Eğitim Bilim Uzmanı ve Eğitimde Kaliteyi Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Akgün, kaleme aldığı “Kalabalıkta Yaşadığımız Yalnızlaşmaya Dur Diyelim” başlıklı köşe yazısında, modern toplumda artan yalnızlaşma olgusunu eğitim perspektifinden değerlendirdi.
Akgün’e göre asıl yalnızlık, bireyin tek başına kaldığı anlarda değil; kalabalıkların içinde, insanların birbirine temas ettiği fakat duygusal olarak bağ kuramadığı ortamlarda başlıyor. Dışarıdan bakıldığında sohbetin, gülüşün ve hareketin olduğu; ancak gönül dünyasında derin bir sessizliğin hüküm sürdüğü bir dönemden geçildiğini belirten Akgün, bu sessizliğin özellikle gençler üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu vurguladı.
Yalnızlık: Nicelik Değil Nitelik Meselesi
Yalnızlığın sosyal ilişki sayısıyla değil, ilişkilerin niteliğiyle ilgili olduğuna dikkat çeken Akgün, modern dünyada bireyin beklediği sosyal destek ile deneyimlediği destek arasındaki farkın büyümesinin yalnızlık hissini artırdığını ifade etti.
Akademik çalışmalara atıfta bulunan Akgün, öğrencilerin algıladıkları sosyal destek düzeyi arttıkça sosyal öz yeterliklerinin de yükseldiğini, sağlıklı aile ve arkadaş ilişkilerinin bireyin yaşam doyumunu doğrudan etkilediğini belirtti. Ancak günümüzde bu nitelikli bağların zayıfladığına dikkat çekti.
Eğitim Kurumlarında Görünmeyen Kriz
Okulların yalnızca bilgi aktarılan mekânlar olmadığını, aynı zamanda kimlik gelişimi ve aidiyet duygusunun inşa edildiği sosyal alanlar olduğunu vurgulayan Akgün, kalabalık sınıflarda bile öğrencilerin kendilerini yalnız hissedebildiğini ifade etti.
Özellikle ergenlik döneminde akran kabulü ve aidiyet ihtiyacının belirginleştiğini belirten Akgün, bu kritik dönemde yaşanan dışlanma ve zorbalığın bireyin psikolojik dünyasında derin yaralar açtığını kaydetti.
Akran Zorbalığı ve Okul Terki Riski
Akgün, akran zorbalığının yalnızlık duygusunu besleyen en önemli faktörlerden biri olduğunu belirterek, zorbalığın öğrencilerin okula bağlılığını zayıflattığını ve okul terki davranışına yol açabildiğini söyledi.
Sınıf içinde fiziksel olarak var olan ancak sosyal olarak görünmez hisseden öğrencilerin sayısının arttığına dikkat çeken Akgün, alay etme, dışlama ve dijital platformlarda aşağılayıcı içeriklerin paylaşılması gibi davranışların zamanla psikolojik yıkıma dönüştüğünü ifade etti.
Dijitalleşme: Yeni Nesil Yalnızlık
Pandemi sonrası hızlanan dijitalleşmenin, gençlerin sosyal ilişkilerini dönüştürdüğünü belirten Akgün, çevrim içi zorbalığın yalnızlık ve dışlanma duygusunu daha da derinleştirdiğini söyledi.
Dijital eğitim uygulamalarında doğru kullanım kültürünün yeterince yerleşmediğini savunan Akgün, ailelerin ve eğitim kurumlarının dijital vatandaşlık bilinci konusunda daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Aile Dinamikleri ve Sosyo-Ekonomik Faktörler
Destekleyici aile ortamının sınırlı olduğu ve ekonomik zorlukların yoğunlaştığı durumlarda, okulların öğrenciler için tek güvenli alan hâline geldiğini belirten Akgün, bu rolün yeterince üstlenilememesi durumunda yalnızlığın kaçınılmaz olduğunu kaydetti.
Akademik ve Psikososyal Sonuçlar
Yalnızlığın düşük motivasyon, derse katılımda azalma, devamsızlık ve okul terki riskiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirten Akgün, psikolojik açıdan kaygı, depresyon ve öz-değer düşüşü gibi sonuçların da görülebildiğini ifade etti.
Uzun vadede ise toplumsal güven ve aidiyet duygusunda zayıflama yaşandığını belirten Akgün, bunun yalnızca bireysel değil, toplumsal bir risk olduğunu söyledi.
Çözüm Önerileri
Akgün, yalnızlıkla mücadelede şu başlıkların önem taşıdığını belirtti:
-
Rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi
-
Sınav odaklı kültürün dengelenmesi
-
Kapsayıcı okul iklimi programlarının yaygınlaştırılması
-
Dijital vatandaşlık eğitimlerinin sistematik hâle getirilmesi
-
Öğretmen yeterliklerinin ilişki temelli yaklaşımla geliştirilmesi
-
Aile-okul iş birliğinin güçlendirilmesi
-
Ulusal düzeyde öğrenci iyi oluşu izleme sisteminin oluşturulması
Akgün, yalnızlığın bireysel bir duygu olmanın ötesinde okul iklimi, dijital kültür ve toplumsal dinamiklerle şekillenen çok boyutlu bir olgu olduğunu vurgulayarak, “İlişkiyi merkeze alan okul politikaları ve rehberlik hizmetleri güçlendirilmeden bu sorunun kalıcı çözümü mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu.
Yorumlar
Kalan Karakter: