Türk edebiyatında hikâyeciliğin serüveni, Tanzimat döneminden bu yana “taklit” tartışmalarıyla birlikte şekillenirken, bugün millî damarı öne çıkaran güçlü kalemler dikkat çekiyor. Bu isimlerden biri de daha önce “Eylül 12’den Vurdu”, “PKK Kampında Bir Ülkücü” ve “Eynesi Ana” gibi romanlarıyla tanınan Emine Özgenç. Yazarın son kitabı “Lacivert Sevdâlar”, M. Halistin Kukul’un kaleminden ayrıntılı bir değerlendirmeyle edebiyatseverlerin gündeminde.
On bir hikâye, farklı temalar
Kripto Yayınları etiketiyle yayımlanan 191 sayfalık kitapta, “Yakup Reis, Sessiz Şahit, Lacivert Aşk, Dilenci, Servet, Norveç’te İki Türk, Micanoğlu, Sarı Yazmalılar, Hakime Hanım, ‘Ç’ ile ‘K’, Lacivert Veda” başlıklı on bir hikâye yer alıyor. Her birinde farklı sosyo-kültürel meselelerin işlendiğini belirten Kukul, yazarın psikolojik tahlillere sıkça başvurduğunu ve kahramanların “iç muhasebe” sürecine dikkat çektiğini vurguluyor.
Üslup ve anlatım farklılıkları
Özgenç’in hikâyelerinde kısa ve sade cümlelerin yanı sıra zaman zaman uzun ve devrik yapılar kullandığına değinen Kukul, özellikle diyalogların büyük paragraflarla sunulmasının “kendine mahsusluk” olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Ancak bu anlatımın okuyucu açısından kimi zaman zorluk doğurabileceğine de dikkat çekiyor.
Dil zenginliği ve yerel renkler
Kukul’a göre Emine Özgenç’i farklı kılan yönlerden biri, kelime hazinesindeki zenginlik. Türkiye’nin farklı kültür çevrelerine hâkim olan yazar, özellikle Karadeniz ağzında kullanılan kelimeleri eserine taşıyarak Türkçeye katkı sağlıyor. Bazı bölümlerde ise “mensur şiir” kıvamında ifadelerle okura edebî bir lezzet sunuyor.
Tarihî ve kültürel izler
Kitapta tarihî olaylara, Anadolu’nun farklı bölgelerinde yaşanan çilelere ve emperyalist güçlerin zulümlerine de yer veriliyor. Hatay’dan Trabzon’a uzanan mekânlar, hikâyelerde sadece fon değil; aynı zamanda tanıklık eden birer bellek unsuru olarak öne çıkıyor.
Aşk ve insanî değerler
Her hikâyede bir “aşk” unsuruna rastlandığını kaydeden Kukul, bu aşkların günümüzün sahte ilişkilerinin aksine samimi, hakiki ve insana değer veren örneklerle işlendiğini aktarıyor. Yazar, bireysel duyguları toplumsal meselelerle harmanlayarak, eserlerinde hem derin bir duygu hem de keskin bir gerçeklik sunuyor.
“Sarı Yazmalılar”dan çarpıcı bir satır
Kukul, kitabın “Sarı Yazmalılar” hikâyesinden şu cümlenin altını çiziyor:
“Rus şerrinden kaçan kızların, gelinlerin kanıdır şu uçuruma bu adı veren kızıllık.”
Bu satırların hem tarihî bir acıyı hem de duygusal bir yoğunluğu yansıttığını belirten yazar, Özgenç’in hikâyelerinin uzun ömürlü bir edebî değer taşıyacağına inandığını dile getiriyor.
“Lacivert Sevdâlar” üzerine yapılan değerlendirmeler, Türk hikâyeciliğinde yerli üslup arayışını yeniden gündeme getiriyor. Eserin, edebiyat çevrelerinde nasıl bir yankı bulacağı, genç kuşak okurlara ne tür ilhamlar vereceği ve Türkçenin zenginliğine katkıları üzerine tartışmalar şimdiden başlamış durumda.
Devamı...
Merak etmeye, düşünmeye ve edebiyat yolculuğuna devam etmek isteyen okurlar için M. Halistin Kukul’un “Lacivert Sevdâlar (Bir Emine Özgenç Kitabı)” başlıklı değerlendirmesi önemli bir kaynak. Türk hikâyeciliğinin gelişim çizgisini ve Emine Özgenç’in özgün üslubunu keşfetmek isterseniz, bu yazıya göz atmanızı öneriyoruz: Makaleyi Oku...
Haber: Garabey
Yorumlar
Kalan Karakter: