Türk milletinin bağımsızlık iradesini ve tarih şuûrunu mısralara taşıyan İstiklâl Marşı’nın kabulünün 105. yılı vesilesiyle, bu alanda önemli çalışmaları bulunan Şâir-Yazar M. Halistin Kukul ile konuştuk. Millî Mücâdele yıllarının zorlu şartlarından marşın millet hayatındaki yerine kadar pek çok başlığın ele alındığı mülâkatta, tarihî hafızanın canlı tutulmasının önemi vurgulandı.
MÜLÂKAT: RAMAZAN ÇAĞLAR
ÇAĞLAR: Sayın Hocam, Türk İstiklâl Marşı hakkında en çok yazanlardan birisiniz. Bu konuda, ayrıca, sizinle birkaç da mülâkat yaptım. Buna rağmen, her yıldönümünde, insan, ondan bahsetmek istiyor. Bu görüşüme katılır mısınız?
KUKUL: Çok isâbet buyurdunuz..Gerçekten de İstiklâl Marşı’mız hakkında çok yazdım..İnsan, onu, okudukça okumak istiyor. Fikrî yapısının üstünlüğü sebebiyle de, önemine binâen, üzerinde düşünmek gerekiyor…Hatırlamak bakımından, makalelerimden bâzı başlıklar arzedeyim: İstiklâl Marşı’nın Dil Yapısı (Türk Edebiyatı Dergisi, Mart-2003); Millî ve İslâmî Unsurlar Açısından Türk İstiklâl Marşı (Millî Kültür Dergisi, Eylül 1987); Tarih Sosyolojisi Açısından Türk İstiklâl Marşı (Erciyes Dergisi, Şubat 2006); Türk İstiklâl Marşı’nda Millî Tarih Şuuru (Çağrı Dergisi, Mayıs 2008) başlıklı makalelerim, görüldüğü üzre, Türkiye’mizin önemli fikir ve edebiyat dergilerinde yayınlandı.
İnsan; onu her okuyuşta, Millî Mücâdele’nin en hararetli zamanlarını hatırlayarak tâzeleniyor. Düşününüz; Osmanlı Türk Cihan Devleti’nin son dönemleri hep savaşlarla geçti.
Balkan Harbi, Çanakkale ve Kafkas cephesindeki kayıplarımız…Sâdece bunlar değil, Anadolu, baştanbaşa yangın yeri… Nihâyet, biliyoruz ki, 19 Mayıs 1919 târihinde Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa, Millî Mücâdele’yi başlatıyor..
Bir televizyon kanalında (Kanal/D) söylemiştim: 19 Mayısın önemini anlamak için, 18 Mayıs’ı iyi tahlil etmek gerekir.
ÇAĞLAR: Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışıyla tarih değişti mi demek istiyorsunuz?
KUKUL: Zâten, tarih, her saniye değişiyordu. Düşününüz ki, Samsun’da İngilizler cirit atıyordu…İzmir’e Yunanlılar çıkmış, Maraş Antep, Adana, Urfa Fransızlarla doluydu..İstanbul, yâni payitaht/başşehir, İngiliz işgalindeydi..Karadeniz Bölgesinde, Samsun-Giresun-Trabzon hattında Pontus eşkıyaları kol geziyordu..Benim, 18 Mayıs dediğim şey, kabaca, budur..
ÇAĞLAR: Peki, böyle bir ortamda, bir marş yazmak düşüncesi nereden çıktı; İstiklâl Marşı’na ihtiyaç mı duyuldu?
KUKUL: Milletin azmini, bir başka cepheden yükseltmek gerekiyordu….Böyle bir Marşın gerekli olduğu düşünüldü ve bundan 105 sene önce, Mehmet Âkif Ersoy tarafından yazılarak, 12 Mart 1921 târihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde okunarak alkışlarla kabul edildi.
ÇAĞLAR: İstiklâl Marşı, milleti birleştirici unsur olarak da önemli olmalı, değil mi?
KUKUL: Elbette çok önemliydi, hâlâ da önemli..O günlerden, bugün de ibret almalı, ders almamız gerekir..…Başta Mustafa Kemal Paşa ve komuta heyeti olmak üzere, bâzı şâir ve edibler, mahalli unsurlar hep harbin içindeydi..Bunların herbirinin yeri, ayrı ve önemlidir…Şerife Bacı’dan, Şahin Bey’e, Kara Fatmalar’dan, Gördesli Makbule’ye, Karayılan’a, Topal Osman Ağa’dan Gediz Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi’ye kadar daha niceleri..
Bu şartlar altında Mustafa Kemal Paşa tarafından verilen iki emir de çok önemlidir…
Birincisi; 26 Ağustos 1921 târihli olup şöyledir: ‘Hattı müdafa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanı ile ıslanmadıkça terk edilemez’.
Diğeri ise, 1 Eylül 1922 târihli olup, nihaî karar olan: ‘Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!’dir.
ÇAĞLAR: Demek ki; 1921’li ve 1922’li yıllar çok çetin yıllardır. Bu durumda; İstiklâl Marşı, halka bir heyecan ve ümit ışığı vazifesi görmüş olmalı?
KUKUL: Elbette…Düşününüz ki, millet yokluk içinde…Koca Anadolu kavruluyor…Yakmalar, yıkmalar, katliamlar, tecâvüzler her cepheden akıl almaz biçimde…Yıllardan beri, bütün gençlik âdeta kırılmış vaziyette…Bütün bunlara rağmen, ‘sathı müdafaa…’ canhıraş devam etmektedir.
Daha evvelce de yazdım: Türk İstiklâl Marşı, -az rastlanan, değil- emsaline rastlanmayan bir ‘Şahlanış Destanı’dır, ‘şaheser’dir!..Bununla birlikte, Orhun Kitâbeleri’ni de iyi tahlil etmemiz gerekir…Bunlar, Türk millî şuurunu yaşatan ve yaşatacak olan en güçlü vesikalarıdır.
Dînî, millî, târihî ve kültürel bütün değerlerimiz onlara cap-canlıdır!..
Meselâ İstiklâl Marşı’mızdaki, sâdece:
‘Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!’
Mısraları bile bunu ispat için kâfidir..
ÇAĞLAR: Teşekkür ederdim, Hocam. Son olarak ne söylersiniz?
KUKUL: Millî Marş çok önemlidir. Mensup olduğu milleti temsil eder, o millete tarih şuuru kazandırır ve geleceğe ümit aşılar. Şunu da ifade edeyim ki, başka millî marşlarda, ‘bizimkindeki’ coşkunluğu ve mâna derinliğini görmeniz mümkün değildir..
Son söz olarak şunu söyleyebilirim ki; Millî Şâirimiz Mehmet Âkif, son günlerini geçirdiği hasta yatağında, kendisine sorulan bir soruya şöyle cevaplandırmıştır:
‘Allah, bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazılacak günleri göstermesin!..’
Elbette ki, bizlere de, kendisine rahmet dileyerek, ‘Âmin!’ demek düşer!..
KapsamHaber
Yorumlar
Kalan Karakter: