38 yaşındaki Sedat Şahin, yıllarca kurumsal plazaların soğuk ışıkları altında, bitmeyen mailler ve teslim tarihleri arasında sıkışmış bir hayat sürdürdü. Çalıştığı her gün, belki de hiç gitmeyeceği tatiller için para biriktirirken; hayatının, sayısız Excel hücresine bölündüğünü ama bu hücrelerin içinin tamamen boş olduğunu fark etmesi yalnızca bir an aldı. O an, her şeyin başlangıcıydı.
Bir gün masasının başında, ekrana yansıyan rakamlara bakarken hayatını değiştirecek kararı verdi: İstifa etti. Bir sırt çantası aldı ve yola çıktı. Ama en ilginç olanı, fotoğraf makinesini evde bırakmasıydı. Şahin’e göre lens kapağıyla uğraşmak, Floransa sokaklarında rastladığı bir sanatçının gözlerindeki hüznü kaçırmaktı. Paris’te Eyfel Kulesi’nin önünde selfie çekmek, rüzgârın taşıdığı taze kruvasan kokusunu hissetmesini engelliyordu.
Onun için yolculuk, kaydedilecek bir görüntü değil; yaşanacak bir deneyim, duyulara işlenecek bir hatıraydı. Bu nedenle açtığı site bir seyahat rehberi değil. En ucuz bileti, en doğru otobüs numarasını, en iyi manzara noktasını burada bulmak mümkün değil. Çünkü Sedat Şahin’in amacı, turistik bir liste sunmak değil; kendi duyularının filtresinden geçen Avrupa’yı aktarmak.
Bu platformda okuyucular, onun gördüğü renkleri, duyduğu sesleri, tattığı lezzetleri ve hissettiği duyguları keşfedecek. Belki de gerçek yolculuğun, bir kamera vizöründe değil; insanın kendi içinde başladığını fark edecekler.
Kaynak: www.sedatsahin.com

Yorumlar
Kalan Karakter: