Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçılar Birliği (IAOM) Avrasya Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, 2025 yılı buğday sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin on yıldır aralıksız şekilde dünya un ihracat şampiyonu olduğunu hatırlatan Ulusoy, bu başarının bu yıl da süreceğini belirtti.
Un ihracatında hedef 3 milyon tonu aşmak
Geçtiğimiz yıl 3 milyon 60 bin ton un ihracatıyla 1 milyar 160 milyon dolar gelir elde eden sektör, yeni sezona da güçlü başladı. Dr. Ulusoy, bu yıl yaklaşık 18 milyon tonluk buğday rekoltesi beklediklerini ifade ederek, “Buğdaylarımız bu sezon yeterince kaliteli. İthalatımız da açık. Hedefimiz, yine 3 milyon tonluk un ihracatına ulaşmak” dedi.
Türkiye'nin yıllık un üretim kapasitesinin 32 milyon ton olduğunu belirten Ulusoy, bu kapasitenin yaklaşık 13 milyon tonluk kısmının hem yurt içi hem de ihracat için kullanıldığını söyledi. Türkiye, dünya un ihracatında yüzde 23 pay alarak her dört un paketinden birine imza atıyor.
Kuraklık var ama kötü senaryo değil
Dr. Ulusoy, geçen yıllara göre daha kurak bir sezonla karşı karşıya olunduğunu ancak bu durumun üretimi olumsuz etkileyecek düzeyde olmadığını vurguladı. “Buğday açısından en kötü senaryoyu yaşamıyoruz. Kalite yüksek. Sektörde kapasite artırıcı yatırımlar da devam ediyor” ifadelerini kullandı.
İstanbul, un sanayisinin buluşma noktası olacak
IAOM Avrasya Bölge Başkanlığı’nın organizasyonuyla, 3-6 Eylül 2025 tarihleri arasında İstanbul’da önemli bir buluşma gerçekleşecek. Hilton İstanbul Bomonti Hotel’de düzenlenecek olan 4. IAOM Eurasia Konferans ve Sergisi, 32 ülkeden un, makarna, yem, bulgur üreticileri ile değirmen makinaları ve ekipman tedarikçilerini bir araya getirecek.
Bu yılki etkinliğin ana teması ise ‘Tarımda kadının yeri’ olarak belirlendi. Konferans, sadece teknolojik gelişmeleri değil, tarımın sosyal boyutlarını da ele alacak.
Türkiye'nin potansiyeli yüksek
Dünya genelinde değirmencilik sektöründe kapasite kullanım oranı yüzde 65 seviyelerindeyken, Türkiye’de bu oran yüzde 49 civarında. Bu da sektörde hâlâ önemli bir atıl kapasite olduğunu gösteriyor. Bu potansiyelin doğru politikalarla harekete geçirilmesi hâlinde, Türkiye’nin küresel pazardaki gücünü daha da artırması bekleniyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: