İnsan, bireysel ya da toplumsal açıdan ele alındığında mutlaka bir inanç dünyasına sahiptir. Bu inanç kimi zaman doğaya, kimi zaman doğa ötesine yönelir. Akgün’e göre, kendisini ateist olarak tanımlayan bireyler dahi bir şeye inanır. Çünkü insan yalnızca fiziki bir varlık değil; ruhu, gönlü ve yüreği olan bütüncül bir yapıdır.
İnsanın sosyal bir varlık olduğuna dikkat çeken Akgün, bu ifadenin sıradan bir tanım olmadığını, insanın varoluşunu ve hayata tutunma biçimini özetlediğini belirtti. İnsan, ancak başkalarıyla birlikteyken kendini tanıyabilir; paylaşarak büyür, anlaşılınca sakinleşir ve kabul gördüğünde güçlenir.
Yalnızlık Değil, Anlaşılmamak Yorar
Modern yaşamda insanı asıl yoranın yalnızlık değil, anlaşılmadığını hissetmek olduğunu vurgulayan Akgün, kalabalıklar içinde bile derin bir yalnızlığın yaşanabildiğine işaret etti. Sosyal olmanın yan yana durmaktan ibaret olmadığını belirten Akgün, asıl meselenin kalpten kalbe temas edebilmek olduğunu ifade etti.
Sokakta karşılıksız verilen bir selamın, içten bir bakışın ya da hal hatır sormanın insanın yükünü hafifletebileceğini belirten Akgün, bu küçük temasların gönül dünyasında huzur oluşturduğunu dile getirdi.
Paylaşmak İnsanı Güçlendirir
İnsanın duygularını paylaştığı ölçüde insan kaldığını ifade eden Akgün, sevincin paylaşıldıkça çoğaldığını, acının ise paylaşıldıkça hafiflediğini belirtti. Toplumsal bağların ruh sağlığının temel dayanaklarından biri olduğuna dikkat çeken Akgün, bu bağlar zayıfladıkça bireyin kırılganlaştığını söyledi.
Modern Hayat Yaklaştırırken Uzaklaştırıyor
Küresel değerlerin merkezde olduğu modern yaşamın insanları fiziksel olarak yakınlaştırırken, manevi olarak uzaklaştırdığını vurgulayan Akgün, ekranların artmasıyla temasın azaldığını belirtti. Bu sürecin farkında olunmadığını ifade eden Akgün, konuşmanın arttığını ancak dinlemenin azaldığını, görmenin çoğaldığını fakat fark etmenin zayıfladığını kaydetti.
İnsanın en derin ihtiyacının ‘görülmek ve duyulmak’ olduğunu vurgulayan Akgün, sosyal varlık olmanın özünün de burada saklı olduğunu ifade etti.
Birlik Zayıflarsa Mutsuzluk Başlar
Toplumun yalnızca bireylerin toplamı olmadığını belirten Akgün, toplumu bir arada tutan şeyin omuz omuza durabilme bilinci olduğunu söyledi. Birlik duygusunun zayıfladığı yerde güvensizliğin, güvensizliğin olduğu yerde ise yalnızlığın ortaya çıktığını ifade eden Akgün, bu sürecin mutsuzluğu beslediğine dikkat çekti.
Huzur, Mutluluğun Başlangıç Noktası
İnsanın başkasına temas ettikçe iyileştiğini, paylaştıkça derinleştiğini ve anlaştıkça huzur bulduğunu vurgulayan Akgün, huzurun mutluluk sürecinin başlangıç noktası olduğunu ifade etti. İnsanlıktan uzaklaşılan her anın huzurun kaybedildiği an olduğunu belirten Akgün, bunun da mutsuzluğun başlangıcı olduğunu kaydetti.
Metin Akgün
Eğitim Bilim Uzmanı
Eğitimde Kaliteyi Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
Yorumlar
Kalan Karakter: