Saadet Partisi teşkilatı, 27 Mart 2026 tarihinde yaptığı basın açıklamasında Gazze başta olmak üzere Orta Doğu’daki çatışmalar ve bölgesel gerilimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamada, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ile İran ve Lübnan’da yaşanan gelişmelere tepki gösterilirken, Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve diplomatik düzeyde daha etkili bir tutum alması gerektiği savunuldu. Parti teşkilatı, açıklamasında Kudüs ve Mescid-i Aksa vurgusuna da geniş yer verdi.
Gazze ve bölgedeki saldırılara tepki
Saadet Partisi tarafından kamuoyuyla paylaşılan açıklamada, Gazze’de yaşanan insani tabloya dikkat çekildi. Metinde, bölgede aylardır ağır bir yıkımın sürdüğü belirtilirken, uluslararası toplumun tepkisinin yetersiz kaldığı ifade edildi. Açıklamada, Gazze’deki saldırılar “insanlık vicdanını yaralayan” bir süreç olarak tanımlandı ve bu durum karşısında yalnızca kınama mesajları yayımlanmasının yeterli olmayacağı görüşü dile getirildi.
Basın açıklamasında, “Siyonizmin pervasızlığına karşı sadece ‘kınama’ mesajları yayınlamak yetmez. Zulme karşı sadece ‘üzüntü’ beyan etmek, bu ateşi söndürmez” ifadeleri kullanıldı. Parti teşkilatı, bölgede yaşanan gelişmelerin sadece Filistin meselesiyle sınırlı olmadığını, daha geniş bir coğrafyada etkileri görülen bir istikrarsızlık alanı oluşturduğunu savundu.
Kudüs ve Mescid-i Aksa vurgusu
Açıklamanın önemli başlıklarından birini Kudüs ve Mescid-i Aksa oluşturdu. Saadet Partisi teşkilatı, Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın İslam dünyası açısından taşıdığı öneme işaret ederek, bu alanlara yönelik baskı ve kısıtlamalara dikkat çekti. Metinde, Mescid-i Aksa’nın mevcut durumunun yalnızca bölgesel değil, aynı zamanda inanç özgürlüğü ve kutsal değerlere saygı bakımından da değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Parti açıklamasında, “Kudüs özgürleşmeden dünya huzura kavuşamaz; Mescid-i Aksa’nın zincirleri kırılmadan, insanlık prangalarından kurtulamaz” denildi. Bu ifadelerle birlikte, Kudüs meselesinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda toplumsal ve vicdani bir konu olarak ele alındığı görüldü.
Türkiye’ye daha güçlü adım çağrısı
Saadet Partisi’nin açıklamasında, Türkiye’nin bölgedeki gelişmeler karşısında daha etkin bir politika izlemesi gerektiği yönünde açık bir çağrı da yer aldı. Parti teşkilatı, Türkiye’nin yalnızca sözlü tepki vermekle yetinmemesi gerektiğini, siyasi, ekonomik ve diplomatik araçları daha güçlü biçimde kullanması gerektiğini belirtti.
Açıklamada, “Türkiye, sadece sözle değil; siyasi, ekonomik ve diplomatik tüm caydırıcı gücüyle mazlumun yanında yer almalıdır” ifadeleri kullanıldı. Bu bölümde, Türkiye’nin dış politika kapasitesine atıf yapılarak daha kararlı ve sonuç alıcı bir tutumun gerekli olduğu görüşü öne çıkarıldı.
Parti metninde ayrıca, İsrail’e yönelik değerlendirmelerde “İsrail ancak ve ancak güçten anlar” cümlesine de yer verildi. Bu ifade, açıklamanın en dikkat çeken ve sert üsluplu bölümlerinden biri olarak öne çıktı.
İran ve Lübnan’daki gelişmeler de gündemdeydi
Saadet Partisi açıklamasında yalnızca Gazze değil, İran ve Lübnan’daki son gelişmeler de gündeme taşındı. Metinde, İran topraklarına yönelik saldırılar ile Lübnan’da sivillerin hedef alındığı iddia edilen saldırıların, bölgeyi daha geniş çaplı bir çatışma ortamına sürükleme riski taşıdığı belirtildi.
Açıklamada bu gelişmeler, “bölgemizi topyekûn bir ateş çemberine sürükleme projesinin son halkası” olarak nitelendirildi. Parti teşkilatı, mezhep temelli ayrışmaların ve etnik gerilimlerin bölgede yeni kırılmalara yol açabileceğini belirterek bu tür fay hatlarının reddedilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu çerçevede yapılan değerlendirmede, emperyalizm ve siyonizm kavramları üzerinden bölgesel gelişmelere dair ideolojik bir çerçeve sunulurken, ekonomik ambargoların da halklar üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıldığı ifade edildi. Açıklamada, yalnızca askeri saldırıların değil, ekonomik yaptırımların da bir tür baskı ve kuşatma yöntemi olduğu savunuldu.
Mücadele ve dayanışma mesajı verildi
Saadet Partisi teşkilatı, açıklamanın son bölümünde ise mücadele vurgusunu ön plana çıkardı. Gazze’deki saldırılar sona erene, Mescid-i Aksa üzerindeki baskılar kalkana ve bölgedeki dış müdahaleler son bulana kadar tepkilerini sürdüreceklerini belirten parti yetkilileri, bu sürecin vakar ve sükûnet içinde yürütülmesi gerektiğini de ifade etti.
Açıklamada, “Bizler provokasyonlara gelmeden, vakar ve sükûnet içerisinde, birleştirici bir dille haykırıyoruz: Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur” denildi. Aynı metinde, mazlumlarla dayanışma mesajı yinelenirken, “Zafer inananlarındır ve zafer yakındır” ifadesiyle açıklama sona erdi.

Öne Çıkan Başlıklar
Saadet Partisi’nin 27 Mart 2026 tarihli açıklamasında öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı:
Gazze’de süren saldırılara karşı uluslararası tepkilerin yetersiz olduğu savunuldu.
Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın Müslümanlar açısından taşıdığı önem yeniden vurgulandı.
Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve diplomatik araçlarla daha aktif bir tutum alması gerektiği belirtildi.
İran ve Lübnan’daki gelişmelerin bölgesel çatışma riskini büyüttüğü ifade edildi.
Mezhep ve etnik ayrışmalar üzerinden yürütülen siyasetin reddedildiği kaydedildi.
GARABEY
Saadet Partisi Tarafından Yapılan Açıklamanın Tam Metni Şöyle:
“Değerli Basın Mensupları,
Aziz Milletimiz,
Yüreği Mazlumlarla Atan Vicdan Sahibi Kardeşlerim;
Bugün burada sadece bir basın açıklaması yapmak için değil; başta İslam coğrafyası olmak üzere dünyanın dört bir yanını saran zulüm ateşine karşı birer İbrahimî damla olmak ve mazlumun kimliğine bakmaksızın onunla omuz omuza durduğumuzu tüm dünyaya ilan etmek için toplandık.
Millî Görüş hareketi olarak bizler, tarih boyunca olduğu gibi bugün de coğrafya, mezhep ve kimlik ayrımı yapmaksızın; zalimin karşısında elif gibi dimdik duruyoruz.
Aylardır dünyanın gözü önünde, tarihin kaydedebileceği en vahşi, en alçak soykırımlardan biri Gazze’de işlenmektedir. Bebeklerin süt kokusuna barut kokusunun karıştığı, annelerin feryadının arşı titrettiği bu mübarek topraklar; bugün sözde modern dünyanın sahte “insan hakları” maskesinin düştüğü yerdir.
Gazze bugün sadece bir coğrafi bölge değil; imanın, direnişin ve topyekûn insanlık onurunun son kalelerinden biridir. Şunu herkes bilsin ki: Gazze’de dökülen her damla kan, bu zulme sessiz kalanların vicdanına sürülmüş kara bir lekedir. Bu katliam durana, abluka tamamen kalkana dek durmayacağız, susmayacağız!
Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Katılımcılar;
Onurumuz, kırmızı çizgimiz ve ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa, bugün işgalci postalları altında zincirlenmiştir. Bu zincirler sadece taş duvarlara değil; Müslümanların ibadet hürriyetine ve tüm insanlığın inanç kutsiyetine vurulmuş bir prangadır.
Unutulmasın ki; Kudüs zincirliyse İslam coğrafyası esirdir. Biz Saadet Partisi teşkilatları olarak gür bir sesle haykırıyoruz: Kudüs özgürleşmeden dünya huzura kavuşamaz; Mescid-i Aksa’nın zincirleri kırılmadan, insanlık prangalarından kurtulamaz.
Değerli arkadaşlar
Siyonizmin pervasızlığına karşı sadece “kınama” mesajları yayınlamak yetmez!
Zulme karşı sadece "üzüntü" beyan etmek, bu ateşi söndürmez!
Türkiye, sadece sözle değil; siyasi, ekonomik ve diplomatik tüm caydırıcı gücüyle mazlumun yanında yer almalıdır.
Çünkü İsrail ancak ve ancak güçten anlar.
Aziz Hemşehrilerimiz;
Komşumuz İran topraklarına yönelik gerçekleştirilen saldırılar,
Kardeş Lübnan’da sivil halkın üzerine yağan bombalar, terör şebekesinin bölgemizi topyekûn bir ateş çemberine sürükleme projesinin son halkasıdır.
Bizler; emperyalizmin ve siyonizmin önümüze koyduğu mezhep fitnesini ve etnik kışkırtmaları reddediyoruz.
Bilinmelidir ki emperyalizm sadece bomba yağdırmaz; ekonomik ambargolarla ve finansal terörle halkları açlığa mahkûm ederek diz çöktürmeye çalışır. Bizim lügatimizde "tarafsızlık" yoktur! Biz safı belli olanlarız; biz hakikatin tarafındayız! Zulüm kimden gelirse gelsin karşısında, mazlum kim olursa olsun yanındayız.
- Gazze’deki vahşet son bulana dek,
- Mescid-i Aksa’yı çevreleyen zincirler kırılana dek,
- Emperyalizmin kirli eli coğrafyamızdan çekilene dek;
Mücadelemiz, azmimiz ve kararlılığımız artarak devam edecektir!
Bizler provokasyonlara gelmeden, vakar ve sükûnet içerisinde, birleştirici bir dille haykırıyoruz: Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur!
Buradan tüm dünyaya sesleniyoruz: Mazlumların gözyaşı, zalimlerin saltanatını mutlaka yıkacaktır. Kudüs’ün özgürlüğü ve İslam coğrafyasının selameti için bütün gücümüzle çalışmaya, hakkı ve hakikati haykırmaya devam edeceğiz.
Zafer inananlarındır ve zafer yakındır”
Yorumlar
Kalan Karakter: