ºTaha Akyol, Karar internet haber sitesindeki yeni yazısında, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un önünde bulunan iki kritik dosyayı ele alıyor. Bir yanda Yargıtay'ın, Can Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesini talep eden dosyası, diğer yanda ise Anayasa Mahkemesi'nin, Atalay'ın tutuklanmasının "hak ihlali" olduğunu belirten ve tahliye edilerek milletvekili sıfatıyla Meclis'teki görevine dönmesi gerektiğini ifade eden kararı bulunuyor.
Kurtulmuş'un İki Seçeneği: Siyasi Tavır veya Hukuki Davranış
Kurtulmuş'un önünde iki yol var: Partisinin siyasi tavrına uyarak Yargıtay kararını Meclis'e sunmak ve Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesini sağlamak ya da Anayasa Mahkemesi kararına uymak ve Meclis'e "AYM kararının Mahkeme tarafından uygulanmasını bekliyoruz" diye tezkere göndermek. İlki siyasi ve partizan bir tavır olurken, ikincisi hukuki bir davranışı temsil ediyor.
Kurtulmuş'un Zor Kararı ve Tarihi Örnekler
Kurtulmuş, siyaseten zor bir durumda bulunuyor. Hukuka uyarsa doğru olanı yapmış olacak ama partisinde "laf dinlemeyen"lerin maruz kaldığı bütün hücumlara maruz kalabilir. Taha Akyol, Kurtulmuş'a Cumhuriyet tarihimizden Fethi Okyar ve Kazım Karabekir Paşa'nın örneklerini hatırlatarak, tarihin ve hukuk dünyasının ona saygı duyacağını belirtiyor.
Anayasanın Üstünlüğü ve Meclis Başkanının Rolü
Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı, modern hukuk devletinin temel özelliklerinden biridir. Meclis Başkanlarının, parti kararını değil, yargı kararını uygulaması gerektiğini vurgulayan Akyol, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay arasındaki görev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi'nin kararının esas alınması gerektiğini belirtiyor. Kurtulmuş'un kararı, hukuk devletinin gereği olarak görülüyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: