istihdamda yer almadığını hatırlatan Karaman, bu rakamın yalnızca bir ekonomik veri değil, toplumsal çöküşün habercisi olduğunu ifade etti.
“Bir toplumun geleceği, gençliğin yönüyle çizilir. Biz gençliğe üretim, umut ve istikamet veremezsek, sadece işsizlik değil, inançsızlık da büyür.”
‘Uyuşturucuyla mücadele sadece güvenlik değil, nesil emniyeti meselesidir’
Karaman, Samsun’daki en büyük toplumsal tehlikelerden birinin uyuşturucu bağımlılığı olduğunu belirterek, bu konunun yalnızca güvenlik güçlerinin değil, ailelerin, okulların, camilerin ve yerel yönetimlerin ortak sorumluluğu olduğunu söyledi.
“Uyuşturucuyla mücadele, insan onurunu koruma meselesidir; yani doğrudan kul hakkıdır. Nesil emniyeti, bir milletin geleceğidir. Bu meseleye sadece polisiye tedbirlerle değil, ahlaki ve kültürel yaklaşımla çözüm üretmeliyiz.”
‘Samsun 1990’ların planlarıyla 2025’in trafiğini taşıyor’
Kentin trafik ve ulaşım sorunlarına değinen Karaman, Samsun’un uzun yıllardır yenilenmeyen şehir planlamaları nedeniyle nefes alamaz hale geldiğini belirtti:
“Samsun 1990’ların şehir planlarıyla 2025’in trafik yükünü taşımaya çalışıyor. Her gün binlerce araç trafiğe çıkıyor ama altyapı aynı kalıyor. Bu sürdürülebilir değil.”
Karaman, şehir planlamasında insanı ve aileyi merkeze alan bir anlayışın hâkim olması gerektiğini vurgulayarak, “Toplu taşıma ve lojistik düzenlemeleri yeniden planlanmalı. Aksi halde Samsun, plansız büyümenin ağırlığı altında eziliyor” dedi.
‘Muhtarlarımız yerelin vicdanıdır’
Karaman, mahalle muhtarlarının sistem içinde yeterince temsil edilmemesini de eleştirerek, onların yerelin vicdanı olduğunu söyledi.
“Muhtarlarımız kamu görevi yürütüyor ama izin, ödenek ve temsil hakkından mahrumlar. Yerel yönetimlerde söz hakkı olmayan bir muhtarlık sistemi adil değildir.”
Karaman, muhtarların belediye meclislerinde ve kent konseylerinde doğrudan temsil edilmesi gerektiğini, bunun yerel demokrasinin güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.
‘Üretimden kopan insan yoksullaşır, şehir kimliğini kaybeder’
Ekonomi konusuna değinen Karaman, genç işsizliğinin artması ve üretimden uzaklaşmanın Türkiye’deki sosyal dengesizliği derinleştirdiğini belirtti.
“İnsanımız sadaka değil, alın teriyle kazanacağı onurlu bir geçim istiyor. Ancak mevcut sistem insanı üretimden koparıyor. Milli Görüş anlayışı, üretimi ve adil paylaşımı esas alır.”
Belediyelerin sosyal yardımlar yerine üretim merkezli kalkınma anlayışıyla yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Karaman, üretimden uzaklaşan toplumların hem kimliğini hem de özgürlüğünü kaybedeceğini söyledi.
‘Kentsel dönüşüm rantın değil, adaletin aracı olmalı’
Kentsel dönüşüm projelerini de eleştiren Karaman, şehirlerde ranta dayalı yapılaşmanın insani değerleri yok ettiğini söyledi:
“Mahalleler yıkılıyor, insanlar yerinden ediliyor, komşuluk kültürü yok ediliyor. Yüksek binalar dikiliyor ama insan onuru gölgede kalıyor.”
İmar planlarının şeffaf biçimde dijital ortamlarda ilan edilmesi gerektiğini belirten Karaman, kentsel dönüşümün rant aracı değil, adalet ve sosyal denge aracı olması gerektiğini ifade etti.
‘Tarım bir geçim değil, medeniyet meselesidir’
Samsun’un tarımsal potansiyeline dikkat çeken Karaman, çiftçinin emeğinin karşılığını alamadığını söyledi.
“Samsun’un bereketli ovalarında üretim azalıyorsa, bu sadece ekonomik kayıp değil, medeniyet kaybıdır. Tarım, bu milletin kültürel hafızasıdır. Belediyeler üretici pazarları kurmalı, kentsel tarım kuşakları oluşturmalı.”
Karaman, üretimden kopan şehirlerin kimliğini kaybettiğini belirterek, “Üreten şehir direnir, tüketen şehir tükenir” sözleriyle tarımın stratejik önemini vurguladı.
‘Bir şehir akılla kurulur, adaletle yaşar, ahlakla yükselir’
Konuşmasının sonunda, Türkiye’nin en temel meselesinin yönetim ahlakı olduğunu vurgulayan Karaman, Samsun’daki sorunların özüne dair şu çarpıcı sözlerle tamamladı:
“Bizim ölçümüz rant değil, kul hakkıdır. Samsun’un sorunları teknik değil, ahlaki bir krizin yansımasıdır. Bir şehir akılla kurulur, adaletle yaşar, ahlakla yükselir.”
Haber: Garabey
Yorumlar
Kalan Karakter: