Yeniçağ Gazetesi yazarı Ahmet Takan, ‘İçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir’ başlıklı yazısında, sıcak siyaset gündeminden bilinçli bir kopuş yaparak tarih üzerinden önemli mesajlar verdi. Osmanlı’da kuruluştan XVI. yüzyıla kadar atama, terfi ve azil sistemini inceleyen akademik bir makaleden alıntılar yapan Takan, devlet yönetiminde liyakat ilkesinin hayati rolüne dikkat çekti.
Beylikten Devlete: Liyakat ve Sadakat Dönemi
Takan’ın aktardığına göre, Osmanlı’nın beylik döneminde aşiret geleneği ön plandayken, devletleşme süreciyle birlikte merkeze bağlı idareciler atanmaya başlandı. Sadakat ve liyakat esas alındı. Medreselerin kurulmasıyla birlikte idareci sınıfının yetiştirilmesine özel önem verildi.
Fatih Sultan Mehmed döneminde çıkarılan kanunnamelerle atama ve terfi süreçleri kurumsal bir zemine oturtuldu. Bürokrasi; hiyerarşi, disiplin, liyakat ve sadakat esaslarına göre şekillendi. Güçlü devlet anlayışının temelinde nitelikli kadrolar yer aldı.
XVI. Yüzyılın İkinci Yarısında Bozulma
Yazıda özellikle Kanunî Sultan Süleyman’ın saltanatının ikinci yarısından itibaren bürokraside yaşanan değişime vurgu yapılıyor. Valide sultanların etkisi, saray içi hizipler, iltimas ve rüşvet gibi unsurların atama süreçlerinde belirleyici hale gelmesiyle sistemin zedelendiği ifade ediliyor.
‘İşe göre adam’ anlayışının yerini ‘adama göre iş’ anlayışına bırakmasının, bürokraside çözülmenin başlangıcı olduğu aktarılıyor. Merkez ve taşrada tecrübe kazanmadan yapılan azillerin devlet işleyişinde ciddi tahribata yol açtığı belirtiliyor.
Kurumsal Çözülmenin İşaretleri
Ahmet Takan’ın yazısında dikkat çekilen bir diğer husus ise taşrada yaşanan kanunsuzluklar ve Divân-ı Hümâyûn’a yapılan şikâyetler. Adaletnâme ve kanunnameler çıkarılsa da uygulamadaki keyfiliklerin sistemin bozulmasına engel olamadığı vurgulanıyor.
Medreselerin çağın gereklerine uygun şekilde ıslah edilememesi, vizyon ve misyon sahibi kadroların yetiştirilememesi ise çözülmenin temel sebepleri arasında gösteriliyor.
Devlet ve Liyakat Mesajı
Takan, yazısında tarihsel örnekler üzerinden devletin müesseselerle, müesseselerin ise nitelikli ve sadık yöneticilerle ayakta kalabileceği mesajını veriyor. XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kanun ve teamüllerden uzaklaşılarak yapılan keyfi atamaların, siyasi yapının içten içe zayıflamasına zemin hazırladığı ifade ediliyor.
Ahmet Takan’ın kaleme aldığı yazının tamamına Yeniçağ Gazetesi’nin köşe yazıları bölümünden ulaşılabilirsiniz
Yorumlar
Kalan Karakter: