Kıskançlık, insan doğasının en temel duygularından biri olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, her bireyde görülebilen bu duygunun, doğru yönetilmediğinde ilişkileri zedeleyebileceği konusunda uyarıyor. Özellikle çocukluk döneminde yaşanan deneyimlerin, kıskançlık eğilimini doğrudan etkilediği belirtiliyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 26 Nisan Dünya Kıskançlık Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, kıskançlığın psikolojik temellerine ve günümüzdeki yansımalarına dikkat çekti.
Kıskançlık doğuştan geliyor
Klinik Psikolog Cumali Aydın’a göre kıskançlık, kişinin değer verdiği bir ilişkiyi ya da sahip olmak istediği bir şeyi kaybetme ihtimali karşısında ortaya çıkan doğal bir duygusal tepki.
Aydın, bu duygunun çoğu zaman korku, öfke ve kaygı ile birlikte yaşandığını belirterek, kıskançlık ile haset arasındaki farkın iyi anlaşılması gerektiğini vurguluyor.
Sosyal medya kıskançlığı artırıyor
Günümüzde kıskançlığı tetikleyen en önemli unsurlardan biri de sosyal medya. İnsanların başkalarının hayatlarının en iyi anlarını görerek kendilerini kıyasladığını belirten Aydın, bu durumun yetersizlik duygusunu artırdığını ifade ediyor.
Uzmanlara göre, bireyler çoğu zaman kendilerinden daha iyi durumda olduğunu düşündükleri kişilerle kıyaslama yapıyor ve bu durum kıskançlık duygusunu derinleştiriyor.
Çocukluk deneyimleri belirleyici
Kıskançlığın en güçlü temelleri ise çocukluk döneminde atılıyor. Uzmanlara göre, özellikle bağlanma biçimleri bu süreçte kritik rol oynuyor.
Güvenli bağlanma geliştiren bireylerin ilişkilerde daha dengeli davrandığı, güvensiz bağlanma yaşayan bireylerin ise terk edilme korkusu nedeniyle daha yoğun kıskançlık yaşayabildiği belirtiliyor.
Çocuklukta sürekli eleştirilen ya da başkalarıyla kıyaslanan bireylerin de ilerleyen yaşlarda kıskançlık eğiliminin daha yüksek olduğu ifade ediliyor.
Belirtiler çoğu zaman fark edilmiyor
Kıskançlık her zaman açık şekilde ortaya çıkmıyor. Uzmanlar, bu duygunun çoğu zaman dolaylı davranışlarla kendini gösterdiğine dikkat çekiyor.
Başkalarının başarılarını küçümsemek, sürekli eleştirmek, alaycı ifadeler kullanmak ya da ilişkilerde aşırı kontrolcü davranışlar sergilemek, kıskançlığın en yaygın belirtileri arasında yer alıyor.
Kontrolsüz kıskançlık tehlikeli
Kıskançlık duygusunun yoğunlaşması ve sürekli hale gelmesi durumunda psikolojik bir sorun haline gelebileceği belirtiliyor.
Uzmanlara göre, temelsiz suçlamalar, aşırı kontrol davranışları ve gerçeklikle bağın zayıflaması gibi durumlar profesyonel destek gerektiriyor.
Doğru yönetildiğinde faydaya dönüşebilir
Uzmanlar, kıskançlığın tamamen olumsuz bir duygu olmadığını da vurguluyor. Doğru şekilde ele alındığında bu duygu, kişisel gelişim için bir motivasyon kaynağına dönüşebiliyor.
Aydın’a göre, ‘Neden onda var?’ yerine ‘Ben ne öğrenebilirim?’ sorusunu sormak, bu dönüşümün en önemli adımlarından biri.
Kıskançlık aslında bir mesaj veriyor
Uzmanlara göre kıskançlık çoğu zaman bireyin neyi arzuladığını gösteren bir işaret niteliği taşıyor. Bu nedenle duyguyu bastırmak yerine anlamak ve doğru yönlendirmek büyük önem taşıyor.
Kendi değerlerini fark eden, hedeflerini netleştiren ve sahip olduklarına odaklanan bireylerin kıskançlık duygusunu daha sağlıklı yönettiği belirtiliyor.
Garabey
Yorumlar
Kalan Karakter: