Sarılmanın yalnızca duygusal bir yakınlık değil, aynı zamanda insan bedenini doğrudan etkileyen güçlü bir biyolojik düzenleyici olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, güvenli ve rızaya dayalı fiziksel temasın sinir sistemi üzerinde sakinleştirici bir etki oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikologu İpek Erol, sarılmanın beyin ve sinir sistemi açısından temel bir güven sinyali olduğunu belirterek, bu temasın bedende stres tepkisini baskıladığını ifade etti.
Sarılma sırasında oksitosin hormonunun salınımının arttığını aktaran Erol, aynı anda stres hormonu olarak bilinen kortizol seviyesinin düştüğünü söyledi. Bu süreçle birlikte kalp atışlarının yavaşladığını, nefesin derinleştiğini ve kas gerginliğinin azaldığını vurgulayan Erol, sarılmanın bedeni biyolojik olarak ‘tehlike geçti’ moduna taşıdığını dile getirdi.
Sinir sistemi sarılmayla gevşeme sürecine giriyor
Sarılmanın özellikle parasempatik sinir sistemini aktive ettiğini ifade eden Erol, bu sistemin bedenin dinlenme ve onarım mekanizması olduğunu belirtti. Günlük yaşamda sürekli tetikte olan sinir sisteminin, güvenli bir temasla kısa sürede regülasyona girebildiğini söyleyen Erol, sarılma sonrası hissedilen rahatlamanın yalnızca psikolojik değil, biyolojik bir karşılığı olduğuna dikkat çekti.
Zorlayıcı dönemlerde sözel destekten daha hızlı etki edebiliyor
Yalnızlığın beyinde tehdit algısını artıran bir durum olduğunu belirten Erol, fiziksel temasın azalmasının sosyal güvenlik sinyallerini zayıflattığını söyledi. Sarılmanın ise bu sinyalleri yeniden aktive ederek kişiye ‘yalnız değilsin’ mesajı verdiğini ifade eden Erol, özellikle duygusal zorlanma dönemlerinde sarılmanın sözel destekten bile daha hızlı yatıştırıcı etki gösterebildiğini aktardı.
Çocuklarda sarılma, duygu düzenlemenin temelini oluşturuyor
Sarılmanın çocukların gelişen sinir sistemi için kritik bir rol oynadığını vurgulayan Erol, güvenli ve tutarlı fiziksel temasın çocuklarda stres sisteminin sağlıklı çalışmasına katkı sağladığını belirtti. Sarılan çocuğun duygularının fark edildiğini hissettiğini söyleyen Erol, bu deneyimin duygu düzenleme becerilerinin gelişimini desteklediğini ifade etti.
Bu çocukların ilerleyen yaşlarda duygularını daha iyi tanıyabildiğini ve sakinleşme becerilerinin daha güçlü olduğunu belirten Erol, sarılmanın çocuk beyninde güven ve sakinlik duygusunu besleyen güçlü bir düzenleyici olduğunun altını çizdi.
Rıza yoksa sarılma iyileştirici olmuyor
Sarılmanın etkili ve sağlıklı olabilmesi için rıza ve güvenin temel şartlar olduğunu vurgulayan Erol, istenmeyen, zorlayıcı ya da sınır ihlali içeren temasın tam tersine stres sistemini aktive edebileceğini söyledi.
‘Sarılabilir miyim?’ gibi basit bir sorunun bile bedene saygıyı öğrettiğini belirten Erol, zamanlama, temasın süresi ve yoğunluğunun da önemli olduğunu ifade etti. Sarılmak istemeyen bireyler için el tutma, yanına oturma veya göz teması gibi alternatiflerin tercih edilebileceğini söyledi.
Erol, sarılmanın her bireyde aynı etkiyi yaratmadığını belirterek, nörobiyolojik yatıştırıcı etkinin ancak kişinin kendini güvende hissettiği durumlarda ortaya çıktığını vurguladı.
GARABEY
Yorumlar
Kalan Karakter: